Yeni Ufuklar'da İlber Hoca ile...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Çok arzu ettiğim halde çiçek-böcek yazamıyorum. Dört bir yanımız ateş çemberi. Orta Doğu coğrafyası cayır cayır yanarken güzel konulara değinmek imkansız hale geliyor. Ağzı olan konuşuyor. Canım memleketimde herkes her şeyi biliyor. Had bilmezlik mi? Cahil cüretkarlığı mı bilmem. Öylesine bilgi kirliliği var ki akıl sağlığımızı yitirmeye ramak kaldı. Yine de güzel şeyler olmuyor değil. Bereketli Anadolu topraklarında kardelen misali çiçekler de açmıyor değil. Memleketim diye torpil geçtiğim sanılmasın Selçuklu'nun başkentlerinden ve Türk kültürünün mihenk taşı Kayseri'de Yeni Ufuklar Derneği'nin konuğuyduk. Memleket sevdalılarının bir araya gelip kurduğu Yeni Ufuklar, Kayseri sınırlarını çoktan aştı. İstanbul'dan sonra yakında Ankara'da şube açacak. Ülkemizin güzide siyaset ve bilim adamlarına konferanslar verdiren ve tamamı gönüllülerden oluşan derneğimizin iki aylık dergisi, yayınlanan kitapları da var. Her yıl Türk Kültürüne Hizmet Ödülleri takdim ediyorlar. Bu yıl yedincisi yapıldı ve bu satırların yazarına da nasip oldu. Bir yazar için ödül almak sonraki çalışmaları için teşvik edicidir. Meslek hayatımda onlarca ödül almama rağmen en anlamlısı Ahlat'tan sonra Kayseri'de Prof. Dr. İlber Ortaylı ile aynı platformda olmaktı.

***

İlber Hoca'yı okuyucularımıza uzun uzun anlatmaya niyetim yok. "Çok cahilsin keşke ölsen" sözlerini yeterli görürüm. Son dönemdeki "geri zekalı" teşhisi ise mükemmel ötesidir. Sıradan bir Türk vatandaşı olarak dünyanın her yerinde İlber Ortaylı gibi fikir ve bilim adamı ile öğünmek, gurur duymak gibi ayrıcalığımız var. 16 Mayıs 1993'te Cumhurbaşkanı seçilen merhum Süleyman Demirel'in görev süresi 16 Mayıs 2000'de sona ermeden önce DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümetince görev süresi uzatılmak istenmişti. Parlamento içinde bazı isimler gündeme gelmiş ciddi kavga ve tartışmalar yaşanmıştı. O günlerde her zamanki muhalif kimliğimle "aramaya gerek yok İlber Ortaylı var" diye yazmış, hararetle İlber Hocamın Cumhurbaşkanlığı makamına getirilmesini savunmuştum. Ahmet Necdet Sezer ve Abdullah Gül'de de Hocanın adını seslendirmeme rağmen bazılarının işine gelmedi. Bay Bahçeli'nin muhalefete kazığı olan Ekmelettin İhsanoğlu vakasına da önce karşı çıkıp "niçin İlber Ortaylı değil?" feryatlarımız da arşivlerde. Ortaylı, Türkiye'de kirlenen siyasetten hep uzak durdu. Cumhurbaşkanlığı makamı da siyasetin tam ortasına sokulduğu için soğuk bakmıştır. 17 yıldır Cumhurbaşkanı adayım olan Ortaylı'nın 2019'da aday olması gönlümden geçiyor. Böyle bir durumda karşısına adayların bile çıkamayacağı kanaatindeyim. Dahası kamuoyu araştırma kuruluşları bu konuda ciddi bir araştırma yapsa açık ara önde bulunacağından eminim.

***

Kayseri'deki konferansın konusu "Orta Doğu'da yeni gelişmeler ve Kudüs" adını taşıyordu. Hoca kürsüde kaldığı 1.5 saatte öylesine bir ufuk turu çizdi ki, Türkiye'nin ve Orta Doğu'nun durumunu anlamamak için cidden "geri zekalı" olmamız gerektiğini suratlara tokat gibi vurdu.

Gecede Dünya İşitme Engelliler Olimpiyat Şampiyonu millî güreşçimiz İlhan Çatık'a verilen ödülün anlamı derindir. Gazeteci Veli Altınkaya, arşivci Faruk Yaman ve Prof. Dr. Mustafa İnbaş'a da Türk Kültürüne Hizmet ödülleri takdim edilirken 1500 kişilik Kadir Has Kültür Merkezi'nin dışında da en az iki katı kalabalık olduğunu vurgulamadan geçemeyeceğim. İlber Hocama "Yılın Tarihçisi" ödülü takdim edildi. Doğuştan muhalifim ya itiraz ettim. "Yüzyılın Tarihçisi Olmalı..."

Başta Yeni Ufuklar Derneği Onursal Başkanı, değerli dostum İbrahim Sungur olmak üzere, derneğin Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Argunşah, Kayseri Şube Başkanı Orhan Köksal, Bilgi Yurdundan Mustafa Öztürk, Türk Ocakları Kayseri Demokrasi Platformu ve tüm gönüllü kuruluşlara teşekkür ediyorum.

***

Dedim ya memlekette bazen iyi şeyler de oluyor. Aile şeceresi hazırlamak günümüzde iğne ile kuyu kazmaya benzer. Değerli iki tarihçimiz Adnan Menderes Kaya ve Mustafa Aksoy Hoca, zor iş olan aile tarihi araştırmasının üstesinden gelerek "Sungurlar"ı araştırmışlar. Balkanlardan, Orta Asya'ya kadar Sungurların "Ak" ve "Kara" olanları tespit edip yerleşim birimlerini, günümüze kadar gelen medrese, han, kümbet, türbe, cami, hamam, kervansaray, imaret ve konaklarını bulup fotoğraflarını yayınladılar. Hayran oldum. Gıpta ettim. Sungurlarla bizim de hısım-akrabalığımız olduğunu öğrenip onurlandım. Sadece Kayseri'de değil yurdun dört bir yanında böylesi aile tarihi çalışmaları Türk kültürüne sadece devletin değil bireysel çalışmaların katkı sağlayacağını göstergesi olacaktır.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları