Yeni gerginlik stratejisinin kodları: "Vatandaşlık" ve "Millet"

Kürşad ZORLU

Önümüzdeki dönemde yeni Anayasa, Başkanlık ve bozdolabından çıkarılmayı bekleyen çözüm süreciyle birlikte "Vatandaşlık" kavramı ve onun yan unsurları olarak değerlendirilen sözde özgürleşme adımları çokça konuşulacak. 2011-2013 yılları arasında TBMM'de sürdürülen çalışmalarda vatandaşlık tanımı üzerinde yoğun  tartışmalar yaşanmış ve 4 parti 60 madde üzerinde mutabakat sağlamıştı. Anayasa Komisyonunda yapılan çalışmalarda (24.dönem) AKP'nin önerdiği çözüm "Devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır" şeklindeydi. CHP  "Türk vatandaşlığı" dil, din, ırk, cinsiyet, etnik köken, siyasi düşünce, felsefi inanç, mezhep ve benzeri sebeplere bağlı olmaksızın herkesin eşitlik temelinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması anlamına gelir." yaklaşımını önerirken MHP mevcut 66.maddenin devamından yana tavır sergilemişti. Bu meselenin sağlıklı bir tartışma ortamında doğru bir sonuca yürüyebilmesi için neyle karşı karşıya olduğumuzun açıkça ortaya konulması ve dünyadaki genel eğilimin bununla ilişkisi dikkate alınmalıdır.

Ortak amaçlar örselenemez

Kim ne derse desin seçim sonuçlarının da ötesinde Kürt milliyetçiliğinin çevrelediği alan düne göre genişlemiş ve özellikle belirli bir bölgede etkisini artırmıştır. Bu temel üzerinde Türk milliyetçiliği ile Kürt milliyetçiliğinin birbirini güçlendiren kaynaklar olduğu yaklaşımını geçerli saymak son derece yanlıştır. Zira gerek tarih ve sosyal bilinç açısından gerekse hukuki dayanakları itibariyle bir milletin ortaklığını perçinleyen, toprak parçasındaki farklılıkların birleştirici gücü olarak süregelen Türk kavramının o toprak parçasındaki zenginlik unsurları ile mukayeseli gerginlik stratejisine konu edilmesi uzun soluklu ama etkili bir ayrışma hedefinin işaretidir. Bununla birlikte ülkedeki ortaklaştırıcı kavramların güncelliği ve işlevselliği konuşulamayacak şeyler değildir. Fakat milletin birliği ve dirliği için yapılacak bu konuşmadan o milletin adını değiştirecek neticelere ulaşılması arzu ediliyorsa burada hüsnü zan içerisinde kalmak mümkün değildir. Bu açıdan bakıldığında önce terörle yoğrulan, sonra toplumsal mekanizmanın bir tezahürü olarak sunulan ve adına Kürt sorunu denilen sistematiğin yukarıda belirttiğim "milletin ortaklığını sağlamak" idealine ne ölçüde katkı sağlayabileceğini empati yaparak irdelemek gerekmektedir.

Azınlık değil birey hatları

Dünden bugüne "özerklik", "vatandaşlık tanımı", "anadilde eğitim", "Öcalan'ın salıverilmesi" gibi hedeflerin odağında kimlik üzerinden bir konumlanma ve grup üyeliği koşuluyla bir hakkın kullanılabilmesini içeren talep ve istekler bulunmaktadır. Bu sebeple birilerinin dediği gibi Anayasa'dan Türk kavramını çıkarılsa bile söz konusu konumlanmanın değişmeyeceğini görmek daha akılcı olacaktır. Meselenin teorik ve pratik boyutunda bir öykünme aracı olarak kullanılan Avrupa Birliğinin yaklaşımı da böylesine bir hassasiyeti göz ardı etmiyor. AB ülkelerinin benzer sorunlar karşısında düzey ve etkileri değişse de birey ve grup hakları (özerklik, anadilde eğitim vb) şeklinde adımlar attıkları biliniyor. Gelinen noktada ise AB'nin yaklaşımı özellikle Lizbon anlaşması ile birey haklarını esas alan bir çözüm mantığına dayanıyor. Son dönemdeki insan hakları raporlarında "azınlıklar" yerine "bireyin" özne olarak kabul edildiği yaklaşımlar dikkat çekiyor.

PKK mı özgürlük getirecek?

Türkiye'de nüfusun bir bölümünün kimlik zemininde paylaşılan bu taleplerin yerine getirilebilmesini PKK aracılığıyla mümkün görmesi Kürt sorunu yaklaşımını daha da çıkmaza sürüklüyor ve terör sorunu ile bütünleşmesini sağlıyor. Söz konusu talepler karşılandığında PKK terör örgütü kendisini mi lağvedecek? diye sorulduğunda hiç kimse buna "evet" diyemiyor. Çünkü sadece PKK değil dünyadaki bütün terör örgütlerinin gündemi ile özgürlük, insan hakları ve ayrımcılık kavramlarıyla şekillendirilen süreçler arasında doğrudan bir ilişki kurulamıyor. Terör kaostan, kandan, gözyaşından ve ayrışmadan besleniyor. Hedef aldığı nihai zemin ise toplumu bir arada tutan güven ağından başkası olmuyor.

Bu konuya devam edeceğiz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş