Yazık ettiler şu güzelim ülkeye

Yazık ettiler şu güzelim ülkeye
​Bu arkadaşlar hiçbir şey bilmiyorlardı, gözlerini bir açtılar "aaaa" belediyeleri PKK yandaşı Kürt ırkçıları idare ediyormuş!..

Hazır OHAL varken belediye başkanlarını şutlayıp yerlerine kayyum atamaya başladılar…

Şimdilerde TV'lerde ekrana geliyor, görüyoruz…

Binalarda "Belediye" yazıyor, altında Kürtçesi…

Neresi burası?..

*  *  *

Belediye tabelalarının veya binalardaki yazıların hiçbirinde T.C. yani "Türkiye Cumhuriyeti" ibaresi yok!..

Oysa bütün belediyelerdeki tabelalarda "T.C." ibaresi vardır, örneğin "T.C. Şişli Belediyesi" gibi…

Peki bu kayyum atanan belediyeler nerede?..

Burası neresi?..

Kobani mi?..

*  *  *

Şimdi 28 belediyenin başkanları, pardon eş başkanları görevden alındı…

İyi de, Türkiye'nin yerel yönetim sisteminde "eş başkanlık" var mı?..

Örneğin, İstanbul Belediyesi Eş Başkanları…

Olabilir mi?..

Olamaz!..

Peki İstanbul'da olmuyor da, Diyarbakır'da, Hakkari'de, Cizre'de nasıl oluyor?..

Devlet nerede?..

Bu devleti yöneten iktidar nerede?..

*  *  *

Bu belediyeler terör örgütlerinin birer şubesi, birer lojistik merkezi haline gelmişse…

Hendekler, patlayıcı maddelerin yerleştirildiği yollardaki kanallar belediyelerin iş makineleriyle kazılmışsa, oranın valisi, kaymakamı, emniyet müdürü, jandarma komutanı neredeymiş?..

Bunlar dün olmadı ki, aylar yıllar öncesinde oldu, devletin görevlileri uyuyor muydu?..

Yoksa göz mü yumuyordu?..

*  *  *

Recep Bey dün belediye başkanlarının görevden alınmasına ilişkin olarak, "Bu geç atılmış bir adım" dedi…

Geç, hem de çok geç…

Acaba o sebeple mi Efkan İçişleri Bakanlığı'ndan gönderildi?..

Köy adlarını Kürtçeleriyle değiştirdiler, ona göre karayollarına tabelalar diktiler valiler kaymakamlar, güvenlik güçleri seyretti…

Belediye binalarından T.C. yazılarını söktüler veya sildiler yine seyrettiler!..

*  *  *

Teröristlere ve teröristlerin uşaklarına o kadar yüz verdiler ki şimdi ayıkla ayıkla bitmiyor…

Kabahat bunlarda değil, bunları tepemize çıkaranlarda…

Bunun bedelini Türkiye çok ağır bir şekilde ödüyor…

Siyaseten bedel ödemesi gerekenler ise, uzaydan gelmiş gibi…

Hep mağdur, hep şikayetçi!..

Yazık ettiler şu güzelim ülkeye!..

Mehmet Türker Sözcü

******

Eski bayramlar daha güzeldi…

--------

Birbirimizi daha çok severdik…

Özet…

*

Türkiye böyle değildi…

Birbirine düşman, birbirini yok etmek için çırpınan, birbirini hapse tıkmak için yırtınan, birbirini mahallede, hatta ülkede istemeyen, nefret ve kin fırtınalarının uçuştuğu ülke değildi buralar…

*

Bizim meslekten bir örnek; bayramda sadece"Bayram Gazetesi" çıkardı…

Sağcısı, solcusu, liberali, milliyetçisi, muhalifi, aynı gazetede buluşurdu… O gazetenin geliri ile cemiyetlerimiz düşkün meslektaşlarımıza yardım eder, gazetecilerin ortak örgütü olarak

yaşamlarını sürdürürlerdi…

*

Kurban derileri mesela…

Aç kurtlar gibi her ucundan bir cemaatin çekiştirdiği postlara dönüşmemişti…

O derilerle THK dünyanın en gözde pilotlarını yetiştirmiş, 1938 yılında THK'nın yetiştirdiği pilotEmrullah Ali Yıldız 14 saat 20 dakika planörle uçarak dünya rekoru kırmış, tüm

dünya havacıları bir Türk havacıdan söz etmişti…

1940 yılında Akköprü'deki planör atölyeleri fabrikaya dönüştürülmüş,

İngiliz Miles Magister eğitim

uçaklarının seri üretimine başlanmıştı…

THK, ilk motor fabrikasını Atatürk Orman Çiftliği'nde kurmuştu…

Umudumuz vardı…

1952'de tümünü kapattılar,

memleketin havasında imamlar,

hocalar, şıhlar uçmaya başladı…

Eski bayramlar daha güzeldi…

*

İtalyanlara, Japonlara köprü möprü yaptırıyorlar ya…

Boğaz'dan vapurla geçilen yıllardı…

Fırat salla geçilirdi…

Zap Suyu geçit bile vermezdi…

Ama vatan daha bütündü…

*

Olsun…

Bu bayram günü üzmeyeyim sizi…

Yarısı ağlayan, paramparça bir

ülkede ne kadar olursa artık…

Bekir Coşkun Sözcü

******

Olağanüstü önlemler

-------

"Terör bayram dinlemez, caniler her an, her melâneti yapabilir!" demiştik. Öyle oldu.

PKK, dün Van'ın Beşyol mevkiinde bomba yüklü araç patlattı, bazıları ağır olmak üzere çok sayıda kişi yaralandı!

Katiller sürüsü millete bayramı zehir etmeye çalışıyor!

Bu teröristleri PKK'nın uzantısı olan belediyeler besliyordu. İçişleri Bakanlığı, 24'ü HDP'li olan 28 belediyeye nihayet kayyum atadı ve yönetimlerini değiştirdi.

HDP'li belediyeler kepçeleriyle teröristler için hendekler kazıyor, dağa sıcak yemek servisleri bile yapıyorlardı! Kentleri kana bulayan canlı bombaların cenazeleri bu belediyeler tarafından kaldırılıyor, caniler için törenler düzenlenip taziye çadırları kuruluyordu!

Ellerindeki yetkiyi ve devletin araçlarını devlete karşı kullanan o belediyelerden hesap sorulmayacak da, kimlerden

sorulacak?

PKK'nın bir kolu olarak çalışan HDP'li belediye başkanlarının, Kandil tarafından belirlendiği de biliniyor. Bunlardan hesap sorulmakta geç bile kalındı!

Olağanüstü Hal'lerde "olağanüstü önlemler" alınması meşrudur. Yeter ki hukuktan sapılmasın, haksızlık yapılmasın!

Rahmi Turan Sözcü

******

At izi it izine tabii karışır

------

…Tayyip Bey'in "at izinin it izine karıştığı" yönündeki saptaması doğrudur.

Evet, FETÖ soruşturmasında, at izi it izine karışmıştır.

Tabii ki de öyle olacaktı.

İntikam duygularının şahlandığı, herkesin, her yerde, ihanet ve suç aradığı, cadı avı furyasında devletin kadrolarının bir an önce, yandaşlarla doldurulma amacının öne çıktığı, 12 Mart faşizminin özgün buluşu "sayın muhbir vatandaş" kurumunun şaha kalktığı ortamda da başka türlüsü beklenemezdi.

Devlet suçu önlemek yerine intikam almayı öne çıkarınca, suçu önlemek, devlet görevlerine liyakata göre atanmak yerine, ubudiyete göre tayin esası getirilince, yeniden yapılanmada, hukuk rafa kaldırılınca, olacak olan da buydu.

1982 tarihli Kenan Evren anayasasının, halen yürürlükte olan 120. maddesine gören ilan edilen OHAL, zaten at izinin it izine karışmasını, kurunun yanında yaşın da yanmasını engelleyecek bütün güvencelerin ortadan kaldırılmasını öngörmektedir.

Anayasanın 120. maddesinde düzenlenmiş olan OHAL'in bizatihi kendisi Türkiye ve benzeri ülkelerde "kurunun yanında yaş da yanarsa yansın!", "at izi it izine karışırsa karışsın!" anlamını taşır.

**

Yanlış anlamaya meydan vermemek için belirteyim, OHAL benzeri düzenlemeler birçok demokraside de vardır. Yalnız at izinin it izine karışmaması için son derecede dikkatli davranılmasını sağlayan bir demokrasi kültürü ve yasaması, yürütmesi yargısı ile oturmuş kurumları olan bu ülkelerde, bu uygulamaya kendisine yol açan olaylarla sınırlı olarak başvurulur.

Fırsatı ganimet bilip, bütün muhalifleri sindirmek, devleti yalnız kendi yandaşlarıyla doldurmak amacıya yüz binleri işinden atmak yolu tutulmaz.

Ali Sirmen Cumhuriyet

*********

Hata kaldırmaz

--------

Mübarek Kurban Bayramı'nda birkaç gün huzur ümit edenler yine bunu bulamadı.

Öncelikle, daha tatilin ilk 3 gününde "trafik kazalarında 34 kişi öldü, 148 kişi yaralandı" haberi duyuldu.

Kurban Bayramı'nda trafik kurbanlarını öğrenenlerin aklına hemen "Bu Bayram'da trafik cezası kesilmeyecek" kararı geldi.

Bu kararı duyanların hepsi "Herhalde şakadır, her bayram yaşanılan trafik trajedilerinden sonra nasıl böyle bir karar alınır" diye düşünmüştü ki olay değişti.

Önce sosyal medya çalkalandı bu haberle. Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün bir emrini yayınlıyor.

Kurban Bayramı tatili süresince sürücülere ceza kesilmeyecek, sözlü uyarı yapılacak şeklinde bir emir bu.

Trafikle darbe girişimi arasında nasıl bir ilişki kurulabildiyse sürücülere "Siz bu cezayı 15 Temmuz gecesi ödediniz" denecekmiş.

Halkın şaşkınlığı ve tepkiler üzerine 2'inci bir açıklama gelmiş.

"Önceki emir 'sehven' yazılmıştır. Trafik kurallarını ihlal edenlere önce 'uyarı ve bilgilendirme' yapılacak, 'ısrar edenlere ceza' uygulanacaktır."

İkinci açıklama birinciden beter…

Nasıl olabiliyor da böyle detaylı bir emir yanlışlıkla yazılıyor?

"Önce uyarı ve bilgilendirme" ne demek? Zaten kurallara uymayan kazaya neden olacak demektir, durdurup ders mi verecekler, kulağını mı çekecekler?

Buna rağmen ısrar edip etmediğini nasıl anlayacaklar, ya anlayana kadar iş işten geçerse?

Bu konular oyuncak değildir, yanlış ve hata kaldırmaz.

Güngör Mengi Vatan

*******

Yusuf Kaplan'ın temel sorunu

---------

YENİ Şafak yazarı Yusuf Kaplan, amansız bir Fetullah ve Kemalizm düşmanı olarak beliriyor son günlerde.

(…)

Oysa aynı Yusuf Kaplan, bir zamanlar şu türden analizler patlatıyordu:

"Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun samimi, ihlaslı, dur durak demeden ülke ülke koşan talebeleri, bu ülkenin emniyet supabıdır."

 Bir insan değişebilir. Gerçeği görebilir. Farklı düşünmeye başlayabilir. Aldatıldığına inanabilir. "Kandırıldım" diyebilir. Bunların hepsi normaldir. Hepsi insana dairdir.

Yeter ki...

"Ben kısa süre öncesine kadar çok ama çok yanlış analizler yapmış, okurlarımı çok hatalı bir şekilde yönlendirmiş, büyük laflar etmiş bir adamım. Ama artık akıllandım. Artık büyük laflar etmeyeceğim, büyük ahkâmlar kesmeyeceğim, iddialı saptamalar yapmayacağım" desin, demeyi bilsin…

Ahmet Hakan Hürriyet

******

 

Bayram demekle bayram oluyor mu

…İstediği liseyi, üniversiteyi kazanan, öğretmen olarak atanan ve iş bulanlar, çifte bayram yaşıyor.

Keyifleri yerinde.

(…) Kazanamayanlar için bayramın keyifli geçtiğini söylemek zor!

(…) Bayramı en zor geçenler ise gözü kulağı Ankara'da, özellikle de ÖSYM'de olanlar.

Çünkü önlerini göremiyorlar!

Bu belirsizlik de onları yiyip bitiriyor!..

Kapatılan üniversitelerin öğrencilerinin yerleştirme sonuçları, hâlâ açıklanmadı.

Ne zaman açıklanacağı da belli değil.

Kayıtlar bayram sonrası başlayacak ama hiç açıklama yok.

İş sadece yerleştirme ile kalsa iyi devamında bir de yeni hayata hazır olma süreci var ki, o da zaman alacak.

Ve onlar için her şey belirsiz!.

Üniversiteler de zaten açılmaya başladı…

***

Üniversite öğrencilerinin en büyük sorunu yurt ve burs ama ne yazık ki bunu, yıllardır, hiç kimselere anlatamadık!

Yatacak yeri, cebinde harçlığı olmayan öğrenci, dünyanın en iyi üniversitesinde de öğrenim görüyor olsa, mutsuzdur.

Ama biz hâlâ bunun farkına varamadık.

Birilerine bu hakkı tanısak, diğerlerini unuttuk!

Tıpkı ek yerleştirme ile üniversiteli olanları ve kapatılan üniversitelerin ortada kalan öğrencilerini unuttuğumuz gibi!..

(…)

Ha bu arada seçimleri yapılıp da rektörleri atanmayan üniversiteler de, rektörlerimiz ne zaman açıklanacak diye merak içerisinde…

YÖK ve ÖSYM bayramda mesai yapıyor mu bilmiyoruz ama yüz binlerce kişinin gözü kulağı onlarda ve bayramlaşma için bir araya geldiklerinde, ısrarla kulaklarını çınlatıyorlar, haberleri olsun…

***

Hemen herkesin kafasında onlarca çok önemli sorun var.

Her şeyi bir an için unutun ve tatilin tadını çıkartın diyecek oluyoruz, lafı ağzımıza tıkıyorlar.

Haksız da sayılmazlar çünkü önlerini göremiyorlar.

Hâlâ kaydını yaptırmayan öğrenciler, atama bekleyen öğretmenler, yerleştirme sonucu bekleyen mağdur öğrenciler, okul masraflarını nasıl karşılayacağım diye kara kara düşünen veliler ve tatil benim neyime diyen milyonlar var...

Abbas Güçlü Milliyet

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş