Yeniçağ'ı anlamak!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

İnsanların bazıları diğer bazılarına göre kendilerini körelten, köleleştiren, sömüren bir sisteme karşı daha tahammüllü olurlar. Bilindiği gibi Dünya üzerinde bazı toplumlar diğer bazı toplumlara göre özgürlüklerini ve bağımsızlıklarını daha az önemserler! Kölelik, uşaklık, mandacılık ve sömürgecilik gerçekte bir iklim sorunu değil, bazıları için bir kimlik sorunudur. Bütün bunlar tarihin derinliklerinden bugüne kadar hep var olagelmiştir.

Yeniçağ: Bizi biz yönetmeliyiz diyenlerin çağıdır!
Ensesindeki yabancı nefesten, tepesindeki yabancı bayraktan, sokağındaki ecnebi postaldan, namahremine uzanan yabancı elden rahatsız olmayanlar da hem dünün hem de bugünün çocuklarıdır. Hatta bir zamanlar çaresizler “Bizi kimin yönettiği değil, nasıl yönettiği önemlidir” diyerek sömürge düzenini meşrulaştırmaya kalkmışlardı. Bugünün sözüm ona özgürlükler çağında da aynı felsefeyi çok ciddi bir biçimde savunmaktadırlar.
Fikren, ahlaken ve ilmen düşmana teslimiyeti savunmak için güçlü olan her şeyin akla uygun; akla uygun olan her şeyin de gerçek olduğuna inanmak yalnız eski çağlara özgü bir tavır değildir. Eski zamanlar yalnızca doğallığın, ilkelliğin, hamlığın, hasetliğin çağı değildi, aynı zamanda mamutların, dinozorların da çağıydı.
Bugün olduğu gibi eskiden de içinden çıktığı klana sevgi duymanın, önceliği kendi akrabalarına vermenin, milli ve yerel kimliğinden ya da değerlerinden rahatsız olmanın da taraftarları yandaşları vardı. O zamanlarda da ortak olmayana vurgu yapmayı da, ortak olana vurgu yapmayı da haklı gerekçelere dayandıranlar hep vardı.
Kendi bastığı dalı kesenler ya da kestiği dala basanlar, halkına ihanet edenler, satanlar, satılanlar ve satın alanlar bir çağa ve döneme ait değillerdi. Brütüs’ler, Neron’lar, kahramanlar, hainler, mandacılar, cuntacılar, batanlar, satanlar insanın olduğu her yerde olanlardı.
Anlamak gerekir ki, üzerlerine tükürülenlerin, tükürüğü rahmet olarak nitelemesi zamana bağlı değildir. “Yüzüne tükürsen yağmur yağıyor der” sözü de yalnız geçmişe özgü değil, her devirdeki uşak ruhlulara özgüdür.
Aşağılayanlara karşı koyanlar, yeter diyenler, riske girenler az da olsa hep vardılar. İsiah Berlin’in ifadesiyle onurlu insanlar sayıları az da olsa hep buna karşı koyarlardı. Zira “İnsanlar üstlerine tükürülmesinden, üstün bir milletin, üstün bir sınıfın ya da üstün herhangi birilerinin kendilerine emirler vermesinden usanır. Er geç milliyetçi soruları sormaya başlarlar: “Neden onların sözünü dinleyelim? Onların ne hakkı var? Ya biz ne olacağız? Neden biz de kendimiz?..”. İşin esası Yeniçağ, “Bizi biz yönetmeliyiz” diyenlerin çağıdır.
Bu anlamda sömürgeci ecnebilere karşı milliyetçilik ve milli direniş hep vardı, hep de var olacaktır. Çünkü milliyetçilik bağımsızlığın ve özgürlüğün oksijenidir. Milliyetçiliğin bu niteliğidir ki millete yönelik tehditleri, her türden uşaklığı, örselenmeyi, itilip/kakılmayı, yumuşak başlılığı, adam sendeciliği, yabancı otoriteye ve yabancıya kulluğu reddeder. Milliyetçilik temelde insan olmanın ruhsal bilincidir. Milliyetçilik hem bireysel hem de toplumsal anlamda kendi kaderine egemen kalabilmenin temel şartları arasında yer alır. Bu nedenledir ki, davranışlarının yönünü tayin etmede milliyetçiliği bir pusula gibi kullanmayan toplumlar süreç içerisinde olgunlaşmamış, ilkel ve sömürge niteliğine indirgenmişlerdir.

Türkiye’de Yeniçağ’ı anlamak!
Bu nedenle Yeniçağ’ı anlamanın yolu öncelikle milli devleti, milli direnişi, bağımsızlığı, egemen olmayı anlamaktan geçer. İşin özü Yeniçağ’ı anlamak yalnız çağdaş olmanın değil çağdaş kalmanın da ön şartıdır.
Yeniçağ’ı anlamak; soğuk savaş sonrası küresel güçlerce yeniden dizayn edilen dünyada Türkiye’yi ve Türk dünyasını anlamak demektir. Yeniçağ bireyleri kendisini değerli görmeye zorlayan, yabancı ölçütlere bağlı kalmayı reddeden, kendine güveni esas alan ve önce benim milletim diyenlerin çağıdır. Bu, insan haklarını, demokrasiyi, hukuka saygıyı, adaleti, fikir özgürlüğünü yabancılardan emir almak olarak algılayanları reddeden bir anlayıştır. Cinsin cinsin meyilli olduğunu, her ülkenin kendi çıkarlarını davranışlarının öznesi yaptığını düşünür. Bunu yaymaya ve yaygınlaştırmaya çalışır. Yeniçağ, her milletin kendi kaderini belirleme, milli karakterlerini koruma ve kendi milletinin özel vasıflarını insanlığın ortak mirasına katmak gibi bir hakkı olduğunu düşünür. İşin özü bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Yeniçağ; Yeniçağ’ı anlayanların çağı olacaktır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları