Yel ne alır kayadan?..

A+A-
Agah Oktay GÜNER

              Putin zehir zemberek demeçlerine devam ediyor. En son Erdoğan ailesinin IŞİD'le petrol ilişkileri olduğu yolundaki iddiasına Cumhurbaşkanı Erdoğan "Aileleri bu işe karıştırmayalım. İddiasını ispat eder, belgelerse Cumhurbaşkanlığından istifa ederim. İddiasını ispat edemezse kendisi de istifa etmeyi düşünür mü?" diyerek tansiyonu düşürücü bir açıklama yaptı. Devlette bulunduğum yıllarda Müsteşar ve Bakan olarak Ruslarla pek çok kereler görüştüm ve müzakerelerde bulundum. Ciddiyetlerine, uluslararası ilişkilerde sözlerine sahip olmalarına, ölçülü tavırlarına hep takdir duydum.  Ticaret Komisyonu Başkanı olarak Karma Komisyon müzakereleri Moskova'da bitince, Leningrad'a gittik. Orada imparatoriçe Katerina'nın kurduğu dünyanın önde gelen müzelerinden olan Hermitage  Müzesi'ni ziyaret ettik. Bu  fevkalade zengin müzede saatlerce eserleri görerek yürüdükten sonra salonun son duvarına geldik. Duvarın önünde  gül ağacından yapılmış fevkalade zarif bir konsolun üstündeki levhada "Prut savaşında Baltacı Mehmet Paşa'nın  Rus Çariçesi Katerina'ya hediye ettiği tuvalet takımı" yazıyordu. Bazı tarihçilerimiz ısrarla Baltacı'nın Katerina'yla biraraya gelmediğini, görüşmediğini yazsa da Ruslar bu iddiaları reddeden bir samimiyetle müzenin itibarlı bir köşesinde bu hatırayı sergiliyorlar. Duvara da bizden kıta çapında toprak aldıkları Küçük Kaynarca Anlaşması'ndan sonra onlara hediye ettiğimiz at koşum takımını da duvara asmışlardı. Tamamen ipek kadifeden üretilmiş bu iki koşum takımının kenarları ve üzerleri altın simle işlenmişti. Büyüklük öncelikle samimiyettir. Tarihini zaferleri ve kusurları ile birlikte  omuzlamaktır. Katerina Rus Ordusunu kurtarmak için Baltacı'ya çadırında misafir olmuştur. Böylece Rus Ordusu Prut bataklığında boğulmaktan, Deli Petro esaretten kurtulmuştur. Ruslarla Prut Barışından sonra pek çok kere savaştık. Onlar sıcak Akdeniz sahillerine inmeyi Deli Petro'dan aldıkları milli bir vasiyet gibi takip etti. Leningrad'daki Deli Petro'nun heykeli Marksist rejimin gelmesine rağmen yerinde kaldı. Hep İstanbul'u gösterdi. Gorbaçov siyasetiyle II. Cihan Savaşı'ndan sonra hakimiyeti altına aldığı bütün ülkeleri kaybeden Rusya, şimdi derlenme, toparlanma dönemini bitirmiştir. Rus Devleti'nin tarihi hedeflerini aynen takip etmektedir. Doğu Akdeniz'de Suriye kıyısında bulunan Lazkiye ve Tartus limanlarındaki üslerini Ortadoğu'nun bütün karışık şartlarında akıl almaz biçimde güçlendiriyor. Yeni şekillenecek Ortadoğu'da söz ve irade sahibi olmak istiyor. Suriye politikasında başından itibaren Esad'ı desteklediğini görüyoruz. Türkiye'nin zirvede Esad  düşmanlığı yapması Rusya ile bizi karşı karşıya getirdi. Duygularınızı aklınızın gerisine alırsanız Rus tezi diğer tezlere göre daha fazla Türkiye'nin lehinedir. Suriye'nin toprak bütünlüğünü koruması Türkiye için de güvencedir.

 

12 yıl sonra yeniden

2003 yılında ABD Irak'ı işgal etmek istiyor ve Türkiye'den  bazı taleplerde bulunuyordu. Hükümetin bunları kabul eden 1 Mart tarihli tezkeresi Mecliste reddedildi. 62 bin askerini Türkiye'de konuşlandırmak için izin alamayan ABD'nin bu istekleri 12 yıl sonra yerine getiriliyor, Amerikalılar Diyarbakır üssünde 90 bin metrekarelik alana karargah kuruyor. İncirlik Hava Üssünde verilen yerler dar geldiği için Diyarbakır'a da yerleştikleri belirtiliyor.  İncirlik Hava Üssünde ABD'ne tanınan kolaylıklar, talepleri doğrultusunda İngiltere, Fransa,  Almanya gibi NATO üyelerine de tanınmış oldu.  ABD ve müttefiklerine tanıdığımız bu hoşgörünün önümüzdeki zaman içinde PKK ile yaşanacak mücadele ortamında başımıza ne işler açacağını  göreceğiz. Diğer önemli bir tehlike Rusların Akdeniz'i uçak ve savaş gemileri ile patlamaya hazır bomba haline getirmesine NATO üyesi devletlerin aynı şekilde cevap vermeleridir. En küçük bir yanlışlık Akdeniz'i savaş gölüne çevirebilir.

                Türkiye; Suriye ile ilgili kavganın ve alınacak kararların tamamen dışına itildiğini görmelidir. Ayrıca Kıbrıs'ın doğusunda mevcut petrol ve doğalgaz yeraltı zenginliklerinden Rusya'ya rağmen haklarımızı nasıl takip edeceğimiz konusu cevap bekleyen zor sorulardandır.

                Öte yandan, Rusya-Türkiye ilişkilerinin gerginleşmesi Irak ve Suriye yöneticileri için cesaret kaynağı olmuştur. Irak'taki Başika  eğitim üssüne Irak yönetiminin daha önce rıza göstermesine rağmen nasıl ateşli bir üslupla karşı çıktığını görüyoruz.

                Rusya Türkiye ilişkilerinin gerginliğini asla söz dalaşına girmeden sabırla zamana terk etmeliyiz. Sessizce, davul-zurna çalmadan Ruslara karşı uygulayacağımız müeyyideleri  tatbik mevkiine koymalıyız. Açıkça Rusya'nın tarihi kimliğine yakışmayan Putin siyasetine O'nun seviyesinde cevap vermekten uzak durmalıyız. Stalin'in çılgın toprak taleplerine pes etmeyen Türkiye, bugünkü güçlü yapısıyla asla Putin'in ölçüsüzlüklerine değer vermemelidir. Bir kaya gibi dik ve sağlam durmalıyız. Yel ne alır kayadan!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları