Yazar olmak

A+A-
Ahmet SEVGİ

Küçük çocuklara ara sıra, büyüyünce ne olacaklarını sorarız. Aldığımız cevap genellikle aynıdır: “Doktor, mühendis, subay, öğretmen vs.” Ben şahsen hiç “yazar olacağım” diyen çocuğa rastlamadım. Gençlerinde yazar olma ideali olmayan bir toplumdan büyük yazarlar çıkar mı?
Montaigne: “Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım etmez” der. Biz, gençlerimize yazar olma mefkûresi aşılayamamışsak tesadüflerin dışında, hangi âmil onu yazarlığa yöneltecektir? Tesadüfen yazar olan bir kalem sahibinden dünya çapında başarı beklemek abes olur. Büyük düşünürlerin biyografilerini inceleyin, hemen hepsinin küçük yaştan düşünme ve ifade etme sanatına gönül vermiş olduklarını göreceksiniz...
Ali Nihad Tarlan: “Bir çocuğun doğar doğmaz ağlaması içinde sanatın tohumları vardır” der. Çocuğun ağlaması, kendini ifade etme arzusudur. Yani insanoğlu daha dünyaya ayak basar basmaz acılarını, sıkıntılarını ve isteklerini çevresindekilerle paylaşabilmenin yollarını aramaya başlar. Kendini ifade etme isteği olarak değerlendirebileceğimiz bu davranışın belli yaştan sonra en tabiî yolu yazmaktır. Toplum bu gerçeği gençlerine anlatamamışsa, nasıl büyük düşünür
yetişecek?..
Maalesef bizde yazarlığa gereken önem verilmemektedir. Yazarlarımızı şöyle bir gözden geçirdiğimizde büyük çoğunluğunun yazarlığı ikinci bir meslek olarak yürütmekte olduklarını görürüz. Kişi, önce geçimini sağlayacak bir meslek edinir, sonra uygun bir ortam doğar ve elinden de tutan olursa yazmaya başlar. Bu şartlarda, vasatın üstünde bir yazar olmak mümkün değildir. Oysa büyük yazarlara ne kadar çok ihtiyacımız var. İslamiyeti benimsetmek ve onun Peygamberini sevdirtmek açısından Yunus Emre ve Süleyman Çelebi’nin yaptıklarını hangi din bilgini yapabilmiştir?..
Ritheu: “İnsanlar görünmeyen bağlarla birbirine bağlıdırlar. Yazarların ödevi, insanlar arasındaki bu ortak bağları bulmaktır” der. Gerçekten de insanları birbirine kenetleyen maddî bağlardan ziyade manevî bağlardır. Sevgi, saygı, hoşgörü, anlayış, vefâ, tatlı dil, güler yüz, fedâkârlık, diğerkâmlık... İşte insanları birbirine kaynaştıran mânevî bağlar. Bu bağları kuvvetlendirerek topluma yaymak büyük yazarların işidir. Tesadüfen yazar olan insanlardan bunları başarması beklenemez.
Yazarlık önemli bir meslektir. Yerine göre, devletlerin yapamadıklarını bir yazar yapabilir. Bu sebeple, güçlü yazarlar yetiştirmek zorundayız. Bunun yolu da gençlerimize yazar olma ideali aşılamaktan geçer. Kırkından sonra büyük yazar olmak mümkün değildir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları