Yolunmuş kaz festivali

Selcan TAŞÇI

AB ve ABD fonlarıyla düzenlenen faaliyetleri iptal edilince, bölge insanına ulaşma yolları kapanan
Soroscular, Kars Belediye Başkanı Bozkuş ve Azerbaycan Kars Başkonsolosu Sultanoğlu’nu hedef aldı


Türkiye ile Ermenistan arasındaki ön protokolün imzalanmasına bir gün kala, Türk medyası dahil bütün dünya bir kulağını diasporaya diğerini Erivan’a dayadı. Oysa şu günlerde asıl kulak kabartılması gereken çığlık Kars’tan yükseliyor.
Kars, Yahudi asıllı sivil darbe sponsoru George Soros gibi “tecrübeli” bir elin dokunuşuyla, son yıllarda iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleştirme karargahı olarak kullanılmaya başlanmıştı.
Kars Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş, işte bu karargaha biçilen rolleri tersyüz eden bir dizi karar aldı.
 26 Eylül 2009 tarihli Medya Polemik’te “Kars’ta İyi şeyler oluyor” başlığıyla duyurduğumuz gibi Kars Gezici Film Festivali, Altın Kaz Film Yarışması, Uluslararası Kafkas Kültürleri Festivali olmak üzere şehirde yabancı fon desteği ile yürütülen bütün faaliyetler iptal edildi.
Anadolu Kültür A.Ş.’ye ait vakfın faaliyetleri durduruldu.
Önceki Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu’nun vakfa tahsis ettiği ve Kars Sanat Merkezi olarak kullanılan Halk Eğitim binası, Milli Eğitim Müdürlüğü’ne iade edildi.
Bozkuş, Kültür Bakanlığı ve BM Kalkınma Fonu’nun festivallerin devamı yönündeki maddi destek tekliflerini de reddetti.


“Devletimi seviyorum”
Söz konusu gelişmeleri duyurmamızın ardından Kars’tan çok sayıda telefon ve mesaj aldık. Karslılar, Belediye Başkanı’nın aldığı kararlardan memnun görünüyor.
Yeniçağ’ın konuya gösterdiği duyarlılıktan dolayı teşekkür etmek için arayan Bozkuş’un sesinde ise, bu desteğe rağmen sıkıntı var.
 “Uğraşıyorlar” diyor kısaca.  Bu tek kelime çok şeyin özeti.
Kolay değil. Bütün yönleriyle incelendiğinde bir ülkenin kendi kendini yönetme hakkının, yerel ölçekteki gaspını durdurmaya çalışıyor Bozkuş.
“Gayrıresmi” olarak nitelendirdiği eylemler ile ilgili tespitleri çarpıcı:  “BM adını kullanarak Kars’ta cirit atmışlar. Söyler misiniz bana İspanyollar’ın Kars’la ne ilgisi var? Etkinliklerinin hiçbir yerinde devletin resmi kurumları yok, belge yok, bilgi yok. Bazıları konuyu çarpıtmaya çalışıyor. Biz sanat düşmanı değiliz. Bu ülkenin bir sıkıntısı varsa bunu yine bu ülkenin insanları çözer. Hassasiyetimiz bu. Kars’ın tanıtılması gerekiyorsa bunu Belediye, Valilik ve Kültür Müdürlüğü olarak “kendi adımızla” yaparız. Bu kararlardan rahatsız olan çevrelerin birtakım girişimleri oluyor. Hiç önemi yok. Ben devletimi seven bir insanım ve önceliğim benden hizmet bekleyen insanların ihtiyaçlarını karşılamak. Sular akmıyor, kanalizasyon çalışmıyor, kent ahıra dönmüş sen gidiyorsun festival yapıyorsun. Ben buna izin veremem.”


AB ve ABD fon yağdırmış
Bozkuş “su yok kanalizasyon yok” diye dert yanıyor, bu organizasyonlardan doğan borçlar yüzünden belediyenin icralık hale geldiğini söylüyor ama yapılan etkinliklerdeki sponsor listesine bakınca ABD ve Avrupalı birçok kuruluşun Anadolu Kültür Vakfı üzerinden Kars’a milyonlarca euroluk fon yağdırdığı ortaya çıkıyor.
İnsanların temel altyapı ihtiyaçlarının dahi karşılanamadığı şehre etnikçi ve azınlıkçı politikalar uygulamak üzere gönderilen paralar sosyal destek maskesi taşıyor. Kültürel faaliyetler için alınan paralar siyasi propaganda çalışmalarına harcanıyor.
Bu kurumlar arasında toplumsal dönüşüm projelerini destekleyen Hollanda Matra Programı, Alman misyoner kurumu Goethe Enstitüsü, AB’ye entegrasyon ve azınlıklar üzerine çalışan Heinrich Böll Stiftung Derneği, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu, British Councill, Chrest Foundatin, The Chrestensen Fund, European Cultural Foundation, Bilgi Üniversitesi, Fransız Kültür Merkezi, Swiss Acedemy for Development, etkin bir biçimde Norveç Büyükelçiliği, İsveç Başkonsolosluğu, Prince Klaus Fund var.
Bozkuş’un kapattığı Kars Sanat Merkezi’nin en dikkat çeken sponsoru ise Euroimages. Avrupa Konseyi’ne bağlı olan Görsel İşitsel Destek Fonu daha önce de sözde soykırım iddialarını savunan Tarla Kuşu Çiftliği filmine sponsor olmuştu.


Soykırım günü açılış yaptılar
Yönetim Kurulu Başkanlığını “Yerli Soros” olarak da anılan Osman Kavala’nın yaptığı, iki yıl içinde 25 sergi, 22 konser, 13 tiyatro gösterisi, 14 söyleşi, 12 atölye çalışması düzenleyerek 22 bin 637 kişiye ulaşan Kars Sanat Merkezi, Hocalı Soykırımı’nın yıldönümünde faaliyete geçti.
Otuz yedi ülkenin büyük elçilerinin hazır bulunduğu açılış törenine davet edilmeyen Azerbaycan Kars Başkonsolosu Hasan Sultanoğlu Zeynalov, dönemin Kars Valisi Nevzat Turhan’ın isteği üzerine katıldığı etkinlikte tepkisini dile getirmek için söz aldı ve Azerbaycan’dan gelen “kandırılmış” sanatçılara seslenerek, “Soydaşlarınızın kanları üzerinde dans mı edeceksiniz?” dedi.
Sanatçılar kandırılmıştı çünkü Türkiye’ye gelirken, Ermenistan’dan gelen ekiplerle kolkola sahneye çıkacaklarını bilmiyorlardı.
Yerel basında geniş yer bulan bu olay The Economist dergisinin Zeynalov’u hedef göstermesine de neden oldu. Dergi “açık bir biçimde Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu’nu eleştirdiği” ve Soroscular’ın düzenlediği festivale “Azerilerin katılımını engellediği” gerekçesiyle Zeynalov’u topa tuttu.


Her taşın altından çıkıyor
The Economist’in Türkiye temsilcisi Amberin Zaman tesadüfe bakın ki Alibeyoğlu’nun da yakın dostuydu.
Yine tesadüfe bakın ki;
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e Ermenistan sınırının önkoşulsuz açılması için açık mektup yazan.. “Karabağ işgali bitmeden sınırı açmayız” diyen Tayyip Erdoğan’ı “Sert miliyetçi çizgiyi benimsemekle suçlayan” analizi kaleme aldığı iddia edilen...  Ve Bozkuş’un Soroscular’a kapıyı gösterdiği kararları ayıplayan da yine Amberin Zaman oldu.
Kars Belediyesi Basın ve Halklar ilişkiler Müdürü Özlem Öztürk’ün dediğine göre Zaman bu aralar, Kars Belediye Başkanı Bozkuş’tan “hesap sorulması” için kulis faaliyetleri yürütmekle meşgul. Yanlış okumadınız, yönettiği şehir üzerinde emelleri olanlara değil de, şehrinde yaşayanlara pizmeti seçtiği için bir belediye başkanının “hesap vermesi” isteniyor.
Kim istiyor? diye soranlar için, Karslıların yakından tanıdığı Amberin Zaman’ın kocası iki yıldır ABD Ermenistan Büyükelçisi’nin Müşaviri olduğunu ve çiftin Erivan’da yaşadığını hatırlatmak yardımcı olabilir belki.


Sınır meselesini hazmettirmek
Kars’ta “sınır meselesinin hazmettirilmesi” için yapılan sistematik çalışmaları deşifre ettiği için Türkiye’nin içişlerine karışmakla suçlanan Azerbaycan Kars Başkonsolosu Hasan Sultanoğlu Zeynalov daha 2004 yılında, Kaan Soyak’ın başında olduğu Türkiye-Ermenistan İşbirliği Konseyi’nin girişimiyle düzenlenen II. Kars Kent Kurultayı’nda yaptığı konuşmada oynanan oyunu şöyle ortaya koymuştu:  “Bu oturumun konusu özellikle Türkiye-Ermenistan sınırının açılmasıdır. Bu oturumda konuşanların çoğunun, Türkiye’nin ve bütünlükte Kafkas’ın gelecek kalkınmasının Doğu Kapı’nın açılmasında ve Ermenistan’la işbirliğinin başlatılmasında görmeleri ilginçtir. Ekonomik alanda tüm Kafkas devletlerinden ve Türkiye’den defalarca düşük olan bu ülke ile bu arzular nasıl gerçekleşecektir?
Acaba bu kapı neden bağlanmıştır? Ve geçen zaman zarfında Ermenistan mevkiinden hangi ilerleme vardır ki kapıların açılması bu kadar vacip olmuştur.
Oturum öyle programlaştırılmıştırki sanki Kafkas’ta Azerbaycan adlı devlet yoktur. Sanki bu kurultayın amacı Ermenistan’la birleşip Karabağ meselesinde Azerbaycan’ı teklemektir.”
Hem Zeynalov’un, hem Bozkuş’un ifadeleri, hem de yazdıklarımızı doğrulayan Kars esnafının, sözlerinin sonunda, “lütfen ismimi vermeyin” biçiminde yaptığı kalıplaşmış uyarı, bölgede yürütülen sindirme politikasının en somut göstergesi oldu.

++++++

Sırada “utanç” abidesi var
Son seçimlerde MHP’nin Kars Belediye Başkan Adayı da olan Settar Kaya, Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş’tan şehrin tarihi dokusunun ortasında bir garabet gibi yükselen sözde İnsanlık Anıtı’yla ilgili olarak önce Erzurum  sonra da bir üst kurul konumundaki Diyarbakır Koruma kurulundan çıkan “durdurma” kararını uygulaması halinde kendisine her türlü desteği vereceklerini belirtti.
Karar MHP Kars İl başkanlığı’nın şikayeti üzerine alınmış ve yasaya aykırı inşaat dolayısıyla önceki belediye başkanı Alibeyoğlu, Belediye meclisi üyeleri ve iki birim müdürüne 430 bin TL zimmet çıkarılmıştı.

++++++

Kemal abi ofisten çıkmıyor
Kuzey Irak’a sınır ötesi operasyonla ilgili tezkere oylamasına katılmayan 47 AKP milletvekilinden biri de Kemal Unakıtan’dı. Peki neden katılmadı? Son zamanlarda Meclis’te neden görünmüyor? Sorunun yanıtı Hürriyet’te, Vahap Munyar’ın köşesindeydi. Maliye Bakanlığı’ndan alındıktan sonra sesi - soluğu kesilen Unakıtan geçen gün Bankalar Birliği’nin verdiği yemeğin konukları arasındaymış. Kendisine yöneltilen soruları yanıtlarken şunları söylemiş.
- Artık İstanbul’dayım. Sabahları yürümeye çıktığımda vatandaşlar sağ olsun, çok ilgi gösteriyor.
- Neler yapıyorsunuz? Çocuklarınızın işleriyle ilgileniyor musunuz?
- Çocuklar zaten İstanbul’daki merkezlerinde bana bir ofis hazırlamışlar. ’Baba, senin eninde sonunda geleceğin yer burası’diyorlardı. Öyle de oldu.
- Ofise düzenli gidiyor musunuz?
- Ahsen Hanım evde oturmamı istemez... Ben de düzenli olarak ofise gidiyorum.
Kemal Abi anlaşılan milletvekili olduğunu tamamen unutmuş... Hiç değilse ayda bir, milletin 10 bin lirasını cebine atarken hatırlasa bari...
* Melih Aşık / Milliyet

++++++

Edibe’yi fena işletmişler
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, AKP’nin açılımdan sorumlu Hollywood temsilcisi zannettiğimiz Kevin Costner’ın Uluslararası Halkla İlişkiler Temsilcisi ile görüşüp “balon”u patlattı ya; Edibe Sözen hala “Kevin Costner bizi aradı, Oktay Vural da Kevin Costner’ı aramış... İşte; aramızdaki fark bu” diyormuş...
Biz daha Costner’ın “açılıma destek”  mesajını duyduğumuz gün, “önceki rolleri” ne dayanarak bu işte bir bit yeniği olduğunu yazmışdık zaten.
Vural’dan öğrendiğimize göre Costner’ın bütün filmografisini kaldırıp çöpe atması demek olan “misafir açılım oyuncu”luğu işinden haberi bile yokmuş. Costner olayı, iktidarda bulunanlarda, toplumu cinnet ve intihara sürükleyen ekonomik krizi teğet geçerken görmek, para, toprak, itibar, egemenlik, onur kaybına yol açacak adımları “iyi şeyler” sanmak gibi algı farklılaşmalarına yol açan sanrıların son örneği değilse anlaşılıyor ki birileri Edibe Hanım’ı fena işletmiş. Aklın yolu bir. Bakın dünkü Vatan’da ne yazdı Mehmet Tezkan: “Ya birileri Edibe Hanım’ı işletti, tufaya getirdi.. Ya da Costner hepimizi işletiyor.. İktidarla muhalefet arasına nifak sokuyor!”

++++++

MİNİ YORUM
Rolleri karıştırmış
Ahmet Hakan “Al Capone” çetesinin kurum içi rol dağılımını yaparken oyuncu-rol uyumunu yakalamakta zorlanmış. Cengiz Çandar için “lirik adam”, Yılmaz Özdil için “gerilla” diyor. Çandar’ın Filistin Kampalarında eğitim almış, tescilli gerilla olduğunu unuttu herhalde. Tıpkı Hasan Cemal’i demokrat vicdan ilan ederken darbe ortamı yaratmak için orduevi bombalatmanın pek de demokratik sayılamayacağını unuttuğu gibi...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş