Yerliyi neresinden tanıyacağız?

Servet AVCI

'Tarafsız' Cumhurbaşkanımız talimat verdiler: "1 Kasım'da Meclis'e 550 yerli ve millî milletvekili gönderin!.."

Mesele şu: Biz, yani 'seçme hakkı'na sahip olanlar 'yerli'yi nasıl tanıyacak? Sahneyi gözümüzde canlandıralım, dar bir caddeden geçiyoruz ve karşımızdan da bir milletvekili adayı bize doğru ilerliyor... Onun yerli ve millî olduğunu neresinden anlayacağız?

Bunların alâmet-i farikaları nelerdir? Aborjinler gibi, Kızılderililer gibi veya Pigmeler gibi farklı şekillerde olmadıklarına göre bizdeki yerli ve millîleri nasıl ayıracağız 'yersiz' ve 'gayrimilliler'den? Koklama ve ensesinden yoklama yöntemiyle belirleyemeyeceğimize göre ne yapacağız? Madem ki, önceki seçimlerdeki gibi 'göklerden değil, kürsülerden gelen bir karar vardır' vatandaş da bu karara göre bilgilendirilmelidir!..

***

Devlet katından eşkaller henüz elimize ulaşmadığına göre biz el yordamıyla yaptığımız tespitleri paylaşalım Allah rızası için... Meselâ 'Türk ırkı yoktur, sentezdir' diyen kişi o kadar millî o kadar millîdir ki, Kürşad'ın nârâsıyla Tanrı dağından yola koyulduğumuzda hiçbir yere uğramadan Anadolu'ya transit gelmiştir ve millî kimliğini her türlü erozyona ve korozyona karşı korumuştur!.. On numara motor yağı kadar bu topraklara aittir, yerlidir ve listenin başına oturtulmuştur!..

"Partimiz sayesinde hepimiz Türk olmaktan kurtulduk" diyen ve şimdi 'millî' pozuyla yeniden Meclis'e girmeyi bekleyen 'endemik yerliler'imiz var çok şükür!.. Bu canlı türlerinin yetişkin olanı sürekli gömlek değiştirse de 'anatomik' olarak yerlinin önde gidenleridirler!..

Bunların bir özelliği de ret, inkâr ve asimilasyon politikalarını ortadan kaldırmalarıdır!.. Ama ihtiyaç gereği illa da bir milletin reddedilmesi, inkâr edilmesi ve asimilasyona tâbi tutulması gerekiyorsa, bu millî ve yerlilerin çoğunluğu, bağırlarına taş basarlar kendi milliyetlerini masaya yatırırlar!.. O kadar yerlidirler yani!..

***

Bu millîler gizli milliyetçidirler!.. O kadar gizlidir ki, kendileri bile bilmezler milliyetçi olduklarını!.. 'Ne mutlu Türk'üm diyene' tabelalarını kaldırırken, gözyaşlarını içlerine akıttılar!.. Kan içtikleri hâlde "Kızılcık şerbeti içtik, araya da baldıran sıkıştırdık" dediler!..

Birçok resmî kurumdan T.C. ibaresini kaldırırken, bağırlarına taş bastılar!.. Hele 'andımız'ı kaldırırken üzüntüden sabahlara kadar içip, kendilerini arabesk müzik eşliğinde jiletlediler!.. Milliyetçiliğin her türlüsünü ayaklar altına aldıkları sahneler ise kripto millîlerimizin 'toplu ayini' gibiydi!..

Bunlar PKK konusunda bile samimiydiler!.. Ne diyorlardı: "Bugüne kadar hep başka devletlerin müdahalesi vardı. Biz meseleyi millîleştiriyoruz... Doğrudan görüşerek kontrolümüz altına alacağız"...

Aldılar!.. Oslo'da, Dolmabahçe'de hep millî kaldılar!.. Zaten kendileri Bursa'daki millî futbol maçında Azerbaycan bayrağı kovalayacak kadar millîydiler!.. Tıpkı şehitler yağarken Dağlıca'dan, Konya'daki Hollanda maçında heyecanlanacak kadar millî!..

***

Yeni anayasa hazırlığı sırasında 'Türk'ü metinden çıkarmayı yoklamaya başladıklarında da ultra yerli ve millîydiler... 'Tayvan malı' millet tanımı yerine 'kültür mantarı' gibi bir millet tanımı az bir şey miydi? Şimdi pusuda sessiz sedasız ama her şeye hayret ederek bekleyen Norşinsever ağabey az mı gayret etti Allah aşkına?

'Yerli' dediğin hizmeti milletin ayağına götürür!.. Habur'a mahkeme, İmralı'ya yaren gönderir!.. Terörist bile olsalar kendi vatandaşlarına operasyon yaptırmaz, operasyon izni istendiğinde Valileri bir anlamda 'canlı kalkan' yapar!.. Bayrak eğer tahrik sebebiyse, bağrına taş basar kendi partisinin Hakkâri İl Kongresi'nde o bayrağı asmaz!.. Özetle bazen nabza göre şerbet verir, bazen de şerbetine göre nabızları ayarlar!..

Ne diyelim! Kurban olam ayına yıldızına!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş