Yeniden referandum!

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Referandum,  “halka sormak”  anlamına gelen demokratik bir haktır. Hükümetler, belirli konularda halkın ne düşündüğünü öğrenmek için bu metodu kullanırlar. Referandumlarda halka sorulacak soru basittir, tektir, sokaktaki vatandaşın anlayabileceği türdendir. 1950’de papazlar, Rum halkını kiliseye davet ederek önlerine bir defter koydular. Soru “Enosis ister misiniz?” sorusuydu. Başka ülkelerde veya eyaletlerde “sigara yasağı uygulansın mı?” veya “şu veya bu vergi azaltılsın mı?” veya “eyaletin hudutlarına şu veya bu yer eklensin mi?” gibi halkın tereddütsüz anlayacağı sorular sorulur.

2004’te bize sorulan soruya bir bakalım: Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne birleşik olarak gireceği yeni düzeni hayata geçirecek Kuruluş Anlaşması ve Tüm Eklerini; Kıbrıs Türk Devleti’nin Anayasası’nı ve yürürlükte olacak yasalara ilişkin hükümleri onaylıyor musunuz?

Bu  soruya  “Evet”  cevabını vermiş olanlara soralım: Yukarıdaki bu soruya  “Evet”  derken Kuruluş Anlaşması’nı ve tüm eklerini okumuş muydunuz? Kıbrıs Türk Devleti adı verilen kuruluşun devlet değil, Rum çoğunluk idaresinde karma bir vilâyet olacağının farkında mıydınız? Bu sözde devletin (vilâyetin) anayasası dedikleri belgenin ne olduğunu biliyor muydunuz?  “Yürürlükte olacak yasalara ilişkin hükümler”  de ne demek diye soranınız oldu mu ? Bunun cevabını bilen var mı? Kimsenin bir bütün olarak okuyup değerlendirmediği bu 9000 (dokuz bin) sayfalık planın son tamamlanmış mühürlü resmi son şekli bana, Cumhurbaşkanı olarak, referandumdan bir gün önce öğleden sonra saat beş sularında getirilmişti.

Eminim ki ciddi ve gerçekçi kişilerin tümü bu soruların tümüne  “Hayır”  cevabını verecektir. Oy kullanıp  “Evet”  dedikleri şey  “Uzlaşma, AB’ye üyelik”  hayali olmuştur.

Bir İngiliz hukukçu  “Referandumlarda halka böyle iç içe girmiş karmaşık sorular sorulamaz. Bu referandum hukuken geçersizdir”  diyebilmiştir, ancak atı alan Üsküdar’ı geçmiş oldu, bize de aldatılmışlığın acı sonuçları kaldı. Rum tarafı ABD yetkililerini, İngilizleri, AB üyelerini bu plana olumlu oy verecekleri yönünde iyice aldatmışlardı; mesele, Türk tarafını evet dedirtmeye kalmıştı. Planın müzakere edilmesi gereği üzerinde duran Denktaş’tan ve kafadarlarından kurtulmakla Kıbrıs’ın AB üyeliği meşrulaşacak, Türkiye’nin önünden Kıbrıs engeli güya kalkacaktı. Yeter ki Türk tarafı bu plana evet demiş olsun. 30 milyon ABD Doları  “evet öncülerini”  harekete geçirdi. Yüzde 65 ile  “Evet”  oyumuzu ABD derhal yorumladı. Egemenlik, ayrı devlet (ve dolayısıyla Garantiler) ortadan kalkıyor ve Kıbrıs, Rum çoğunluk idaresinde bütünleşerek (Simitis’in dediği gibi) Türkiye’siz bir  AB bünyesinde Enosis’in tahakkuku da meşrulaşmış oluyordu.
Bugün başlatılmış olan görüşmeler sürecinin hedefi budur ve maalesef tutulan yol bizi Türkiye’nin henüz üye olmadığı bir AB bünyesinde bireyler olarak yok olma noktasına götürecektir eğer yeni bir referandumda aklımızı başımıza almazsak!  Annan Planı’nın paralı-parasız öncüleri ve  “barış şampiyonları”  halen faaliyete geçmiş bulunmaktadırlar. Bunların bir kez aldattığı insanlarımız yeniden bu paralı-parasız barış öncülerine inanacaklar mı? Göreceğiz. Anayasa Mahkememiz yeniden  “KKTC’yi ortadan kaldıran bir anlaşmanın kabulü için yapılacak bir referandum yasaldır”  diyecek mi? Bunu da göreceğiz!

Yazarın Diğer Yazıları