Yerli adamlar!

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Ağır gribin zatürreye çevire ihtimali ile yatak döşek yatıyorum bayramda. Doktorumun verdiği ilaçlarla göz kapaklarımı aralamak bile çok zor. Oysa yıllardır zehir olan bayramlara rağmen bu bayramı sevgili dostum Mustafa Dönmez'in Sapanca'daki çiftliğinde doyumsuz sohbetlerle geçirmeyi planlamıştım. Arife akşamı sosyal medyada Murat Eren ile ilgili kampanya dağladı yüreğimi. Türk ordusuna kurulan ilk kumpasın mağduru Yüzbaşı Murat Eren halen hapiste. Sauna Çetesi'nden hemen sonra gündeme getirilen Atabeyler Davası'nı Türk basınında ilk kez bu sütundan yazmanın acısı da içimde. Murat helikopteri ile devrin Başbakanı Tayyip Erdoğan'ı Sivas'ın ötesine Van'a götürenlerden. Baştan sona davayı ve kumpasın izlerini bildiğim için "Murat Eren hapiste, bayram bizim neyimize" deyivermişim. Yargıtay, Murat'ın cezasını onayladığı için çıkamıyor. Oysa ünlü Balyoz Davası'nı da onamıştı Yargıtay. İki aya yakın tuttuğumuz "Adalet Nöbeti" ile kumpasa bütün dünyanın dikkatini çekerek Anayasa Mahkemesi'nin bu dosyayı incelemesini sağlamaya gayret ettik. Ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın görev süresinin son günlerinde "hak ihlali"ni ilan ederek yüzlerce kişinin tahliyesini sağladı. Aynı Anayasa Mahkemesi, Murat'ın iki yıl önceki başvurusunu halen ele almadı. Sadece Murat'ın mı? 1968 kuşağının devrimci önderlerinden Sarp Kuray da beş yıldır hapiste. Tek kişilik örgütten yargılandı, Yargıtay, Sarp Kuray'ın cezasını onadı ve Sincan Cezaevi'nde genç tutuklulara, kader kurbanlarına mapusta nasıl yatılır, nasıl direnilir öğretiyor Kuray. O'nun avukatlarının Anayasa Mahkemesi'ne başvuruşunun üzerinden 3 yıl geçti. Kuray, dönek solculara benzemez. Yüzde yüz yerlidir. İstese 80 ihtilalinde olduğu gibi yurt dışına çıkabilirdi. Yıllarca yaşadığı Avrupa'dan geri dönüp yargılanmayı istedi. Yeniden kaçmak yerine memleketinin mapushanesinde bile nasıl mücadele edileceğini kanıtlıyor. 1945 doğumlu. Yani 70 yaşında. Fakat 18 yaşındaki heyecanını yitirmiş değil. O'nun yoldaşları, çömezleri çoktan liberal olup, her devrin iktidarından nemalanırken O, inandığı çizgiden sapmadan gerçek devrimci duruşu ile yeni nesillere örnek oluyor. Sarp Kuray ile Murat Eren'in ideolojik anlamda dünya görüşleri çok farklı. Ortak tarafları ise ikisinin de "Harbiyeli" oluşudur. Sarp Ağabey 1972 yılında Deniz Harb Okulu'ndan Bahriyeli teğmen olarak mezun oldu. Murat kardeşim Kara Harb Okulu'ndan helikopter pilotu olarak mezun oldu. Sarp'ı Teğmenliğinde, Murat'ı Yüzbaşılığında attılar. Lakin içlerindeki vatan ve insan sevgisini yok edemediler. Kuray, Sincan'da ziyaretine gelen iki elin parmağını geçmeyenlere "Mamak gibi askeri cezaevleri, Sincan'ın yanında cennettir" diyor. Murat, Paşakapısı'nda gün sayıyor. Türkiye ise Rize meydanında Atatürk heykelinin kaldırılıp yerine çay bardağı konmasını tartışıyor! Birbirlerinden habersiz bu iki Harbiyeli, Atatürk heykelinin kaldırılmaması için mapustan ömür boyu çıkmamayı tercih eder. Türkiye'ye çayın gelişi ve katkılarını Sevgili Nihat Genç defalarca anlattı. Odatv'de "Millî olmak için yerli tohum lazım" başlıklı yazısıyla tekrarladı. Soner Yalçın da "Utanın" başlığı ile heykellerle uğraşanlara çattı. Farklı dünya görüşlerinin iki usta kaleminin kesiştiği kavşak da "yerli olmaları"dır. Bu ülkede yerli olmanın bir bedeli var. Nihat Genç'e yıllardır medya ambargosu uygulanır. Soner'e Odatv kumpası kurulur. Sarp Kuray ve Murat Eren'e ise Anayasa Mahkemesi bile duyarsız kalır. Sonuçta bayramda bizim hissemize isyan ve hüzün düşer.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları