Yazıcıoğlu hakkında...

Ahmet SEVGİ

Öncelikle rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’yla (1954 - 25 Mart 2009) ilgili düşüncelerimi merak ettiklerini bildiren okuyucularıma teşekkür ederim. Ancak, ben ne siyasetçiyim ne de rahmetliyi yakından tanıyan birisi... Bendeniz, olaylara kültür penceresinden bakmaya çalışan bir edebiyat araştırmacısıyım. Dolayısıyla, benim yorumların gayet tabii, kültür ve edebiyat açısından olacaktır...
Helikopter kazası sonrasında yaşanan hadiseler ve merhumun vefat haberini müteakip konuşulup yazılanlar üzerinde düşünürken gözümün önünde edebiyat tarihimizden şu üç şahsiyet canlandı:
1- Süleyman Çelebi’nin “Melid” inden sonra en çok okunan ve rağbet edilen “Muhammediye” müellifi Yazıcıoğlu Mehmet... (ö. 1451)
2- 16. yüzyılın büyük şairi Bâkî... (ö. 1600)
3- Sivas’ta kendi adıyla bir devlet kuran Kadı Burhaneddin... (ö. 1399) İsterseniz önce Kadı Burhaneddin’den başlayalım.
Yaşadığı dönemde siyasî kimliğinden ziyade din bilginliğiyle tanınan Kadı Burhaneddin, doğru bildiği yolda tek başına yürümeyi bilen değerli bir devlet adamıydı. O:
“Er odur hak yoluna baş oynaya//Döşekte ölen yiğit murdar ölür.” demişti. Nitekim ölümü at sırtında oldu.
Hak bildiği yolda sağa sola sapmadan dimdik yürüyen Muhsin Yazıcıoğlu da sıcak yatağında değil, eksi 15-20 derecede karlı dağların zirvelerinde, helikopter içinde sonsuzluğun sahibine ulaşarak 610 yıl sonra Kadı Burhaneddin’le aynı kaderi paylaşmış oldu...
2- En büyük ideali Şeyhü’l-İslâm olmak olan büyük şair Bâkî, hayatta karşılaştığı entrikalar ve kadirbilmezlikler yüzünden kendi âkıbeti için şu beyti söylemişti:
“Kadrini seng-i musallâda bilip ey Bâkî//Durup el bağlayalar karşına yârân saf saf.”
Ölmeden önce “vur abalıya” diyenlerin Yazıcıoğlu’nun ardından methiyeler düzmesi size Bâkî’nin söz konusu beytini hatırlatmadı mı?
3- Rivayete göre Yazıcıoğlu Mehmet 9 bin beyitlik meşhur “Muhammediye” sini tamamladıktan sonra şeyhi Hacı Bayram-ı Velî’ye takdim eder. Hacı Bayram-ı Velî eseri inceler ve “Mehmet, bunu yazacağına bir sîne hakketseydin daha iyiydi” der.
Yazıcıoğlu, şeyhinin de arzu ettiği üzere, gönül erliği yolunda yürüse ve “Muhammediye” yi yazmasaydı acaba adı bugünlere ulaşır mıydı? Daha da önemlisi İslâm’ın Türkler arasında sevilip yayılmasına en çok hizmet etmiş olanlardan biri olma bahtiyarlığına erebilir miydi?
Demem o ki alperenlik sadece aksiyon planında kalırsa unutulur gider. Dolayısıyla, bugünden tezi yok Muhsin Yazıcıoğlu’nun konuşma ve yazıları derlenerek kitaplaştırılmalıdır. Muhsin Yazıcıoğlu’nun ideallerini yaşatmanın en kalıcı yolu bence budur. Merhumla aralarında benzerlik kurmaya çalıştığımız zevatı günümüze taşıyan onların sözleri değil midir?..
Yazımı merhum Yazıcıoğlu’nun bir dörtlüğü ile tamamlamak istiyorum:
“Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi,
Sana ulaşmak istiyorum.”
Allah ganî ganî rahmet eylesin!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş