"Yeni sürecin" eski eğilimleri

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Yine "Kürt sorunu" demeye başladılar;

Hatırlarsanız en son "Kardeşim ne Kürt sorunu ya, böyle bir şey yok" diye el sallıyorlardı her bir artı oylarına ihtiyaç duydukları milliyetçi seçmene!

Yine "çözüm"  demeye başladılar;

Hani "terör örgütü tarafından ihanetle değerlendirilen", hani "buzdolabına kaldırılan" var ya, o işte!

Yine "PKK'nın silah bırakması ve terörün sonlandırılması için İmralı ile ya da HDP'lilerle görüşülebilir" demeye başladılar; "ama bu sefer farklı olacak"mış; "demokratikleşmeyi değil silahsızlanma(!)yı -nasıl bir tabirse-" konuşacaklarmış!

Mümkün tabii… Bu kulaklar "görüşen şerefsizdir" dedikten sonra "benim memurum görüştü, benim adıma görüştü, ben gönderdim, devlet görüştü, hükümet görüştü" diye pervaneleşmeleri duyduktan sonra  bu ne ki!

Yine "Sorunun tüm muhataplarıyla bir araya gelip çözümü birlikte olgunlaştırmayı tercih ediyor"larmış;

Recep İvedik, Safiye Sultan, Nihat Doğan, Seymen Ağa, Eşkıya, Kibariye, Karadayı, Klarnetçi Hüseyin Badem ile filan bir araya gelmişlerdi ilkinde "olgunlaştırmak" için açılımı…

"Eyvah eyvah"... Ekranları şöyle bir tarayınca Kuyucu Murat Paşa, Psikopat Yekta, zalim Noyan'ı da çağırmaya kalkmasınlar… Ki bence madem mevzu "güvenlik politikalarını ihmal" etmiş olmaları, ben oyumu fikren alerji duysam da kılıç sallamasıyla gönülleri fetheden Aytolun Hatun ile Yeniçeri Ağası Zülfikar'dan yana kullanıyorum. İkisine devredin, hem kesin hem temiz "çözüm".

Yine "Başbakan Dolmabahçe'de aydınlarla çok geniş kapsamlı bir toplantı yapacak"mış... "Kürt sorunu konusunda sadece belli bir bakış açısına sahip aydınlar davet edilmeyecek. Milliyetçi, sosyalist, muhafazakar, liberal aydınlarla Kürt sorununun çözümü konuşulacak"mış…

Dileyen buyursun gitsin tabii. Ama unutmasınlar ki;

Bu işleri beraber planlayıp, uyguladıkları "eski aydınlar"ının kimi paralel, kimi darbeci, kimi güruh, kimi karanlık odak vs. şimdi! Bu yaftalarla kalsa iyi; kimi mahkemelik, çoğu işsiz...

Hukuki değerlendirme için "Güneydoğu'daki barolar"ı tercih etmişler;

Türkiye Cumhuriyeti topraklarının bir bölümünün "Kürdistan" olduğunda ısrarlı, "faili meçhul cinayet zanlısı" yerine koydukları "devlet"le davalı ve PKK'lıların avukatlarına emanet etmek işin "kılıfına uydurulma" kısmını dahiyane olmuş gerçekten de!

Ben en çok önemle altını çizdikleri iki noktadaki aklımıza hakaret seviyesini tuttum;

 İlki, "açılıma dair özeleştiri"lerini bir "garanti" gibi sunmaları… Ne kadar eminler 7 Haziran-1 Kasım arası sahneledikleri özeleştiri yapıyoruz, dersimizi aldık şovuyla, 1 Kasım'dan sonra zerre ders almadıklarını kanıtlayan hoyratlıkta ısrarlarını hatırlamayacağımızdan, hatırlatmayacağımızda…

İkincisi, ki favorim bu iddia:

"Çözüm değil istişare süreci"

Çözüm sürecinin omurgası "terörle müzakere"ydi. Yerini istişare almış.

Türk Dil Kurumu'na göre "müzakere" eşittir "fikir alışverişinde bulunma"

"İstişare" eşittir "danışma".

Hangisi daha tavize meyilli, daha tehlikeli ona da siz karar verin.

Kaldı ki, -hadi iyimser bakalım- "Yeni Anayasa" sürecinde bu "istişare"nin kralına şahit olmadık mı; Cemil Çiçek'in "danışmadığı" özel-tüzel kişilik kalmamıştı.

Sonuç:

Dediğim dedik çaldığım düdük oldu yine iktidarın stratejisi!

Satır aralarına gizlenen niyet şifrelerini çözmek gibi kafa yormayı gerektiren işlerden haz etmeyenler için sözün özü;

İlk "sürprizi",  Başbakan Güneydoğu'ya giderken uçakta Kürtçe anonsa başlanmasıysa sahiden, bu olsa olsa "yeniden taviz süreci" olur.

Yeni Şafak'ın AKP'yi bütün emsallerinden çok içselleştirmiş Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi, dün, "yeni sürecin parametreleri"ni anlattığı yazısında iktidarın bakış açısını şöyle aktarmıştı:

"PKK ile şiddetli bir mücadele yürütüyorum ama Kürtlerin hakları için de çalışmalar yapıyorum. Kürtlere haklarını veriyorum. Neden? Çünkü Kürtler bu ülkenin birinci sınıf vatandaşları. Hak olarak verilenler ise bir lütuf değil, analarının ak sütü gibi helal olan hakları."

Anayasası "eşitlik ilkesi"ne dayanan, yani etnik kökenine bakmaksızın bütün vatandaşlarını "eşit" sayan dolayısıyla Kürtler dahil bütün vatandaşlarını "eşit haklar"la donatan Türkiye Cumhuriyeti'nde "Kürtlerin haklarını vermek üzere" başlatılan her süreç, adı ne olursa olsun işlevi itibarıyla "bölücü"dür. Nokta.

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları