Yeni oyunlar

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Rum liderliği görüşmelerin başlamış olmasından yararlanarak Kıbrıs Meselesinin “Genişlemeden Sorumlu Müdürlükten” alınarak “AB Komisyonu Genel Sekreterliğine” bağlanmasını talep ediyor. Bundan ne çıkar? demeyiniz. Bu kahpece bir oyundur. Allah’tan Genişlemeden Sorumlu Olli Rehn buna karşı çıktı-şimdilik. Rum tarafının baskısı ve bu konuda propaganda faaliyetleri devam edecek. 
Rum’un bu konuyla ilgili müracaat nedeni “Kuzey Kıbrıs’ta karapara aklama ve yolsuzluk olduğu yönünde endişe verici bilgiler bulunması nedeniyle konunun uygun AB daireleri tarafından ele alınması” olarak gösterilmektedir. AB’nin muktesabatı, Kıbrıs Hükümeti addedilen Güneydeki Rum idaresinin Kuzeyde yetkisi olmadığı gerekçesi ile onlara göre Kuzeyde, bize göre KKTC’de uygulanmıyor. Şimdi bu müracaatla Rum idaresinin yetkilerini AB kanalı ile KKTC’nin içine de getirecekler. KKTC makamları bu oyuna gelmemelidir.
Böyle bir müracaatın esas nedeni başkadır. AB her ne kadar “Kıbrıs üyedir” diyorsa da Kuzeyi de Rum’un idaresine verinceye kadar Kuzeye el uzatamayacağını çok iyi bilmektedir. Yani, Kıbrıs meselesinin “Genişlemeden Sorumlu” Dairede kalması Kıbrıs Meselesi halledilinceye ve böylelikle AB’ye göre Kuzey de Rum idaresine geçinceye kadar doğaldır çünkü “genişleme ile ilgili işlem devam etmekte ve KKTC’nin veya Kuzeyin” Kıbrıs dedikleri idarenin dışında oluşu Kıbrıs’ın tam üyeliğini bir bakıma askıda tutmaktadır. Diğer bir deyişle Rum liderliği Kıbrıs meselesinde henüz tamamlanmamış bir şeyler var görüntüsünü ortadan kaldırmak istemektedir ve ne yazık ki yine kalleşçe davranmakta ve bu müracaatlarını görüşmelerin başlamış olmasına bağlamaktadırlar. Dikkatli olalım.
Diğer bir oyun da Solya bölgesindeki beş köyün direk Lefkoşa’ya ulaşabilmesi için ara bölgeden geçişe ihtiyaçları var. Türk tarafı olurunu vermeden BM otoriteleri buna izin veremez. Konunun değerlendirilmesinde ve Pile Yiğitler yolu ile Erenköy yolunun açılması karşılığında böyle bir iznin verilip verilemeyeceğinin kararlaştırılmasında yarar olabilir. Prensip, almadan vermemektir.
Akel yetkilileri Karpaz’ı ziyaret edeceklermiş. Her geldiklerinde gençlere yaptıkları telkinleri unutmadık. Bu kez yine bu iyiliğimizin karşılığını herhalde alacağız. Ancak Karpaz’a değinmişken Limasol’da halâ Türk çocukları için bir okul açmadıklarını gündemde tutalım ve Karpaz’daki orta okullarını kapatmanın hakkımız olduğunu da unutmayalım. İnsan Hakları tek taraflı yürütülemez.
İngiliz Yüksek Komiseri sayın Millett “Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar ayni sudan içmekte ve ayni havayı solumaktadırlar. Bu böyle olduğuna göre bu iki hayati kaynağın korunması amacıyla iki toplum çevre konusunda işbirliğinde bulunmalı; gelecek nesiller için bu şart” demiş.  Güzel söylemiş. Anlaşılan sayın Millett’e göre 1963-74 yılları arasında ayni sudan içmiyor, ayni havayı teneffüs etmiyorduk ki İngiliz Yüksek Komiserliğindeki memurların da gözleri ile gördükleri gibi Golf sahasında bizi tavşan gibi avlamaktaydılar’. Toplu mezarlara ayrı su içip, ayrı hava teneffüs ettiğimiz için girdik herhalde. Çevre konularında işbirliği önerirken bile İngiliz yetkililerin iki halktan değil de iki toplumdan bahsetmeleri düşündürücüdür. Halbuki “self determinasyon uygulanacaksa her iki taraf için ayrı ayrı kullanılır” kararını veren kendi hükümetleri ve parlamentolarıydı. Yıl 1956! Şimdi yeniden toplumcuk mu olduk?  Hem de 2004’de ayrı referandumlara rağmen?

Yazarın Diğer Yazıları