Yaşasın istikrar

Yaşasın istikrar

"CUMHURBAŞKANLIĞI sistemi" adı altında bütün denge ve fren mekanizmalarından arınmış bir yeni sistem kurmanın gerekçesi "istikrarlı yönetime olanak sağlaması". 

Yani Başkan'ı seçeceğiz ve o memleketi canı istediği gibi yönetecek. Böylece de memlekete "istikrar" hâkim olacak, uçup gideceğiz!  

Aslına bakarsanız 14 yıldır memleketimiz böyle yönetiliyor. Bir kişi bütün kararları veriyor, hatta bazılarına "ne isteseler" bile verebiliyor, Meclis onun emrinde, yargı deseniz sözünden çıkmıyor. Yani tipik bir istikrar tablosu var. Ama nasıl olabiliyorsa bu istikrarlı ülkede, bazı askerler darbeye kalkıştılar. Uçaklar uçtu, tanklar yürüdü, masum insanlar öldü.  

Bu istikrarlı ülkede, hâkim ve savcıların neredeyse yarısı hapiste ya da açığa alındı. Polisin bir bölümü, askerin bir başka bölümü hapiste. Neredeyse pilot kalmadı. 

Bu istikrarlı ülkede, paranın değerini korumak mümkün olmuyor, dolar, TL karşısında her gün yeni bir rekor kırıyor!   Sadece geçtiğimiz ağustos ayında 465 bin kişi işini kaybetti.

Çalışabilir nüfusta her beş kişiden biri işsiz. Ama Allah'tan istikrar var!

(…)

Acaba daha istikrarsız bir ülke olsaydık nasıl olurdu?

(…)   Mesela Almanya! O kadar istikrarsız ki koalisyonla yönetiliyor.   Ya da Amerika. Orada da istikrarsızlık diz boyu. Başkan, kongrenin sıkı denetimi altında, yargıya cesaret edip de söz söyleyebilecek kimse yok.

Şimdi karar verin bakalım, hangi ülkede yaşamak, çocuğunuzu büyütmek istersiniz?

İstikrarlı Türkiye'de mi, istikrarsız parlamenter Federal Almanya'da mı, istikrarsız başkanlı ABD'de mi?

Mehmet Y. Yılmaz Hürriyet

***

Adalet ana yan koğuşta

------

Cumhuriyet gazetesi çizeri Musa Kart arkadaşımız diğer meslektaşlarımız gibi hiç haketmediği halde tutuklu olarak hapiste. Musa'nın karikatürleri her zaman hem FETÖ hem PKK'ya karşıydı. Sorgusunda da bunu örnekleriyle anlattı.

Ama dinleyen kim...

Musa kısa bir not göndermiş Silivri'den. Şöyle:

"Silivri'de Adalet Ana'yı gördüm, yan koğuşta yatıyor.

Avukatımla görüşmeye götürülürken karşılaştım Adalet Ana'yla, üzgündü...

İki yanında infaz koruma memurları...

Kendisine 'Kimsin sen, nesin sen, terbiyesize bak... Her yanın adalet olsa ne yazar' demişler.

Geçip giderken 'Üzülme bunlar da geçer' diyebildim!"

Melih Aşık Milliyet

***

TBMM o çocukları korumalıdır

--------

Mesele yalnızca çocuk yaşta "evlilik" adı altında yapılan çocuk cinsel istismarı da değil, Türkiye'nin geçmişinde hiç görülmemiş şekilde; okullarda hatta kreşlerde öğretmenlerin, çalışanların, aile içinde akrabaların, cezaevlerinde yetişkin mahkumların cinsel saldırısına uğrayan çocuklardır.

Bu tasarı Meclis'ten geçerse aile içinde 5-6 yaşında en yakınlarının cinsel saldırılarına uğrayan çocuklar ne olacak? Onları da aile büyükleriyle mi evlendirecekler?

Türkiye'de utanç verici bir başka saldırı türü ortaya çıkmış, zavallı sokak hayvanları bile insanlıktan çıkmış ahlaksızların cinsel saldırısına uğrayıp ölmeye başlamıştır.

Sorulması gereken soru; bu ülke bu felaketlerin daha da arttığını mı izleyecek, yoksa ağır cezalarla en kısa zamanda önleyecek mi?

Gelecek Salı tekrar Meclis'e gelecek olan bu tasarı asla kabul edilmemelidir.

Meclis'in görevi, okullarda ve her yerde "kadın ve çocuk tacizi-tecavüzü" suçunu işleyenlerin yakalanıp tutuklanmasını sağlamak, cezaları en ağır sınıra çıkarıp bunu duyurarak ve uygulanmasını sağlayarak tecavüzü önlemektir.

Hiçbir kurum ya da kişi istisna olmadan...

Güngör Mengi Vatan

***

ABD'de "damada" geçit yok

------

DONALD J. Trump, damadını Beyaz Saray ekibinin başına geçirmek istiyor ya...

Benim "Akraba-ı talukat" yönetimi dediğim şey yani... Hani Ortadoğu şeyhlik ve Baas yönetimlerinde gördüğümüz, bir devlet yöneticisinin, oğlunu, kızını, damadını, şusunu busunu devletin orasına burasına yerleştirme merakı.

* * *

Meğer Amerika'da bir "anti-nepotism kanunu" varmış.

 İngilizce adı şöyle: "Federal law, at 5 U.S.C. § 3110".

 Kanun, çok açık bir ifadeyle "akraba" kelimesinin ne anlama geldiğini, başkanın veya bir yöneticinin kimleri yönetici koltuklarına getiremeyeceğini tek tek yazmış.

İşte "tam başkanlık sistemi"ne sahip Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'nın bile yönetici koltuğuna oturtamayacağı akrabalarının sıralı tam listesi:   "Baba, anne, oğul, kız çocuğu, erkek ve kız kardeş, amca, hala, teyze, kuzen, yeğen, koca, karı, kayınpeder, kayınvalide, gelin, damat, kayınbirader, baldız, üvey baba, üvey anne, üvey evlat, üvey kardeş, başka anne ve babadan kardeş."

Donald Trump şimdi 'bu kanunun arkasından nasıl dolanırım' onu araştırıyormuş.

Ertuğrul Özkök Hürriyet

***

Türkiye'yi bitirmişler

-------

… Adalet Bakanlığı eski Personel Genel Müdürü Mustafa Kemal Özçelik'in anlattıklarına göre, bakanlığın neredeyse tamamı Fetullahçılara devredilmiş…

Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) tamamı Fetullahçı çetenin eline geçmiş… Dolayısıyla bütün savcı ve hakim atamaları Fetullah örgütünün direktiflerine göre yapılmış…

Daha sonra Yargıtay üyesi olan Mustafa Kemal Özçelik, Fetullahçı çete mensuplarının, o dönemdeki HSYK üyesi İbrahim Okur, Birol Erdem ve Ahmet Hamsici referansıyla işe yerleştirilmiş olduklarını bugün itiraf ediyor…

 * * *

Yargıtay üyelikleri için Fetullahçı çeteyle açık pazarlık yapılmış…

Çete, bu iktidardan 140 üyelik istemiş, pazarlık sonunda 108 üyelikte anlaşmışlar…

Pazarlığı yapanlar da, itiraflardaki iddiaya göre dönemin Adalet Bakanı ile onun müsteşarı…

 Yani bütün bunlar olurken iktidar uyumuş veya seyretmiş değil… Bizzat içinde bulunmuş, tarafı olmuş!.. Sonra da Türk Milleti'ne büyük bir pişkinlikle "tarafsız yargı", "bağımsız yargı" numaraları çektiler, masal anlattılar, utanmadılar…

* * *

Yargıyı bitirdiler…

Polisi bitirdiler…

Askeri kısmen bitirdiler…

 Akademik dünyayı bitirdiler…

Türkiye'yi bitirdiler…

 Bu karanlık tablo ortadayken, iktidar partisinin bir üst düzey yöneticisi "Biz aldatılmadık, çünkü onlar o zaman terör örgütü değildi" diye savunma yapabiliyor…

Bu lafı duyunca onun yerine ben utandım…

Meğer Fetullahçılar devleti ele geçirdikten sonra terör örgütü olmuşlar…

Peki devleti onların eline teslim eden kim?..

Böyle bir savunma, Türkiye'nin hangi ellerde olduğunu göstermesi bakımından çok acıklı…

Mehmet Türker Sözcü

***

Ortaksınız unutturamazsınız

------

 (….) AKP Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun FETÖ ile işbirliği halinde olduğunu ileri sürerek şöyle diyor:

"Biz hadi saftık bilmiyorduk ama sen biliyordun onların terör örgütü olduğunu hesap vermelisin!"

Bu satırları okuduğumuz anda, "Gerçekten saf galiba bunlar" demekten kendimizi alamadık!

Yahu "böyle bir mazeret" olabilir mi?

Bu laflar sıradan birinin ağzından dökülmüş olsa bile bir hayli önem arz edecekken bir genel başkan yardımcısı nasıl böyle konuşabilir?

Yıllarca FETÖ ile biz mi içli dışlıydık? Yıllardır bizim mi yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyordu ya da ne isterlerse vermemizle biz mi

Övünüyorduk?

(…) Ne yapsın şimdi ana muhalefet partisinin lideri?

"Ben sizden daha saf biriyim, ne bileyim bunların böyle adamlar olduğunu" diye iktidarla "saflık yarışına" mı girsin?

İktidar partisi FETÖ ile mücadele konusunda başlattığı "anlamsız saflık" açıklamalarını "unutturmaya" çalışacağına iki de bir "hatırlatmalarda" bulunarak zihinlerimizi hep uyanık tutuyor!..

Zeki Ceyhan Milli Gazete

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş