'Yiğit bin yaşar fırsat bir düşer'

İsrafil K.KUMBASAR
Yiğidin hışımla yerinden bir kalkışı var. Mehdi Eker sağında, Faruk Nafiz Özak solunda yine de frenleyemiyorlar.
Külhanbeylerini bile kıskandıran bir eda ile ceketini sıyırıyor sırtından, gözlüğünü yerleştiriyor cebine.
‘Kader’ arkadaşları zapt etmekte başarılı olamayınca, bu defa ‘dava’arkadaşlarından BDP’li Hasip Kaplan atılıyor önüne:
-  “Etme, tutma... Sakin ol!” 
Mümkün değil, dizginlenemez bir öfkeyle gözleri dönmüş vaziyette MHP sıralarına doğru ‘hücum’ halinde.
Kendi partilileri bile şaşırıyor:
- “Yahu ne oldu buna?”
Tamam bunun da adı Recep amma, ona bir şey diyen yok ki.
En son adaşı ve de iktidarın başı Recep ona bir şey demişti. Ne demesi düpedüz grup toplantısında kalaylamıştı:
- “Benim adıma niye konuşuyorsun. Ben aşı falan olmayacağım.”
Nitekim, orada gardı düştü, sesi kısıldı, “Ol mübarek padişahımız risk grubunda değildi, onu zaten aşılamayacaktık” diyerek durumu geçiştirdi.

* * *

Fakat görünen o ki, eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un ‘aşı yaygarasına’ karşı sürdürdüğü tavır Recep’i fena yaralamış.
Bir fırsat kolladığı, genel başkanının da tuz biber ektiği ‘yaralı gururunu’ tamire çalıştığı TBMM’nin geçen günkü oturumunda iyice ortaya çıktı.
“Yiğit bin yaşar, fırsat bir düşer” demişler.
“Aradığım fırsat işte bu” diye düşünüp, ‘bir taşla iki kuş vurmak’ üzere harekete geçti Recep.
Yumruklarını sıkıp, ok gibi yerinden fırladı.
Gardını sağlam almıştı.
Hem Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gözüne girecek, hem de kendisini dünya alem karşısında zor duruma düşüren Osman Durmuş’un gözünü şişirecekti.
Kaşla göz arasında yeniden ‘gözde bir bakan’ olma fırsatı ayağına kadar gelmişti.
Malum, Türkiye’de ‘sağlıklı’ bir siyasetçi olmanın yolu ‘genel başkanın gözüne’ girmekten geçiyor.
Yoksa ağzınızla ‘kuş’ tutsanız, sağlıkta ‘devrim’ yaptığınızı da sansanız, genel başkanınıza ‘gerekli ihtimamı’ göstermezseniz, günün birinde azarı yersiniz:
- “Benim adıma niye konuşuyorsun, ben aşı falan olmayacağım.”

* * *

Garip değil mi?
İktidarın başı da, ‘aşı’ konusunda eski Sağlık Bakanı ile aynı çizgide. Bir Bakanı bundan ‘daha zor durumda’ bırakacak ne olabilir ki?
Kendi Genel Başkanı, onun da ötesinde ‘baş’ bakanı, yaptığı icraata inanmıyor. Onun savunduğu görüşleri bir anda elinin tersiyle itiyor.
Bugün artık uzmanlarca ‘bir korku senaryosu’ olarak nitelendirilen ‘domuz gribi’ konusunda Recep’in içine düştüğü durum tam bir ‘travma’ değil midir?
Anlamak lazım. Yoksa herkes biliyor ki, TBMM Genel Kurulu’ndaki konuşmalarda ‘Recep’ adı geçtiği için ayağa fırlayıp yumruklarını sıkmamıştır Sağlık Bakanı.
Kastedilenin ‘kendisi’ olmadığını da bal gibi biliyordur.
Dedik ya. ‘Ayların birikimi’ var üzerinde.
‘Lideri’ tarafından azarlanmış, ‘kampanyanın’ altından kalkamamış. Üstelik bunda Durmuş’un hayli katkısı var.
Son bir hamle ile ‘karizmayı’ kurtarmak için harekete geçti aslanım Recep.
- “Haaa son padişaha aşı, ha Osman Durmuş’un kaşı” deyip yerinden fırladı.
Kısmet değilmiş, bu sefer de eli boş dönmek zorunda kaldı koltuğuna.

* * *

Acaba adaşı, Recep’in bu ‘kahramanca taarruzu’nu izleyip, kendisine kocaman bir  “Affferin”  çekmiş midir?
Zira millet ilk grup toplantısında bu sorunun cevabını almayı bekliyor da.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş