Yok edilme sanatı

A+A-
Didem DUYUM

Geçtiğimiz günlerde Millî Kütüphane'nin kuruluş kanunu, 703 sayılı kanun hükmünde kararname ile iptal edildi. Bugün kütüphane, 55 bini eski harfli Türkçe kitap, 26 bini el yazması kitap, 230 bin 851 gazete ve dergi koleksiyonu olmak üzere 3 milyona yakın esere, ünlü ressamların orijinal tabloları, taş plaklar, fotoğraf, pul, para, afiş ve mikrofilm gibi görsel, işitsel materyallere de ev sahipliği yapıyor. Millî belleğimize bir şey olmayacağını ümit ederek soruları art arda sordum. Bu eserler ne olacak? Araştırmacıların göz bebeği olan Millî Kütüphane kullanıcılara kapatılacak mı? Yeri değişecek mi? Ve acaba Millî Kütüphanesi olmayan başka bir ülke daha var mı?

***  

Dünya Kupası heyecanının yeni bittiği bugünlerde size genlerimizde olan rekabet ve fanatizmden bahsetmek istedim. Osmanlı İmparatorluğu'nun turnuva şeklinde oynanan en yaygın sporu ciritti... Cirit, takımlar halinde oynanırken müsabaka yapan takımlara ise özel isimler verirdi. Günümüz derbilerinin temeli, Osmanlı zamanında savaşçıların kurduğu "Lahanacılar" ile "Bamyacılar" adlı iki takıma dayanıyor. O zamanlar sanata olan ilgi çok olacak ki İstanbul'un belli köşelerinde, asırlara kök salmış bir rekabetin kadim işaretleri var. Hem de sanatla bütünleşerek...

Üsküdar Çengelköy'de bulunan "Kavasbaşı Ahmet Ağa Çeşmesi" diğer adıyla "Lahanacılar Çeşmesi" yaklaşık 170 yıllık... Baş kısmı lahana şeklinde olan çeşme, Osmanlı Dönemi'nin iki rakip takımından Lahanacılar'a verilen desteği göstermek için yaptırılmış. Ve fakat bu çeşme yakın zamana kadar bile su içilebilir haldeyken, son zamanlarda yapılan kaldırım çalışmaları sırasında yok sayılınca üçte biri zemin altında kaldı. Daha da ön plana çıkarıp gereken önemi vermemiz gereken mirasımız bir kere daha gözlerden kaybolarak yok oluyor. Dünya Kupası'na uzaktan baktığımız gibi tarihimize de uzaktan bakmayalım... Restore edilmezse kaybolacak çeşmemize taraftar ruhu ile sahip çıkalım. Tıpkı atalarımız gibi...

*** 

Haftanın tavsiyesi ise elimden düşüremediğim Ceren Lordoğlu'nun "İstanbul'da Bekâr Kadın Olmak" kitabı... Yalnız yaşayan kadınların fizikî ve ruhsal şiddete maruz kalma korkularından devamlı ihtiyatlı olma hallerine, toplumsal güvencelerinden mahalle ve komşularla olan ilişkilerine uzanan bu detaylı araştırma, mekâna bakışıyla alanının öncü çalışmalarından olmaya aday... Kitabın arka kapağından bir cümle ile tavsiyemi güçlendiriyorum. "Gözetilmiyor fakat gözetleniyorlar." İyi okumalar...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları