Yeni dalga: Büyük gözaltı!

Altemur KILIÇ

Önceki akşam TV kanalları  “Ümraniye (Ergenekon) Davası” yorum ve tartışmaları ile doldu taştı! Uygar tartışmalarda, hiç olmazsa, ortak bir zemin olur ve tartışanlar, aynı frekansta olmasalar bile, aynı dilde konuşurlar fakat artık ne ortak bir zemin, ne de ortak bir dil kaldı. Türkiye’de “parazit” var!
Son yıllardaki “erozyonlarla, ortak zemin” zaten altımızdan kaymaya başlamıştı.  “Ümraniye selleri” kalanı da silip süpürmekte! Kinleri köpürmüş, gözleri dönmüş olanlarla, “adaletten ve hukuktan” söz etmeye çalışanların uzlaşmalarına artık imkân yok. Bir tarafta hukuk ve adaletin üstünlüğünden söz edenlere, son zamanlarda yapılanların, hukuka uymadığını -adilane olmadığını- söylemeye çalışanlara, “ötekiler”, “liboş demagojisiyle” cevap veriyorlar. “Susurluk’a, Gladyo’ya ve gömülü cephaneliklere” yeni gelinler gibi sarılmışlar! YARSAV Başkanı -kendisi de savcı- sayın Ömer Faruk Eminağaoğlu, onlara “hukuku” hatırlatıyor, kös kös dinliyorlar! “Geçmişte, 12 Mart’ta, 12 Eylül’de neler olmuştu” diyerek, bu davanın bir intikam davası olduğunu itiraf ediyorlar. Geçmişten söz edilecekse, 27 Mayıs’ta ve sonrasında neler oldu! Cumhuriyet yazarı Ali Sirmen, “Bunlar benim de, yakın dostlarımın da başından geçti, ama bundan sonra yapılması gereken, geçmişte olanların tekrarlanmamasına çalışmaktır!” dedi. Oysa “Ümraniye Davası” Türkiye’yi karanlıklardan kurtaracağına, intikam almayı körükleyecek ve kısırdöngü sonsuza, daha doğrusu TC’nin “sonuna” kadar devam edecek!
Gözlerini, özellikle, orduya karşı intikam bürümüş olanlara, bu sonu gelmez dalgalarda devletin, ordusunun en yüksek mertebelerinde bulunmuş saygın kişilere yapılan hoyratça muameleler hatırlatılınca; onlar,  “itibarlı kişilerin, emekli generallerin vb. dokunulmazlıkları olamaz” diyesiler. Haklılar. Hukuk -yargı- önünde herkes eşittir ve Başbakan dâhil kimsenin ayrıcalığı, dokunulmazlığı olamaz, olmamalıdır! Ne var ki,  sadece onlara değil, bütün vatandaşlara  “dokunmanın” bir yolu, yöntemi vardır! Hele, aksi sabit olana kadar masum ve saygın ve devletin yüksek mevkilerinde bulunmuş olanlara “dokunmanın” da bir edebi olması gerekir!
27 Mayıs’ta da cumhurbaşkanlarına, başbakanlara, bakanlara, Genelkurmay başkanlarına, kuvvet komutanlarına, hem de fazlaca  “dokunulmuştu”. Ama sonra, o “dokunanlara” ne oldu? Milletimizin “aklı” başına maalesef biraz geç gelse de hafızası, hiç de zayıf değildir!

On birinci dalga
Kerametinin nereden, kimlerden menkul olduğu malûm, Mahmut Övür adlı “sözde” bir gazeteci, önce Sabah  gazetesinin manşetinde, sonra da mâlum Taraf’ın, mâlum Neşe Düzel’ine şecaat arz ederken, açıklamış ki; “11. dalga geliyor. Darbeci damar medya da tasfiye olacak”... 90’ların ikinci yarısı ve 2000’lerde etkili olmuş önemli siyasileri ve emekli askerleri, geçmişte Genelkurmay başkanı olmuş bir ismi de kapsayacak. Türkiye büyük sarsıntılar yaşamadan kendine gelemeyecek. Ergenekon süreci dalga dalga sürecek ve Türkiye’yi değiştirecek. “Övür’e malûm mu oldu diyeceğim, ama o pek abdala benzemiyor, bu sırada bunları pervasızca yazmasında bir maksat var; “Büyük gözaltı terörünü” sürdürmek ve insanları sindirmek!  

Ve ben
Son günlerde, birilerinden mesajlar alıyorum. Mesela  “Valizini topla, iki aya kalmaz seni de içeri alacaklar. Koğuşlar berbat ve soğuk” diye... Eğer bu 11. dalgada, gerçekten gene değerli Atatürkçüleri, cesur meslektaşlarımı toplarlar da beni dışarıda bırakırlarsa çok üzülürüm!
Bu ilk içeri alınmam da olmaz, tecrübem var. Yassıada’da, Balmumcu Cezaevi’nde toplam 9 ay yattım. Hapisliğin, hele en güç şartlarda mahpusluğun ne olduğunu bilirim. Yassıada’da yatarken, aylarca iddianame beklerken masum olduğumdan,  sonunda aklanacağımdan emindim! Sadece 36 yaşımdaydım; endişem, küçük kızıma ne olacağı ve kendi geleceğimin nasıl olacağı idi! Şimdi 85 yaşımdayım, kendi geleceğim hususunda korkum, endişem yok! Eşimin sağlığından endişe ederim! Fakat asıl vatanımın, devletimin geleceğinden endişeliyim! Ve bu yaşımda sıcak yatağımda öleceğime, Atatürk’ün yolunda, Atatürkçülük davası uğruna, cezaevinin soğuk koğuşunda şehit olmayı şeref sayarım!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş