Yaşar Paşa'yı uğurlarken

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Terörle mücadelede en önemli unsurların başında olan, Jandarma’nın genel komutanlığını yapan Orgeneral Işık Koşaner’in görev devir teslim töreninde AB Uyum Yasaları sebebiyle güvenlik güçlerinin yetkilerinin sınırlı kaldığına dair görüşleri haber bültenlerinde geniş yer buldu. Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevine getirilen Işık Koşaner Paşa’nın olağanüstü bir olay olmazsa iki yıl sonra da Genelkurmay Başkanı olacağı biliniyor. Dolayısıyla Işık Paşa’nın sözleri kendi şahsi sözlerinin değil, TSK’nın düşünceleri olduğu bilinmelidir.
Kendi adıma yıllardır Yeniçağ gazetesindeki sütunumda defalarca dile getirdiğim ve gazete olarak hassasiyet gösterdiğimiz AB uyum yasaları adı altındaki teslimiyete karşı alınan bu tavır doğrusu yeni değildir. Birkaç gün sonra emekliye ayrılacak ve daha uzun yıllar unutulmayacak olan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da bunları defalarca dile getirmişti.
Ünlü Şemdinli davasından sonra kendisinden çok şey beklenen Büyükanıt bazı kesimlerde hayal kırıklığı yaratmış gibi görünse de alışılagelmiş komutan yapısından farklı olduğu için ordu tarihinde haklı yerini alacaktır. Hürriyet’te Cüneyt Ülsever, “Büyükanıt’ı uğurlarken” başlıklı yazısında 27 Nisan 2007 açıklamasından sonra Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesini protesto ederek Büyükanıt’ın istifa etmesi gerektiğini yazmış.
Ülsever, Büyükanıt’ın istifa etmesi halinde ‘belirli çevrelerin kahramanı, büyük çevrelerin de saygı duyduğu, kısacası devlet adamı olurdu “derken satır aralarındaki belirli çevreler kelimesinin içini zihninde nasıl doldurdu bilemem. Benim bildiğim ve çocukluk yıllarımdan itibaren bildiğimse Türk Silahlı Kuvvetleri’nde rütbesiz erden mareşale kadarki rütbelerde olan her personel yasalarla kendilerine verilen görevi yerine getirmekle yükümlüdür”, yani belirli çevrelere şirin görünmek, bazılarının gözünde kahraman olmak gibi bir niyeti söz konusu olamaz.
Büyükanıt’ın hiç mi kabahati yoktur? Beşer şaşar her insan gibi bireysel kabahatleri vardır. Ancak benim için ölçü görev sorumluluklarını tam olarak yerine getirip getirmediğidir. Daha önceki yazılarımda ifade ettiğim gibi Yaşar Paşa’yı Kuleli Askeri Lisesi, Kara Harp Okulu ve Diyarbakır Kolordu Komutanlığı görevlerinden bu yana tanır ve yakından takip ederim. Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ü pasiflikle suçlayanlar Büyükanıt’tan daha fazla şey beklemiş olabilir. Yaşar Paşa basın ve halkla ilişkilerde daha önceki dönemlere nisbetle daha fazla önem vermesi, halkla ilişkilerde ciddi mesafe kat etmesinde son derece başarılıydı. Ancak gece yarısı aceleye gelen biraz acemice kaleme alınan açıklamalar onun sorumluluğunda olduğu için eleştirilmiştir. Ufuk çizgisinde defalarca ifade ettiğim “liderler ve komutanlar sadece yaptıklarından değil, yapamadıklarından sorumludur” sözü herkes için geçerlidir.
Yaşar Büyükanıt paşa üniformasını çıkarıp gardırobuna asarken her gece yıllarca yaptığı gibi görev muhasebesini yapmıştır ve vicdanen rahattır.
Yaptıkları ve yapamadıklarıyla Yaşar Paşa belirli çevrelerce kahraman olarak görünmese de benim gözümde adam gibi adamdır. Dahası liboş çevrelerce devlet adamı olarak görülmemiş olsa da kelimenin tam anlamıyla devlet adamı olduğunu defalarca kanıtlamıştır.
Uzun sözün kısası görevdeyken randevu alabilmek için kırk takla atanların emekli olduğunda haksız eleştirilerle örselemeye kalkışması canımı sıkıyor.
Güle güle paşam, yine görüşeceğiz, bazı çevrelere rağmen yine beraber olacağız.

Not: Can Dost Arslan Bulut’un saygıdeğer babasının  vefatını üzüntüyle öğrendim.   Merhuma Allah’tan rahmet, Bulut ailesine ve Türk milliyetçilerine başsağlığı diliyorum.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş