Yetimlerin, gazilerin bayramı...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Yılda iki defa olsa da bayramların Türk-İslam coğrafyasında paylaşımdan yana olması dünyanın diğer medeniyetlerinde yoktur. Ramazan ve Kurban bayramlarındaki paylaşım üzerine uzun uzun yazmaya niyetim yok. Sevgililer, sevinçler paylaşıldıkça büyüdüğü gibi acılar, elemlerde paylaşıldıkça azalır. Bu bayramda yine acılarım depreşti. Bayram sabahı neredeyse bir aydır ağrıları ile boğuşan aşkım kızım Aybikehan ile oğlum Erdem elimi öperken aklıma Şanlıurfa’daki yetimler geldi. Birinin çorapları yırtık, diğerinin ayakları çıplak iki yetim şehidin babalarının ardından gözyaşı döken fotoğrafları yüreğimi kanattı. Babaları yaşasa bu bayramda onları kucağına alacak, büyük ihtimalle yeni çorapları, hatta ucuzundan bir çift ayakkabıları olacak ve onlar buna sevineceklerdi.

Baba elinin değdiği saçlar, baba elinin tuttuğu ellerdeki güveni bu bayram ve bundan sonraki bayramlar yaşayamayacak Urfalı yetimler. Aynı yastığı paylaştığı kocası bu bayram ve bundan sonraki bayramlarda olmayacak Urfalı dulun. Akraba, komşu ziyaretlerine kocasıyla gidemeyecek talihsiz taze gelinler... Laf söz olur diye yalnız da gidemeyecek...  İşte bayramlar, bu yetim ve dullar için bayram olmaktan çok işkence günleri haline dönüşecek.
Babalarının, kardeşlerinin, oğullarıın Cenab-ı Allah’ın en yüksek mertebesine çıkışının tesellisi, dağlanan yüreklerin acısını azaltmayacak. Her şeyin ilacı denen zaman geçtikçe yaraların soğuyacağını zannedenler derin sızıyı hissedemez. Kimileri de “Benim için mi öldü!” deyip geçerken diğerleri “devlet maaş bağladı, ev bile aldı” sözleri ile vicdanlarını hafiflettiğini zannedecek.

Allah devlete zeval vermesin. Kadirşinas millet şehidine sahip çıkıyor. Nitekim ayakları çıplak Urfalı yetimlere Sayın Vali’nin girişimleri ile iki ev alındı. Ama o evin içinde babaları yok. Baba şefkatinin olmadığı sarayda otursalar bile o yetimlerin mutlu olabileceğini düşünebiliyor musunuz?
Şehidler, rütbelerin en yücesini alıp toprağa girerek kurtuluyor. Ya geride kalanlar... Onların yetimleri, dulları, gözü yaşlı ana-babaları için hayat her zamankinden daha güç değil mi?
Ya gaziler...

Elini, kolunu, ayaklarını, gözlerini kaybeden gazilerin bayramını hiç düşündünüz mü? Bayram öncesi yeni bir ayakkabı alabilmenin heyecanını ayakları olmadığı için yaşayamayan gaziler... Yavuklusunun ay yüzünü bir daha hiç göremeyecek olan, gizlerini yitirmiş gaziler sadece eş-dost, akrabalarının değil, doğacak çocuklarının yüzlerini de göremeyecek! 
Karısının, çocuklarının ellerinden tutup bayram ziyaretine gidemeyen gazilerin bayramı nasıl geçmiştir sizce?..

Yılların Mehmetçik rehabilitasyon merkezinde geçiren gazilerin bayramını merak ettiniz mi hiç?
Gazi Mustafa Kemal’in askeri Serdar bu bayram da hasta... İki ayağını, bir elini kaybeden Serdar’ın böbrekleri fena halde... Emrullah memleketi Erzurum’u tek gözüyle görmek istemediği için, dadaşlar diyarına gitmek istemiyor.

“İnsanların bakışları değişiyor” diye özetleyen Gökhan, insan içine çıkmak istemiyor. Tekerlekli sandalye ile merdiven çıkamıyor onlar... Bayramda Allah rızası için kurban kesmek niyetiyle, kurbanlık pazarına gidemiyorlar. Bayramlık giyemiyorlar...
Bu bayram da bütün olumsuzluklara rağmen bir şekerimiz oldu. Altı ay önce Şırnak’taki mayın patlamasında iki kolunu bir ayağını, bir gözünü kaybeden gazi Yılmaz Yiğit’e bir biyonik el takıldı... Aylardır arkadaşlarının yemek yedirdiği Yılmaz Uzman Çavuş’un sevincini görmeliydiniz... O’nun kadar arkadaşlarının mutluluğuna ortak olmalıydınız...
Bugün bayramın son günü... Halen şehit yakınların gazilerimizi ziyaret edemediyseniz hemen harekete geçin. Onların üzüntülerini paylaşarak azaltırken, sevinçlerini paylaşarak çoğaltın.
Bayramların bayram olması dileğiyle...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları