Yönetim kimden yana?

Ahmet B. ERCİLASUN

Adı Türkiye Devleti olan bir devletin ülkesinde yaşıyoruz.  “Türk vatanı ve milletinin ebedî varlığını ve yüce Türk devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu anayasa...” diye başlayan;  “egemenliğin kayıtsız şartsız Türk milletine ait olduğu” nu ifade eden;  “hiçbir faaliyetin, Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı” nı emreden bir anayasa ile yönetiliyoruz. 
Türkiye’de olanlara bakınca, gerçekten böyle mi diye şüpheye düşmemek mümkün mü? Gerçekten  “kutsal din duyguları” ,  “devlet işlerine ve politikaya kesinlikle”  karıştırılmıyor mu? Gerçekten bazı dinî tarikat ve cemaatler tarafından kurulup yönetilen okullar, kurslar, yurtlar yok mu? Gerçekten  “Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında” ,  “hiçbir faaliyetin”   “korunma görmediğine”  inanıyor musunuz? Eğer böyleyse Kanal Şeş nasıl kuruluyor? Devletin resmî bir kanalı Kürtçe yayına nasıl açılabiliyor? Tayyip Erdoğan nasıl seroxvezir olabiliyor? Hem Türkiye’nin başbakanı, hem seroxvezir?... Bu durum,  “Türk varlığının devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esası” na uyuyor mu? Şöyle deniliyor:  “Bölücüler Kürtçe yayın istiyor ve ellerinde bunu koz olarak kullanıyorlardı. Kürtçe yayını bizzat biz başlatarak bu kozu ellerinden aldık.”  Peki, bölücüler federasyon da istiyorlar; o hâlde federasyonu da bizzat biz ilan ederek bu kozu da onların ellerinden alsak olur mu?
Layık görülen muamele!..
Şimdi bir de Ergenekon adı altında gözaltına alınmalara ve tutuklamalara bakalım. Yargı tarafından kesin hüküm verilinceye kadar herkes masum değil mi? Tutuklananlardan bir kısmının, sonunda hüküm giyeceklerini farz etsek bile bunların niyetlerinin bölücülük olduğunu düşünebilir miyiz? Önemli bir kısmı bölücülere karşı canlarını ortaya koyarak mücadele etmiş insanlar. Diğerleri devlete yıllarca hizmet etmiş veya mesleklerinde sivrilmiş kişiler. Onlara hangi muameleyi lâyık görüyoruz? Kuddusi Okkır’ın hapishanede ölmesine sebep olundu. Eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur felç oldu ve hafızasını kaybetti. Şimdi de emekli Tuğgeneral Levent Ersöz yoğun bakımda. Ameliyat olmasına müsaade edilmeden tutuklandı ve sonu yoğun bakım oldu. Emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un da âcilen hastaneye yatırılması gerektiği söyleniyor. Pazartesi günü bir JİTEM komutanı da intihar etti. JİTEM diye diye ODTÜ’de öğrenciler galeyana geldi ve kimliğini tespit edemedikleri bir kişiyi JİTEM’ci diye linç edeyazdılar. JİTEM, Jandarma İstihbarat’ın kısaltması. O da PKK ile mücadele ediyor. Öte yanda...
Öte yanda büyük bir şehrin belediye başkanı Kanal Şeş’in yayına başlaması dolayısıyla kendinden geçiyor; dilimizi resmen kabul ettiler; şimdi de topraklarımızın bize ait olduğunu kabul edecekler mealinde şeyler söylüyor ve bu başkandan hiçbir yetkili, hesap sormuyor. Federasyon talepleri televizyonlarda dillendiriliyor; hiç kimsenin bir şey dediği yok. Hüküm giymemiş yüzlerce Ergenekon sanığı ölümcül muamelelere maruz bırakılırken idama mahkûm edilmiş olan Abdullah Öcalan özel bir cezaevinde, özel olarak korunuyor; bulunduğu hücreden yıllardır örgütünü idare ediyor; ayağına diken batsa kıyamet koparılıyor; yanına koğuş arkadaşları verilerek yalnızlıktan kurtarılması düşünülüyor. Bu durumda...
Bu durumda yönetim kimden yana, söyleyebilir misiniz? 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş