Yetim Mustafa...

A+A-
Ahmet GÜRSOY

          Girdiği bütün savaşları kazandı yetim Mustafa.. Girdiği bütün mücadelelerde başarılı oldu.

Zeki adamdı.

Çalışkandı.

Okuyordu.

Savaşırken, yaralıyken, yarı aç ve yarı tok iken..

Gene okuyordu.

Bu sebeple cehaleti önce kendi içinde yendi sonra bütün topluma taşımaya karar verdi..

Balkanların çetrefilli günlerinde dünyaya geldi.

Tam bir kültür karmaşasının içinde doğdu..

Bu karmaşada kimliğini aradı ve buldu.

Türk'tü...

Türklüğünü, onun tarihini okudukça anladı. Anladıkça sevdi ve içinde hissetti.

Sonra Türklüğü büyüttü içinde Mustafa..

Er meydanlarına taşıdı.

Savaştı..

Yaralandı.

Acı çekti.

Ve Türklük bilinci onu diri tuttu..

Sonunda kazandı.

Zihninde dünyanın içinde bulunduğu durumun fotoğrafını çekti..

İçinde Türkiye pespaye kalmaktaydı. Yılların tartışmalarını hatırladı. İktidar çatışmaları, entrikaları, zorbalıkları ve Türk'e yakışanın bu olmadığına karar verdi.

İkinci bir Göktürk dünyaya getirdi.

İkinci bir Bumin gibiydi.

Adı sanı unutulan millete adını sanını verdi.

Türkiye Cumhuriyetini kurdu.

Üstü başı açık, cesareti yüce millete devlet verdi.

Saray kapılarında yeniçeri dönmelerinin kulu olmaktan çıkarıp kendi kendisinin efendisi yaptı.

Yarı Farsça, yarı Arapça konuşan milleti, öz kendi dilinde salt Türkçe konuşan ve yazan bir toplum eyledi. 

Selanikli yetim Mustafa, devletin yatılı okullarında okuyup adam olan Mustafa, büyüdü yürüdü, aç milleti doyurdu, üstü başı yırtık milleti giydirdi. Sümerbank'ı, fabrikaları kurdu.

Şeker fabrikalarını kurdu.

Tohum üretti.

Okullar açtı..

Yollar yaptırdı..

Uçak fabrikası bile kurdu.

Öyle ki her şeyi millet ile yaptı.

Hem de en ateşli tartışmaları yaparak..

Bunun için 23 Nisan 1920'de Meclisi kurdu.

O Millet Meclisi ki, dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir destan yazdı. Kurtuluş Savaşını kazandı.

"Milletin azim ve kararını, milletin bizzat kendisi olarak" tecelli ettirdi.

Sadece Mustafa.

Ve sadece O Mustafa'yla bütünleşmiş bir toplum bunları yaptı..

İşte liderlik bu.

İşte kahraman böyle doğuyor.

İşte tarih böyle kimselerle makas değiştiriyor.

23 Nisan Ulusal Egemenlik demek, adı sanı unutulmuş, itilmiş kakılmış milletin kendi kendisinin efendisi olması demek.

Parlamento, milleti yine milletin kendisinin temsilcileri eliyle yönetmesi demek..

Mustafa Kemal, 23 Nisan'ı insanlığın en masumlarına armağan etti.

Çocuklara...

Kutlu olsun..

***

                Yeniçağ, AGİT'in raporlarında belirttiği şartların çoğunu her an yaşayan gazete. Reklam gelirlerinden olabildiğince uzak. Kendi okuyucu gücü ile ayakta kalmaya çalışıyor. Türkiye'de; olağan, AB standartlarında bir yönetim olmadığı için, gazete, ister istemez kendi yağı ile kavrulmak durumunda.

                Öyle ise ne yapacağız?

                Açık toplum olacağız ve derdimizi okurlarımıza anlatacağız.

"Her gün iki gazete" kampanyasının sebebi işte bunun içindir. Okuyucularımızdan alacağımız güçle, onların sesi olmayı sürdürebiliriz. Zaten en başından beri de bunu yapıyoruz.

Bu nedenle, buyurun "Her gün iki Yeniçağ" ile mücadelemizi kesintisiz sürdürelim diyoruz...

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları