Yenilmeyi öğrenmelisiniz...

A+A-
Ahmet GÜRSOY

Bu adamlarda sahiden akıl tutulması var: Cümleye bakar mısınız?

"Erdoğan'ı devir. Türkiye'yi durdur" tezi bir saldırıdır. Bütün senaryoları çökecek."

                Acaba bu söylediklerini inanarak mı yazıyor, yoksa bilinçli bir propaganda yapmak amacıyla mı?

Erdoğan'ı nereye gidiyor ki durduracağız?

Tarım bitmiş, millî kaynaklar satılmış.

16 yıldır satılmadık millî kurum ve kuruluş kalmamış.

Madenlerin çoğu yabancılara devredilmiş.

İç borç dış borç dengesi bozulmuş.

Eğitim dibe vurmuş.

Eğitilmiş iş gücü, diplomalı işsizler ordusu sokakları doldurmuş.

Ülkedeki bankaların önemli bir çoğunluğu yabancıların eline geçmiş.

Yıllardır sıcak para ekonomisi ve faiz ile bu bankaların Türkiye'den götürdüğü döviz milyarları bulmuş.

Ana akım medya iktidar tekeline alınmış. Hür basın, özgür medya tüketilmiş. Devlet radyo ve televizyonları dâhil muhalefetin burnunun ucunu göstermiyor.

Bütün bunlar olmamış, bu ülkede her şey güllük gülistanlıkmış gibi adamın biri tutmuş "Erdoğan'ı devir. Türkiye'yi durdur" tezi bir saldırıdır. Bütün senaryoları çökecek" diyor.

Allah akıl fikir versin..

                Bu akıl tutulmasına göre Erdoğan demek Türkiye demek. Erdoğan'ı seçimle mağlup etmek ise dış operasyonlardan birini gerçekleştirmek demek. Dolayısı ile muhalefet demek Türkiye düşmanlığı demektir. Çünkü Erdoğan'ı bu adamların söylemiyle "düşürecek" olan onlar.

                Bu söylem, demokrasi düşmanlığının ta kendisidir. Çünkü seçimin doğal sonuçlarını, seçmenin kararını düşmanların oyunu olarak tanımlıyor. Bunlara göre sittin sene Türkiye'yi AKP yönetmeli.

Şunların hastalıklı düşünce dünyasına bakar mısınız? Böylelerinin zihin haritasını anlayabiliyor musunuz?

Teoriye bakınız lütfen...

"Türkiye üzerine yapılan bütün tezler çökmüştür. İçeriden operasyonlar da, dışarıdan müdahaleler de, entelektüel terör halkaları üzerinden yürütülen kamuoyu algı çalışmaları da, iç çatışma alanlarını genişletme girişimleri de, medya operasyonları da, ekonomik kriz senaryoları da çökmüştür."

Adamın sorası geliyor: Vallaha mı?

Demek hepsi çöktü, öyle ise bu telaşınızın sebebi nedir?

Sanki iktidarda Erdoğan ve partisi değil de bir başkası varmış gibi atıp tutuyor. Türkiye'de yaşanan bütün olumsuzlukların sebebini ve gerekçesini o meşhur "dış güçler" tezine bağlıyor. Bunlara sorarsan ülkeyi 16 yıldır kesintisiz yönetenlerin asla kusuru yok, başımıza her ne bela geldiyse hep bu dış güçlerden kaynaklanıyor. Ben bildim bileli yılların değiştiremediği siyasi mitoloji (efsane) bu iktidarla birlikte tavan yapmış durumda.

Soralım bakalım. Bu ülkede haberleşmenin kalbi TELEKOM'u Lübnan sermayesine dış güçler mi sattı?

Tarımı dış güçler mi yok etti?

Hayvancılığı silip süpüren dış güçler miydi?

                Meselâ 16 Nisan referandumu öncesi, 'Evet derseniz Euro düşecek, faizler düşecek, dolar düşecek' dedirten dış güçler miydi?

                Ege'de Akdeniz'de güzelim koyları eş dost yandaşın keyfine imara açtıran Erdoğan'ı devirme görevlisi iç-dış operasyon timleri miydi?

Sor sor bitmez.

                Hangi görüş, ideoloji ve siyasi partiden olursa olsun, Türkiye'yi yöneten her devlet adamı millîdir ve millî olmak zorundadır. Aksi düşünülemez. Dolayısı ile seçime gidilen süreçte, iktidar partisini Türkiye'nin vazgeçilmez yegâne ve tek millî gücüymüş gibi sunmak, seçmeni demokrasi dışılığa zorlamaktır. Ayrıca siyasal sistemi ve demokrasiyi özümseyip hazmedememiş olmanın bir göstergesidir. İktidar tapıcılığıdır.

                Zor olabilir ama yenilmeyi öğrenmelisiniz...

  • Yorumlar 6
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları