Yedi düvele verilen mesaj

Ergun KAFTANCI

    DEMOKRASİ ve Şehitler Mitingi, Türk Milleti'nin birlik ve bütünlük içerisinde yaşama aşkını ve kararlılığını gösteren siyasal tarihimizdeki ilk toplantı oldu...

    Katıldım, yaşadım...

    Bu miting, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün de dediği gibi Türkiye Cumhuriyet Devleti'nin ilelebet payidar kalacağını gösteren mesajdır.

    Yeni değildir ama bu defa çok anlamlıdır...

 

    Katılamadıysanız televizyonlardan seyretmiş olmalısınız...

    İnsan bu tarihi mitingde yaşanan duygu selini anlatacak sözcük bulmakta

zorlanıyor; miting muhteşemdi demekle yetinmek zorunda kalıyorsunuz.   

    Mitingin, yedi düvele mesaj veren ilk ve en ihtişamlı toplantı olmasının

yanı sıra, siyasal liderlerin de ortak paydamız olan bekamıza el ele, gönül gönüle ve eşine zor rastlanır beraberlikle sahip çıkması, dosta düşmana ibret verecek bir tavırdır...

     Cümlesini kutluyoruz...

 

     Yineleyim, bence Yenikapı mitinginin bir önemli yanı daha var; o da meydandan dünyaya verilen mesaj olması...

     Türk'ün düşmanları, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne milletimizin nasıl sahip çıktığını bu tarihi toplantıdan sonra mutlaka anlamış olmalı.

 

     Mitingin en anlamlı konuşmasını MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin yaptığına tanık olduk. Hemen herkes konuşmayı dakikalarca alkışladı; alkışlayanların başında Cumhurbaşkanı ve Başbakan da vardı...

     Kalplere su serpen bir husustan daha bahsetmek istiyorum; İstanbul Yenikapı'daki miting sürerken 81 ilimizde de meydanlar yurttaşlar tarafından dolduruldu, millî birlik ve bütünlük mesajları verilerek Fethullahçı Terör Örgütü'yle ona âlet olanlar aynı anda lanetlendi...

 

     Türk Milleti, Yenikapı'dan başlayıp yurda dalga dalga yayılan mitinglerle egemenlik kayıtsız şartsız milletindir gerçeğini sahiplenmiş ve nice sonra bunu alenen de ilan etmiş oldu...

 

Şehitlere yanmayan var mı

      YANARIM yanarım, masum yurttaşlara yanarım...

      İki yüzden fazlası, kocaman yürekleriyle menfur darbeye karşı çıktı, vurulup toprağa düştü...

      Dört yüzden fazla yurttaşımız alçak eller tetiğe basınca yaralandı, tedavi altına alındı; aralarında ağır yaralılar var, Allah'ın yardımıyla hepsi hayata tutunmaya çalışıyor...

      Şehit ya da gazi, darbeye direnen silahsız halkımızın kahramanlıkları yadsınamaz... 

      Halkımız, bağnaz, gaddar, hain, vatansız ve şerefsiz kafaların ve insanlıktan bînasip zındıkların yaylım ateşine rağmen menfur darbeyi durdurdu, darbecilerin yakalarını bırakmadı...

      Tarihe intikal eden bu kahramanlık tablosunun inkârı ne mümkün!

   

      Hava Harp Okulu ikinci sınıf öğrencisi Murat Tekin'in, adı değiştirilen Boğaziçi Köprüsü'nde darbedilerek şehit edilmesine de yanarım...

      Birçok yurttaşımız Murat gibi, en harbi ve hasbi duyguları yaşarken

hayatını kaybetmedi mi...

      Murat Tekin toprağa düşen ilk şehit değil...

      Ama kandırılıp darbeye katılmaya zorlanan askeri öğrenciler arasında hayata veda ettirilen ilk isim...

      Allah bu şehidimize de rahmet eylesin, mekânı cennet olsun... 

 

      Murat, tankları durdurmaya çalışan halkın içine sızan bir densiz tarafından tartaklanmış, bıçaklanarak şehit edilmiş...

      Otopsi raporu böyle diyor...

      Olayı bir de ablasının ağzından dinleyelim:

      -Öğrenciler tatbikat var denilerek otobüslere bindirilip Boğaziçi Köprüsü'ne getirilmiş. Üzerlerinde silah filan da yok. Öğrencileri orada darbeci tanklara direnen halkın arasına indirmişler... Ne olduğunu anlayamayan öğrenciler kaçışmış, Murat kaçamamış, saldırganlar tarafından bıçaklanmış, boğazı sıkılarak şehit edilmiş...

      Şehitlere yanarsınız da Murat'a yanmaz mısınız...

 

      Kandırılarak darbe girişimine bulaştırılan erleri, erbaşları, hatta durumu bilmeden emir komuta zincirine uyarak darbecilerin konvoylarına katılan rütbeli kimseleri, bahusus askeri okulların masum şehit öğrencilerini,

darbecilerden ayırmak ve itibarlarını iade etmek lazım diye düşünüyorum...

        Ulusal barış, birlik ve beraberlik sürecinde ilk yapılması gereken işlerden biri de budur.

 

RASTGELE

       Eski ABD Elçisi Robert Person 2003 yılında "Cemaat Türkiye için, güncel tehlike arz etmiyor" diyerek Pensilvanya'daki iblis hakkında beslediğimiz düşünceleri yönlendirmeye kalkmıştı. O zaman bunun Amerikan usulü göz boyamak olduğunu anlamamıştık...

       İki yıl sonra eski ABD Elçisi Eric Edelman "Cemaat devlete sızıyor" uyarısında bulunmuş, durumu Erdoğan'ın fark ettiğini söylemiş, sızmayı önlemek için de Fethullah Gülen ile arasına mesafe koyduğuna dikkat çekmişti...

       Bugünkü ABD Elçisi Bass ise konu açıldığında incindiklerini söylüyor.

       Büyükelçilerin 12 yıldan bu yana yaptıkları farklı söylemler bu konuda da ABD yönetimin farklı değişimler içerisinde olduğunu göstermiyor mu!

          ***

      YUNANİSTAN'a kaçan ve ikişer ay hapse mahkûm edilen firari darbecilerin iadesi için bugüne kadar herhangi bir girişimde bulunmadığımız öğrenildi. Haberin kaynağı Yunan makamları... Herhalde darbecileri gözden çıkardığımız söylenemez. O halde bir an önce iade talebinde bulunmalıyız. Hepsini yargılayıp hesap soracağımız gün yaklaştı da...

 

BİR SÖZ

----------------------------

          BAŞKALARININ yolundan yürüyen arkasında iz bırakamaz...

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş