Yeter diyen “milli vicdanı” anlamak

A+A-
Sadi SOMUNCUOĞLU

Türk milleti ve devletini ideolojik bir kalıba döküp dönüştürmeyi hedefleyen siyaset “milli refleksi” ateşlemeye yetti. Millet ayağa kalktı. Son 10 yılın siyasetinin ülkeyi getirdiği yer burasıdır. İnatla sürdürülen bu siyaset doğru analiz edilmezse, toplumun bütün katmanlarına yayılan gerçeği anlamak mümkün olamaz. Bu tehlikeli gidişten dönülemez. Belki bir süre için ertelenebilir, ama kısa zaman sonra daha büyük boyutlu ve önüne geçilemeyecek şekilde geri döneceği bilinmelidir. Karşımızda, pansuman tedavisi ile geçiştirilecek bir mesele yoktur. Mesele varlığımızla ilgilidir, bünyevidir, köklüdür ve ülkenin dağılması söz konusudur.
Türkiye bu noktaya durup dururken gelmedi. Her biri ülkeyi sarmaya yetecek kadar (başka bir ülkede bunun bir tanesi olsa bile hükümetler istifa eder) tehlikeli adımlar atıldı. Atılmaya devam ediliyor. Türk milleti saf ve sabırlı olduğu için, bıçak kemiğe dayanıncaya kadar bekledi. Geçen yazımızda da belirttiğimiz bu yıkıcı düzenlemeleri ve söylemleri bir defa daha hatırlayalım.
Son 10 yılda:
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “her türlü milliyetçiliği” ve “ Türklüğü ayaklarımın altına aldım” denmedi mi? Devletimizin adını ifade eden T.C. kamu kuruluşlarının adından silinmedi mi? Devletin kurucusu büyük Atatürk her fırsatta hedef alınmıyor mu? Vatandaştan milli devletimize kadar herkes, aşağılanıp hakarete uğramıyor mu? Hür basından yargıya kadar, demokrasinin ve rejimin tüm temel kurumları denetim altına alınmadı mı? Sokaktaki insanımız konuşamaz hale getirilip, korku toplumu oluşturulmadı mı? Devlet kadroları “yandaş”larla doldurulmadı mı? Bölücü terörle mücadele ediyormuş gibi görünerek, gizli müzakereler yapılmadı mı? 40 bin kişinin katlinden sorumlu idam mahkumunun hücresine gidilerek, üniter-milli/ulus devleti ortadan kaldıracak, PKK şartlarında “mutabakat” yapılmadı mı? Tutuklu binlerce KCK ve PKK militanları, yargı paketleriyle salıverilirken, Türk ordusunun şerefli generalleri, milletvekilleri ve gazeteciler hukuk dışı yollarla tutuklanıp, çok ağır şartlarda yıllardır cezaevlerinde tutulmuyor mu? İntiharlar, yıkılan yuvalar, iflaslar, dolup-taşan cezaevleri ile rekorlar kırılmıyor mu? Ülkenin ve vatandaşın borcu zirve yapmadı mı?
İşte, halkı ayağa kaldıran gerçeğimizin özeti böyledir. Bu siyasetin sorumluları da bellidir.
Bu analize şöyle bir itiraz yapılabilir. “İyi de %50 oy alan bir siyasete bunlar söylenebilir mi? Söylenebilir. Çünkü yukarıda sayılanların hangisi halka açıkça söylendi de %50 oy alındı? Söylenmedi, gizlendi, bunları açıklayanlar şiddetle yalanlandı ve ağır bir dille suçlandı.
Devlet, para kaynakları, medya, yandaşlar ve emperyal güçler arkanızda ise, kamuoyunu bir süre için de olsa aldatabilirsiniz. Ama milli vicdan aldatılamaz. Günü gelince ayağa kalkar. İşte Gezi Parkı’ndan 60-70 il ve bir o kadar ilçeye birden sıçrayıveren ve 17 gündür “istifa” diye haykıran ses, milli vicdanın sesidir.

 


***

 


Tamamen masum ve “milli savunma refleksi” olarak gördüğümüz bu harekete, şimdi anneler de katılarak can suyu vermiştir. Bu masum direnişi kirletmek ve fırsattan istifade varlığını duyurmak isteyen aşırı uçlar, slogan, flama ve bayraklarıyla öne geçmeye çalışıyorlar. Yine teröristbaşının, Gezi Parkı direnişi kontrol altına alınmalı emriyle PKK harekete geçerek, paçavralarıyla meydana çıktı. Direnişçi gençlerin, aşırı ve bölücü unsurları saf dışı etmek için gösterdiği gayretler, bütün Türkiye’nin takdirini kazanmaktadır. Ama nedense istihbarat ve güvenlik güçleri, herkesin gördüğü bu kötü niyetli bozguncuları tespit edip gözaltına almıyor? Topluluk içinde olmuyorsa evlerinden
toplamıyor?
Acaba milli refleksi yıpratmak için bunlardan medet mi umuluyor? Medyadaki, “Teröristbaşı, Erdoğan’ın imdadına yetişti yorumları
haksız mı?”
Son bir soru; gördüğümüz kadarıyla Erdoğan ülkeyi devletin meşru zeminlerinde, meşru organ ve kadrolarıyla değil de gayrimesul danışmanları ve illegal zeminlerde yönetiyor. Acaba neden? Hükümet, TBMM, Meclis grubu, Parti organları sadece zevahiri kurtarmaya mı yarıyor?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları