Yerin kulağı var!

A+A-
Altemur KILIÇ

Uygar ülkelerde ve ülkemizde yazılı olmayan bazı kurallar vardı. Bazı şeyler, “olmaz-yapılamaz” denirdi! Çocukluğumuzda, büyüklerimiz bize bunları söylediklerinde, “Neden olmaz, neden yapılamaz?” diye sormaya cesaret etsek; “Olmaz da onun için olmaz, yapılamaz da onun için yapılamaz, ayıptır” derler ve iş orada biterdi!
 Genelde “ayıp” kaldı mı? Özellikle ülkemizde, hem özel hayatlarda, hem de toplumda, “olmazlar, yapılamazlar” kalmadı! 
“Telefon-ortam” dinlemeleri konusunda da böyle; telefonları dinlemek, başkalarının konuşmalarına “kulak misafiri” olmak “olamazlardan, yapılamazlardan”dı, ayıptı. Şimdi “yerin” çok uzun “kulakları” var!
Evet; “telefon-ortam” dinlenmeleri artık,  “ahvali adiyeden” resmiyete, hatta yasalara döküldü. En mahrem karı-koca, sevgililer arası konuşmalar dahi, iddianamelerde delil olarak kullanılıyor! “Ergenekon kapsamında” buna dehşetle tanık oluyoruz! Sadece telefonlar, cep telefonları, internet, e-posta dinlenmiyor, “ortamlar” da böceklerle dinleniyor, kayıt altına alınıyor... Başbakanlar, bakanlar, komutanlar da tehditten, tehlikeden masun değiller; kaçacak yer yok!
Önceki akşam 32. Gün programında uzmanlardan bunu öğrendik... Hatta dinleme cihazlarının kataloglarla, isteyen ve parasını ödeyebilen herkese satıldığını da!


1984 şimdi!
Yıllarca önce Orwell’in  “1984” romanını okurken  “Büyük Birader’in” , herkesi dinlediği ve izlediği 1984 yılının, yazarın hayali olduğunu ve asla “gerçekleşemeyeceğini” düşünmüştük... Ama oldu, daha beteri oldu işte.
Bu kâbustan nasıl uyanmalı, nereye -dinlenemeyeceğimiz- nerelere kaçmalı? Dedim ya kaçacak yer yok. “Yangın çıkışı”  yok!
Önceki geceki programda dinlemelerin yasal yapılmasından ve yasal kontrolünden, sınırlandırılmasından söz edildi, ama bütün bunlar akademik yorumlar; teknoloji ve “kullanıcılar” yasalardan da üstün. Çare? Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, çareyi bulmuş: “Telefonda konuşmayın” diyor... Maarif Nazırı Emrullah Efendi’nin formülü; şu  “dinlemeler” olmasa bakanlığını ne güzel idare edecek!
Ve de programa katılan Polis Akademisi Öğretim Üyesi Prof. Önder Aytaç’ın aynı mealde savunması; telefonlar ve “ortamlar” dinlenmese Ergenekon davasında deliller nasıl elde edilirmiş? Ya insan hakları, ya özel mahremiyet ilkeleri? Bunlar onu ve “dinlemelerı” savunan diğer sözde aydınları, “insan hakları şampiyonlarını” hiç ırgalamıyor. Ergenekon süreci durmasın da, insan hakları-adalet-hukuk ihlal edilsin, ne gam.


Prof. Aytaç
Parantez arasında, bu Prof. Önder Aytaç’ın hem Polis Akademisi’nde hoca, hem de ordu dümanlığının karargâhı olan Taraf gazetesi yazarı olması, tesadüf-çelişki değilse, maksatlı mı? Bu zatı, oraya kim-kimler koydu ve bu zat, acaba geleceğin polislerine neler öğretiyor? Kimse bana, “akademik özgürlükten” söz etmesin; bunun da sınırları vardır. Özellikle ülkenin güvenliği söz konusu olduğunda! Aynı mantıkla Aytaç gibilerin Harp Okulları’nda ve Harp Akademileri’nde “dersler” vermelerı caiz olur!
Polis Akademisi YÖK’e bağlı değilse sonunda nereye bağlı? İçişleri Bakanı’na ve Emniyet Genel Müdürü’ne, buradan, bu çelişkiyi sormak isterim.
Özetle; “dinleme sorunu” bu çağın ve ülkemizin kâbusudur. Telefonları dinlemek herkes için yasak olsun, ağır cezalar verilsin diyeceğiz, ama o zaman terör eylemleri nasıl önlenir, kaçakçılık, mafya vs. suçlular nasıl izlenir diyecekler. Ve işin kötüsü, böyle bir yasağa teknoloji el vermez! Hem; yurtta yasalarla, yasaklar konsa, bu teknolojik afet, dünya çapında, nasıl önlenir? Büyük biraderler çok! Velhasıl bir  “açmaz, bir ikilem”. Galiba bu kâbusla yaşayacağız veya sonunda uyanamadan öleceğiz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları