Yeni anayasa hevesi nereden geliyor?

Armağan KULOĞLU

Toplumun önemli bir kesimi yeni bir anayasa istiyormuş! Bu ne demek? Türkiye’deki 50 milyon seçmenin 40 milyon kadarının bu istekte olması demek.
Toplumun büyük bir kısmı anayasanın ayrıntılarını bilmez. Bilmesi de çok gerekmez. Anayasa ve anayasa değişikliği teknik bir konudur. Değişikliklerde, basit cümlelerle ifade edilenler hariç, cümlelere  “virgül, ve, veya” koyarak, birkaç kelime ilave edip, çıkarılarak anlam değiştirilmektedir. Değişikliklerin ne anlama geldiğini ancak bu konuya özel ilgi gösterenler ile ihtisas sahibi hukukçular anlayabilmektedir. Bu nedenle son yapılan referandumun propaganda faaliyetlerinde siyasetçiler, anayasa değişikliğini anlatmamış, başka konulara dikkat çekmiş ve değişik hassasiyetlerin istismarına yönelmişlerdir.

Anayasadan sorunu olanlar!
Aslında sokaktaki sade vatandaşın anayasa ile ilgili bir sorunu bulunmamaktadır. Sorunu olanlar, kendi etnik ve ideolojik amaçlarının önünde anayasanın hükümlerini engel olarak görenlerdir. Mevcut anayasa, esas itibariyle bölücülüğe, irticaya ve anarşiye geçit vermemekte, Atatürk Milliyetçiliğini rehber olarak almakta, ülkenin varlığı, bütünlüğü, güvenliği, ulus-devlet, üniter-devlet, laik-devlet ilkelerini içermektedir. Toplumun ihtiyaçlarına ve zamanın gereklerine istinaden değişiklikler her zaman için yapılabilir. Bu değişiklikler yapılmıştır ve yapılmaktadır. Ancak ne kadar değiştirilirse değiştirilsin, başlangıç bölümü ile değiştirilemez ve milletin kabul etmesi mümkün olmayan maddelere dokunulamadığı için, Türkiye Cumhuriyeti’ni dönüştürmek isteyenler, yapılan ve yapılabilecek değişikliklerden tatmin olmayacaklardır. Bölücüleri en çok rahatsız eden konular bunlardır.
Medyada görevlendirilen bölücüler, başlangıç bölümünün kendilerini rahatsız ettiğini, değiştirilemez maddelerin sıkıyönetim maddelerine benzediğini televizyonlarda açıkça söylemektedirler. Bu düşüncede olanlar, başlangıç bölümünün çıkarılarak Atatürk Milliyetçiliğine son verilmesini arzu etmektedirler. Değişmez maddelerin de anayasada bulunmamasını, ulus devlet anlayışının ortadan kalkmasını, çok uluslu bir yapıya dönüşülmesini, ulusun kimliği olan “Türk” kelimesinin ve anlayışının anayasadan çıkarılmasını istemektedirler. Ayrıca, yerel yönetimdeki yetkilerin genişletilerek üniter yapının bozulmasını, “Demokratik Özerklik” konusunun, Irak’ın kuzeyinde olduğu gibi, “Bölge Yönetimi” adıyla oluşturulmasını talep etmektedirler. Mevcut yapıyı bozacak isteklerini de çekinmeden ortaya koymaktadırlar. Okullardaki “Andımız”dan ve her türlü  “Türk” ibaresinden rahatsız olduklarını her vesile ile dile getirmektedirler.
Yeni bir anayasa yapılırken esaslardan ayrılabilineceği iki yıl evvel hazırlanan taslaktan anlaşılmıştır. Bu nedenle yeni anayasa isteği samimi değildir, endişe taşımakta ve tehlike arz etmektedir. Yeni anayasa beklentisinin altında, belirtilen esaslardan rahatsız olan çevrelerin maksat dışına çıkılarak, esaslardan sapma ve saptırma arzusu yatmaktadır. Uluslararası örgütler ve dış güçler dönüşüm için içeride kendilerine ortak arama peşindedir. Bunlar tuzaktır. Farkında olmak gerekir.

Düşündürücü mutabakat
Bölücü terör, bölücü siyasete uygun bir ortam sağlamış durumdadır. Sağlanan bu ortamda bölücü siyaset yapan tüm aktörlerin açılımdan ve müzakerelerden beklentileri bunlardır. Hükümet elemanlarının BDP milletvekilleri ile TBMM çatısı altında görüşmeleri son derece doğaldır. Ancak görüşmelerden çıkan mutabakatın yeni anayasa yapılması konusunda olması düşündürücüdür. Diğer taraftan tek millet, tek vatan, tek devlet, tek bayrak anlayışının değişmesinin söz konusu olmadığı, ana dilde eğitimin mümkün görülmediği, teröriste müsamaha edilmeyeceği yönündeki kararlılık ifade eden söylemler memnuniyet vericidir. Bu durumda seçimlerden önce oyların olumsuz etkileneceği düşüncesi ile yeni bir anayasa yapılması gündemde olmayacaktır. Gündeme geldiği zaman da mutabakat sağlamak, mutabakat sağlansa da, gerçekler açıklandığı takdirde milletin kabul etmesi mümkün görülmemektedir.
Anayasa değişikliklerinin nasıl yapılacağı, anayasada mevcuttur. Ancak yeni bir anayasa yapılmasının nasıl olacağı mevcut anayasada yer almamaktadır. TBMM’nin yeni bir anayasa yapma yetkisinin olmayabileceği, yeni anayasanın devletin yeniden kurgulanması durumunda yapılabileceği, belki de kurucu meclis gerekebileceğine ilişkin yorumlara rastlanmaktadır. Bu konunun da açıklığa kavuşturulmasına ihtiyaç duyulabilir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş