Yörükolog Ramazan Kıvrak ve horlanan asli unsur

A+A-
Cazim GÜRBÜZ

Kitaplarını yollamıştı Fethiye Atatürkçü Düşünce Derneği'ne bana verilmek üzere...  Sonra telefon etti, bir televizyon programı çekimi için Fethiye dışında imiş. Hangi gün döneceğimi sordu, "Geleceğim, mutlaka görüşeceğiz" dedi. Görüşemedik Ramazan Kıvrak'la, o Fethiye'ye 10 dakikalık yolda iken benim otobüsüm otogardan çıkıyordu.

Ramazan Kıvrak, bir Yörükolog (bu deyimi daha önce kimse kullandı mı bilmiyorum ama bence tam ona uygun sıfat)... Neden? Çünkü Atatürk'ün "Yürüyen Türkler" dediği Yörüklere dair 20 yıl boyunca 1000 saati aşkın televizyon programları yaptı, kitaplar yazdı. Yörükler-Türkmen Dernekleri kurdu ve bunların başına geçti.

Bugün bu değerli yazar ve programcının "Yürüyen Türkler Yörükler" ve "Yörük ve Türkmenlerin Varlık Mücadelesi" adlı kitaplarından söz edeceğiz yerimizin yettiğince (kitapları Yorukeditor@hotmail.com mailto:Yorukeditor@hotmail.com e-posta adresinden edinebilirsiniz).

Ramazan Kıvrak Anadolu'nun her yerini dolaşmış, nerede bir Yörük ve Türkmen obası varsa oraya koşmuş, koştuğu yerlerin içinde Güneydoğu Anadolu da var. Ve buraya dair son derece ilginç ve önemli gözlem ve tespitleri var. İşte onlar:

"Ertesi gün erkenden Siverek-Karacadağ'a doğru yola çıktık. (...) Yolun öbür tarafında pamuk toplayanlara uğradık. Diyarbakır'dan gelmişler. Karahanlı Türkmenlerinden. Ancak kadınlar Türkçe bilmiyor. İlkokul çağındaki çocuklar, okul yerine pamuk tarlasına gelmişler. (...) Siverek'i geçince Gürakar Beldesine doğru ilerledik. Yollar bozuldu, toprağa dönüştü 'Buralarda Türkmenler oturuyor' dediler. Toprak siyaha kaçık, taşlar çeşitli büyüklükte ama siyaha yakın yuvarlak sağlam. Bazı yerlerde tarlalar taşlardan temizlenmiş. Ama buna makine gücü gerekiyor. (...) Gürakar Belediyesi fakir. Su yok beldede. Sadece kışın aşırı yağmurlarda deresinde su gür akarmış.

(...) Oradan sonra küçük küçük köylerden, mezralardan geçtik. Buralarda elli sekiz yerde yurt kurmuşlar. Karacadağ Türkmenlerinin yaşadığı yerler. (...) Önce köyün yaşlılarıyla sohbet ettik. İktidar partisinin bir il genel meclis üyesi, elli sekiz Türkmen yerleşim yerine hizmet gelmediğini, bunu birilerinin engellediğini söyledi. (...) Muhtar da, dağın arkasındaki (Kürt olduğunu söyleyen) yurttaşlarımızın köylerinin yollarının asfalt olduğunu, hatta meralarındaki çoban evlerine kadar yol yapıldığını söyledi. 'Ama bizim mezralara çobanlarımız eşeklerle gidebiliyor' dedi. 'Hizmet isterken dilimde tüy bitti, umudum tükendi' dedi. (...) Elli sekiz yerleşim yerinden hiç memur çıkmamış. Çamaşır makinesi yok. Teknolojide elli yıl gerideler. Şıh, ağa, hoca ilişkileri beş yüz yıl önceki gibi. Hepsi garip, hepsi 'kader' diyorlar."

Evet... Okudunuz mu? İşte Güneydoğu gerçeği bu, işte "Türk Sorunu" bu... Bu ülkenin asli unsuru böyle horlanıyor, geri bırakılıyor, asimilasyona yönlendiriliyor. Ramazan Kıvrak "Urfa'nın yüzde sekseni Türkmen" diyor.

Yerim kalmıyor, son bir acı gerçek daha sıkıştıracağım araya ve bu eserleri okuyun, mutlaka okuyun diyeceğim. Evet, Fethiyeli üç telli sazın ve şelpe tekniğinin ustası Ramazan Güngör'le, Kıvrak'ın babası cura ustası Ali Kıvrak ve Hayri Dev'in albümünü biz değil Fransızlar yapmışlar... Kıvrak "Dert büyük de anlatacak, anlayacak adam eksikliği var" diyor.

Çok doğru diyor...

 

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları