Yazarın görevi...

A+A-
Ahmet SEVGİ

Mehmed Said Efendi’nin  “Mülistan”  adlı “Gülistan” tercümesine (Mülistan, İst. 1291) yazdığı manzum takrizde Yenişehirli Avnî (1826-1883) yazarların görevini şöyle dile getirir:
“Erbâb-ı kalem terbiyet-âmûz-ı ümemdir//Âdâb-ı ümem mâ-hasal-ı feyz-i kalemdir//Hep feyz-i kalemdir o fazîlet ki hemîşe//Hem millete hem devlete mes’ûl-i ehemdir//Mecrâ-yı kalemden dökülen mâ’-i ma’ârif//Bâğ-ı vatan u devlete bârân-ı keremdir.”
Şair bugünkü dille diyor ki: Milleti eğiten ve ona âdâp ve erkân öğreten yazarlardır. Kalemin saçtığı bu fazilet, millet ve devlet için çok önemlidir. Kalemin ucundan dökülen maarif damlaları, vatan ve millet bahçesine yağan (ahlâk ve fazilet) yağmurudur.
Bundan 125 yıl önce, yazarın görevine dair söylenen bu sözlerin üzerinde ehemmiyetle durulması gerektiğine inanıyorum. Metinden de anlaşılacağı üzere, Yenişehirli Avnî, yazarı öncelikle eğitici bir şahsiyet olarak görmektedir. Vatan ve millet bahçesine kalemin ucundan ilim ve irfan damlaları düştüğünü söyleyen şair bir bakıma vatan toprağını ancak yazarların yeşertebileceğini söylemektedir. Gayet tabii, bu ifadelerin aksi de varittir. Yani yazarlar eğitici görevlerini hakkıyla yerine getirmezlerse bu topraklar fikren ve ahlâken çoraklaşacak, böylece de güller solacak, bülbüller sinecek ve ortalığı kargalar saracaktır. Nitekim Mevlânâ da  “Mesnevî”de (Nahîfî’nin tercümesiyle) öyle der:
“Çün şitâda zâğlar pür-cûş olur//Uzlet eyler bülbülân hâmûş olur.”
Bu noktada Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil ile 27 Mayıs ihtilâlcileri arasında geçen bir olaya işaret etmek isterim. Yanlış hatırlamıyorsam Arslan Tekin’in bir araştırmasında okumuştum. Anlatıldığına göre ihtilâlciler Ali Fuat Başgil’in çalışma masasında Mevlânâ’nın yukarıda zikrettiğimiz beytinin (mealen) tercümesi olan “Gülistanı kargalar istila edince, bülbüller siner ve susar”  ibaresinin yazılı olduğu bir fiş görürler ve Hoca ile ihtilalciler arasında şöyle bir konuşma geçer:
-Kargalardan kastınız kimlerdir? Millî Birlik Komitesi üyeleri mi?
-Söz benim değil, arz ettim, Mevlânâ’nındır.
-Kâğıdı sizin yazdığınıza göre ve bir yazınızda kullanmak istediğinize göre, her halde bir kastınız var.
-Gülistan Türkiye’dir. Kargalar, onu velveleye veren Bâbıâlî’nin bazı soysuz yazarları, bülbüller de benim gibi milliyetçi ve memleketçilerdir.
Maalesef 60 yıl önce yapılan bu tespit bugün de geçerlidir. Gülistanı (Türkiye) kargalar (Bâbıâlî’nin bazı bölücü yazarları) istila etmiş durumda... O günkünden farkı, bazı yazarların bülbül kılığına girmiş olmasıdır. Esasen bu durum -Nâbî’nin ifadesiyle- çok daha tehlikelidir:
“Bâtıl hemîşe bâtıl u bîhûdedir velî//Müşkil budur ki sûret-i haktan zuhûr ede.”
Etrafınıza şöyle bir bakın, köşe yazılarını okuyun, son yıllarda çıkan kitapları inceleyin... Fikir bahçemizin solduğunu, eğitici-öğretici yazarların kenarda köşede kaldığını ve ortalığı bölücü, dalkavuk ve menfaatperest yazarların istila ettiğini göreceksiniz. Ancak, bütün bunlar bizlerin ümitsizliğe kapılıp inzivaya çekilmemizi değil; daha eğitici, daha birleştirici ve daha kucaklayıcı yazılar yazmamızı gerektirmektedir. Esasen yazarın görevi de budur...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları