Yaşasın İkinci Cumhuriyet!

A+A-
Altemur KILIÇ
Radikal yazarı Haluk Şahin der ki: “22 Temmuz, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ’eski dönem’in bittiği gün olarak ilan edilebilir. O gün halkın oylarıyla Eski Türkiye’ye son verilmiş, Yeni Türkiye dönemine girilmiştir... ’Yıkımın’ya da ’diriliş’in, başlangıcı olarak nitelenecektir!” Bunun Türkçesi, Atatürk’ün Cumhuriyeti, bitmiş “yıkılmış” ve -diriliş- 2. Cumhuriyet başlamıştır. AB’nin bir süredir yapmaya uğraştığını, yani “Birinci Cumhuriyeti” yıkmayı AKP, Avrupalıların ve ABD’nin desteğiyle “Demokrasi tramvayında” başarmıştır. “İkinci Cumhuriyetçi” Mehmet Altan ve şürekâsı, şimdi kına yakıyorlar, bayram ediyorlar! 41 pare top ve havai fişekler eksik! 29 Ekim’deki bayram artık kadük! Atatürk’ün fotoğrafları, artık Avrupalıların istedikleri gibi, duvarlardan indirilir, heykelleri de, ANITKABİR “müzesine” kaldırılabilir! Haluk Şahin kusura kalmasın, ben-bizler, Cumhuriyetin feyziyle yetişen Atatürk kuşakları “1. Cumhuriyeti” kendileri gibi, “zamanına özgü bir proje” olarak değerlendiremiyoruz! Atatürk’ün “ilelebet payidar olacağına” inandığı bu Cumhuriyeti, Türk gençliğine emanet etmesini ciddiye almıştık! Bizim kuşağımız için “Birinci Cumhuriyet” in; Fransa’nın, 1. 2. 3 ve bilahare diğer Cumhuriyetlerinden, Almanya’nın da “Reich” ından farklı, kutsal önemi var! Şahin “... ’Ulusal’ Eski Türkiye projesini saf dışı bırakan Yeni Türkiye, bir ’dünya çapında proje’ olarak tasarımlanıyor ve biçimlendiriliyor” diyor ve ekliyor, “Eski düzenin çok titizlendiği ’Cumhuriyet değerleri’nin yerine, dünyaya açılma, insan hakları, saydamlık, demokrasi gibi yeni değerler konuyor... Bu yeni düzenin rehberi 19. yüzyıldan bu yana çok hırpalanmış olan pozitif bilim değil, küresel sermaye.” Bir zamanlar, “laikliğe-Atatürkçülüğe” methiyeler yapan Haluk Şahin, diğer yapay Cumhuriyetçiler gibi bu “değişimden” adeta memnun. Ancak onlar, bu 2. Cumhuriyet döneminde, insanlarımızın yaşam tarzlarının ve genellikle eğitimin geriye gitmesinden de memnun olacaklar mı? Yoksa zaman ve zemin icabı bunları kabullenecekler mi? Gene Şahin “Dizginlerin ellerinden çıktığını fark eden eski elitlerin kendilerini koruma refleksleri ulusalcılık, korumacılık, içe kapanmacılık ve yabancı düşmanlığı şeklinde dışa vurdu” diyor ve ekliyor; “22 Temmuz’da halk, sadece CHP’yi ve merkezi bürokrasiyi değil, eski Türkiye’nin İslamcılık modelini temsil eden Erbakan’ı da ret ederek, ağırlığını yeni dünya çapında projeden yana koydu” diyor. Erbakan’la, Erdoğan arasında ne fark var? “Takiye” , Ramsey kostüm ve Versaje kravatlardan başka... [B]Füze![/B] Şahin, “artık rampasından fırlayan -fırlatılmış- füzenin hangi yörüngeye oturacağını” bilmiyor. Hiç merak etmesin, “füzenin” hangi yörüngeye oturacağı, 31 Mart 1909’da “şeriat isteriz” diye ayaklanan bu, “mâalumdan” malum! Ali Bayramoğlu “mâalumlar” ı açıklıyor. Ona göre; “2007 güzünde sadece devletçi, içe kapanmacı, statükocu bir kast düzenine itiraz edilmekle kalınmamış, devasa bir demokrasi sınavı vermiş, tarihinin en büyük ve en zengin demokrasi ittifakını gerçekleştirmiştir... AB projesine, reform politikalarına ve istikrara ’açık destek’, askeri müdahaleye ve irtica tehlikesi iddialarına ’açık ret’.” vb.. Bu kişiye göre, ülkemin orta sınıfı bu yolla yeni yapısını ortaya koymuş, AKP “İslami duyarlılığı yüksek ve muhafazakâr kesimlerin partisi olmayı aşan bir yapıya kavuşmuş, İslami kesim ve değişme sonucu kendi içinden, kendisini aşan merkez bir parti çıkarmış.” Gördünüz mü, şeriatın alafranga, bilimsel tefsirini? Ve Bayramoğlu askerlere “susun artık” diye meydan okuyor, son noktayı koyuyor! [B]Gelecek on yıllarda[/B] Atatürk, Cumhuriyetini gençliğe emanet etmişti. O “gençlik” bizlerle beraber bitti mi? Cumhuriyetin 10. yıldönümünde de “Sonsuzluğa akıp giden her on yılda, bu büyük ulus bayramını daha büyük onurla, mutluluklarla, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim” demişti. O “on yıllar” sona mı erdi? Önümüzdeki 29 Ekim’de neyi kutlayacağız. Ve “Artık 1. Cumhuriyet bitti” diye bayram edenler ne yapacaklar! Bugünkü “gaflet ve ihanet” 1919’dan daha kötü. Bu durumda bizler, susacak ve meydan okumalara boyun eğecek miyiz? Eğer susar ve boyun eğersek olacakları, yarın anlatmaya çalışacağım!
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları