Yılanların öcü

Altemur KILIÇ

Önceki akşam CNN TÜRK’teki “Liderler Zirvesi” programında, milletvekili adaylarından BDP eski “eş” Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı dinledim. İtiraf ederim, meydanlarda “Demokratik özerklik yoksa 15 Haziran’da kıyamet” diyen bu zat, televizyonda çok dikkatli ölçülü konuştu... “Keklik çantada iken”, “fincancı katırlarını ürkütmemek” gerekiyor! Demirtaş özetle: “Aynı topraklarda Türk Bayrağı altında birlikte yaşamak isteriz” dedi. Bu sözler, asla vazgeçemeyecekleri belli “Demokratik özerklik” talebiyle, bu talebin kaçınılmaz sonucu “Büyük Kürdistan” amacıyla nasıl bağdaşır?.. Demirtaş, herhalde AKP hükümeti tarafından verilmiş vaatlere rağmen operasyonların durdurulmamasından yakınırken, PKK terörünün kent sokaklarında, BDP tarafından temin edilmiş molotof kokteylleriyle devam etmesi gerçeği karşısında öyle maharetle kıvırdı ki doğrusu hayran oldum!.. Bunlar ayrı konu ama, “mim” konması gerekir...
Demirtaş’ın dikkatli söylemlerinden ortaya asıl gerçek çıkıyor. Hükümetin veya Devletin “bazı adamları” İmralı’da, Kandil’de bazı vaatler vermişler. Bunların arasında “Yeni Anayasa” konusunda da vaatler var. AKP, 12 Haziran seçimlerinden gene birinci parti olarak çıkar ve Erdoğan, TBMM’ye 367 adamını sokarsa, “Yeni Anayasada” “değiştirilmesi teklif edilemeyecek” maddeler, “Türklük Kavramı” ve “üniter ulus- devlet ilkesi” değiştirilebilir... Demirtaş bunun adını koydu: “Anayasal vatandaşlık”!.. Ve Demirtaş ağzından kaçırdı: Umutları mesela Genelkurmay’ın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması... Umutları-maksatları Ordudan öç almaktan öte TSK’yı güçsüz-etkisiz kılmak!.. Ve ne acıdır ki, bu hususta AKP ile “birleşiyorlar” demeye dilim varmıyor ama “örtüşüyorlar”!..

***

AKP, cemaatler, yobazlar, TC’den, Atatürk Devrimlerini koruduğu-kolladığı için Türk Ordusundan, öç almak kurtulmak isterler... Bu “engel” ortadan kalkarsa, amaçlarına ulaşacaklardır. Son zamanlarda bunun kişisel tezahürlerine tanık olmaktayız.... Askerlik görevi yaparken üstlerinden, komutanlarından ceza almış bazıları için şimdi koskoca generalleri ifade vermeye çağırmak; “esas duruşta” sorgulamak, “otur-kalk”, “ayakta bekle” demek, ne büyük keyif!..

***


Ve şu sırada TSK’ya yargının yeni “tasarrufu”: Altısı general, 7 muvazzaf komutan ifade vermeye çağrılıyor. Genelkurmay bunun ardından geleneksel olarak, Cumhurbaşkanının ve Başbakanın davetli olacakları iki planlı ve önemli tatbikatı iptal ediyor!. Bunun başka “askeri” gerekleri mi var?.. Her türlü spekülasyona açık...
Şu duruma bir bakın; bu önemli tatbikatları yönetecek amiraller generaller ve komutanlar şu sırada tutuklu ve ifade vermekteler... Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Kadir Sağdıç’ın iki kez müebbet hapse mahkûm edilmesi isteniyor! Bırakın Genelkurmayı siz, kamu vicdanı rahatsız olmaz mı?.. Yabancılar hayret etmezler, iç ve dış düşmanlar sevinmezler mi?
İfade vermeye çağrılanlar arasında Hava Kuvvetleri Komutanı olacağı muhakkak Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Bilgin Balanlı da var... Malum çevreler bir süredir bu değerli Atatürkçü Paşanın önünü kesmek için tezgâh-tuzak kurmuşlardı. Hükümetin, Komutandan pek hoşlanmadığı da malum idi...
TSK’nın başka değerli Atatürkçü Komutanı var. Tezgâhın hepsini bertaraf etmesi mümkün değil, ama gene de yol oluyor ve anlaşılan bu “tezgâh” durmayacak! Fakat daha da acısı, daha da vahimi ülke yönetimindeki siyasi iktidarın kendi Ordusu ve Komutanlarıyla adeta “iç savaş” halinde olması!
Apo, 15 Haziranda kıyametini koparacak. İç savaş çıkaracaklar. Hükümet o zaman ne yapacak? “Ordunun vesayeti altına girmeyiz” diye, Türk Ordusunun iç düşmanlara karşı görevini yapmasına engel mi olacak?.. Sonunda gerekirse sıkıyönetim ilan etmeyecek mi? Dahası vatanın tehlikeye düşmesi halinde, o komutanlar elleri kolları bağlı mı kalacaklar?..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş