Yolsuzluk, yoksulluk ve yağma!

Özcan YENİÇERİ

Son zamanlarda fesat karıştırılan ihaleler, iltimas, irtikâp, rüşvet, kaçakçılık ve her çeşit yolsuzluk giderek daha fazla basının gündemine girmeye başladı. Vatan Gazetesi “Al gülüm ver gülüm” sözlerini manşet yapmış. Ayrıntısında bir genel müdürü ruhsat için “800 bin dolar rüşvet istemekle” suçlayan konuşmalara yer vermiştir (Vatan Gazetesi 21 Şubat). Hürriyet Gazetesi de aynı gün “Rüşveti böyle aldı böyle bozdurdu” diye manşet atmış. Bir başka olayla ilgili haberin ayrıntısında “iddia” lar “Bakan geciktirdi işadamları kaçtı” biçiminde verilmiş. Bu haberin ayrıntısında da Botaş iddianamesinden yapılan alıntıya göre, “Enerji Bakanı Hilmi Güler, operasyonu erteletip suçlanan bürokratları görevden aldı. Bu, polisi zor durumda bırakırken, bazı rüşvetçi işadamları, ülke dışına kaçtı” (Hürriyet Gazetesi 21 Şubat) türünden iddialara yer verilmiş.

Seksen sonrası “Benim memurum işini bilir!”, “Rüşvetin belgesi olmaz!”, “Verdim ise ben verdim” vb.. söylemler ile adları alt alta yazıldığında bir kitabı dolduracak kadar çok olan yolsuzluk operasyonları, ülkede geçmişte yaşananları gösterir niteliktedir. Çok değil bundan beş yıl önce devletin devletliye suçüstü yapması için yapılan gece yarısı operasyonları henüz hafızalardadır. Sonu gelmez yolsuzluk iddiaları ve yapılan suçüstüler, bazı siyasilerin dönemlerinin kapanmasını sağlamıştır.
Mevcut iktidar, bu çürümüş ilişkileri eleştirmek için “yolsuzluklara damardan girdik”, “hortumları kestik” türünden iddialarla iş başına gelmiştir. Süreç içerisinde mevcut iktidar yanlıları, yolsuzluk literatürüne “Ali Dibo” kavramını eklemişlerdir. Öyle görünüyor ki, Türkiye’de iktidarlar değişirken, değişmeden kalan tek şey yolsuzluk, rüşvet ve torpil olmaktadır. Her iktidar kendi şanına yakışır yolsuzluk türünü uygulamaya sokmaktadır. Kurumsallaşan yolsuzluklar, Türkiye’deki siyasilerin iktidar olmayı sebepsiz zenginleşme için arzuladıklarını kanıtlar niteliktedir.

Şans eseri ortaya çıkan ihalelere fesat karıştırma işlemlerinin ne denli inceliklerinin olduğunu, şeytanın dahi aklına gelmeyecek hile ve entrikaların nasıl yapıldığını, içinde olanlar ancak bilebilir. İşlerin nasıl formaliteye uydurulduğunun tipik bir örneğini çok önemli bir ihaleyle ilgili iddianameden okumak mümkün. Sistemin nasıl işlediği, işlerin hesaba kitaba ve mevzuata nasıl uydurulduğu iddianamede şöyle anlatılıyor: “İhaleye giren tüm firmaların teklif zarflarını (...) İhale Komisyonu’na verirken (...) grubunun teklifini boş vereceği, en sona bırakılacak teklif okuma görevinin ihale komisyonu üyelerinden (...) birine verileceği, tüm firmaların fiyatları görüldükten sonra grubun teklifinin en düşük vermiş gibi okunarak geçileceği, okunan fiyatın firmanın boş bıraktığı teklif üzerine yazılacağı” planlanmış.

Yetkili Cumhuriyet Savcısı konuya ilişkin “Örgütün ihaleye fesat karıştırmak suçundaki hileli davranışlardan hangisini yaptığından ziyade, hangilerinin yapmadığını belirtmek daha kolay olacaktır” demiştir. Durum yeterince ilginç değil midir?

Mevcut ortam, şart, ilişki ve imkânlar, bu tür organize çeteleri harekete geçmeye teşvik etmektedir. Rüşvet, ihaleye fesat ve mafya gibi organize çeteler ortamını bulduğunda amip gibi ürerler. Gelişmeler ortamın organize işler için ne kadar uygun olduğunu göstermektedir!

Yolsuzluk konusunda Türkiye’nin uluslararası sicili utanç vericidir. Uluslararası Saydamlık Örgütü’nün Yolsuzluk Algılama Endeksi’nde Türkiye’nin adının 64. sırada kayıtlı olması bunun kanıtıdır. Türkiye’de faaliyet gösteren 60 civarında üst düzey ABD firmasının yaptırdığı araştırmaya göre, yolsuzluk ve istismar konusunda Türkiye’de durum giderek kötüleşmektedir. Yaman Törüner’in aktardığı sonuçlardan bir kaçı şöyledir:

Yabancıların yüzde 47’si resmi dairelerde, özel istek veya yasaya aykırı ödemeler talep edildiğini söylüyor. Üstelik geçen yıla göre bu oran yüzde 6.48 artmış.

Yabancılar, yeni yatırımcı çekilebilmesi için, şeffaflık ve daha iyi düzenlenmiş süreçlerin olmasını istiyor!
Yabancıların sadece yüzde 42’si Türkiye’de hâkimlerin tarafsız olduğu görüşündedir.
Yabancılar, geçen yıla göre, havaalanları konusunda yüzde 6.06; haberleşmede yüzde 7.99; elektrik altyapısında yüzde 5; limanlarda yüzde 4.73; karayolları alt yapısında yüzde 8.49; elektrik ücretlerinde yüzde 3.16; çevre yasalarından yüzde 2.99 bozulma olduğunu söylüyorlar.
Düzelmesi bir yana Türkiye’de yolsuzluk ligi giderek kurumsallaşmaktadır. Her değeri hiçbir şeye aldırmadan satışa çıkaran bir iktidar döneminde bu rakamlar ve gelişmeler çok da yadırgatıcı değildir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş