YÖK 17'nci maddede direnmelerinin ardında Ruhban Okulu mu var?

İsrafil K.KUMBASAR

Cumhuriyet’i ‘babalarının çiftliği’ zannedip, Meclis’te 411 milletvekilinin oyu ile kabul edilen Anayasa değişikliğini ‘yok’ kabul eden, baş örtülü öğrencilere yönelik zulmü devam ettirmek için ‘darbe çağrıları’ yapan Üniversite Baronları, şimdi de “YÖK Kanunu 17’nci maddesinin değiştirilmemesi” bahanesinin arkasına sığınmaya başladılar.
Oysa Anayasa’nın 42’nci maddesinde yapılan değişiklik açıkça şöyle diyor:
- “Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yüksek öğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir.”
Yani, değişiklik ‘serbestliği’ ilke, ‘yasakları’ ise istisna kabul ediyor.
‘Kanunda açıkça yazılı olmayan’ bir nedenden dolayı, öğrenim hakkını engellemek suçtur.
Peki, Üniversite Baronları bunun böyle olduğunu bilmiyorlar mı?
Bal gibi biliyorlar.
Ancak, Anayasa’daki değişikliği ‘usül’ yönünden denetleme yetkisi olmayan Anayasa Mahkemesi, “Belki kanun üzerinde zoraki bir yorum yapar da iptal eder” diye bekliyorlar.
Tepinmelerinin bütün sebebi bu.

* * *

AKP, YÖK Kanunu’ndaki 17’nci maddeyi değiştirip, baş örtüsü meselesi ‘hiçbir tartışmaya’ zemin bırakmadan çözüme kavuşturmak yerine, yeniden ‘ipe un sermeye’ başladı.
Gerginliği tırmandırmak için YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ı ‘yem’ olarak kullanıyor.
‘Evrim’ teorisini savunan primat torunlarının aksine, ‘yaratılış’ teorisine iman eden ve ‘mason’ olmayan Özcan, kendisini o makama getirenler tarafından, ‘diyet borcunu’ ödemek üzere adeta Romalı köleler gibi ‘parçalanmak’ için ‘yırtıcı aslanların’ önüne atıldı.
Baronlara karşı ‘kelle koltukta’ savaş veriyor.
Peki AKP, MHP ile vardığı mutabakata YÖK değişikliği için neden yan çiziyor?
‘İyi niyetli’ olanlar, “Anayasa maddesi açık. Kanunda ayrıca bir düzenleme yapıp da din düşmanlarının eline yeni bir koz vermeye ne gerek var” diyebilir.
‘Kötü niyetli’ olanlar ise, “Çarşafın ve burkanın da önünü açmaya çalışıyorlar” diye kendilerini avutabilirler.
Oysa, şifre yine o ‘AB sürecinde’ gizli.

* * *


Minik kuşun ulaştırdığı bilgilere göre, BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Velev ki...” cümlesi ile başlayan açıklamalar için  İspanya’yı mekan olarak seçmesi hiç de tesadüf değil.
Aynı zamanda İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero ile birlikte Vatikan kaynaklı ‘dinlerarası diyalog’ çabalarını ‘kurumsal’ hale getiren ‘Medeniyetlerarası İttifak’ girişiminin de Eşbaşkanlığını yapan Erdoğan, bir ‘iyiniyet gösterisi’ olarak Fener Rum Patrikhanesi’nin iddia ettiği ‘ekümenik’ sıfatını tanıdıktan sonra, Heybeliada Ruhban Okulu’nu yeniden açmak için hazırlık yapıyor.
Zaten Fener Papazı Bartholomeos’a, Avrupa Birliği nezdinde AKP hakkında ‘olumlu lobi’ yapması karşılığında ‘kapalı kapılar’ardında söz veren Erdoğan, AB ile başlayacak olan yeni müzakareler çerçevesinde yapılacak dayatmaları da fırsat bilip hemen düğmeye basacak.
Dışişleri Bakanı Ali Babacan tarafından bu konuda yürütülen çalışmalar son aşamaya geldi.
Papaz Okulu, ‘laikliğe aykırı’ bir görüntü ortaya çıkmaması için ‘bir üniversiteye bağlı olarak’ faaliyet gösterecek.

* * *


Peki, okulda eğitim görecek olan öğrenciler, nasıl bir kıyafet giyecekler?
Tabii ‘Yunanistan’ ve diğer ‘AB ülkelerindeki’ benzerlerinde olduğu gibi, bildiğiniz o ‘papaz’ve ‘rahibe’ kıyafetlerini.
YÖK 17’nci maddenin ısrarla ‘sümenaltı edilmesi’ yolundaki gayretlerin arkasında yatan gerçek niyet ne yazık ki işte budur.
Peki, ‘laikliğe’ rağmen öyle bir şey olur mu?
Bal gibi olur.
Çünkü bu ülkede, maalesef bazı kişilerin işin içinde sadece ‘İslam dinini’ çağrıştıran bir uygulama olunca ‘laiklik’ akıllarına geliyor, ‘diğer dinler’ ile ilgili bir uygulama söz konusu olduğunda bırakın tavır koymayı, rahatsızlık bile hissetmiyorlar.
Nitekim, Üniversitelerasası Kurul Başkanı Mustafa Akaydın, bir TV programında takınacakları tavır konusunda şu ipucunu veriyordu:
- “Müslüman bir ülke olduğumuz için türban yasağını savunuyorum. Hristiyan ülkenin rektörü olsam uğraşmam bu işle. Benim üniversiteme kipayla girseler hiç sorun olmaz.”

* * *


Türkiye, ‘hukuki boşluktan’ kaynaklanacak olan ‘sinsi bir tuzak’ ile daha karşı karşıya.
YÖK 17’nci maddede değişiklik yapılması için bastıran MHP, ‘çarşaf’ ve ‘peçenin’ yanısıra ‘papaz’ ve ‘rahibe’ kıyafetlerini de ‘sınırlanacak’ kıyafetler kapsamına almalıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş