YSK, AKP’yi niçin tatmin edemedi?

İsrafil K.KUMBASAR

Ülkenin son 10 yılı, “Daha, daha, daha” feryatları ve ‘örtülü bir işgal planının’ hayata geçirilmesiyle geçti.  Müstahdemden müsteşara bir ‘kadrolaşma’ etkinliği aldı başını gitti. Bir açından “Her siyasal iktidar kendi kadrolarıyla çalışmayı istemesinden daha doğal ne olabilir ki” diyebilirsiniz.
Ama, ‘demokrasi’lafının bazı ağızlarda nasıl eğreti durduğunu seçim sırasında hep birlikte yaşadık. ‘Bindirilmiş kıtalar’ misali miting meydanına sevk edilen kamu çalışanları, ‘İtiraz’ halinde görev yerleri değiştirilenler, sindirilip ekmeği ile tehdit edilenler.
Seçim bitti. Bu kez ‘zafer’ naraları sardı ortalığı. ‘Dil altındaki bakla’ ufak ufak filiz vermeye başladı.
Beyzadeleri yüzde 50’lik oy da kesmemiş.
Anlaşılan o ki, ‘Anayasa üzerinde ameliyat yaptıracak’ sayıda milletvekilli çıkaramamak fena yaralamış bazılarını.
Hani o meşhur ‘düğme’ var ya, kısa mutluluk anlarının ardından malum odaklar basıverdi ona:
- “Böyle şey mi olur, her iki kişiden birinin oyunu al 326’da kal.”
Hakikaten olmaz, ‘TBMM’nin tapusunu’da devredelim bu zevata olsun bitsin.

***


Sınav rezaletlerinden birinin daha patladığı gün, kafalar kuma gömülüyor, ‘üç maymun’ oynanıyor.
Ama ‘milli irade’ maskesinin ardına sığınanlar aynı gün, ‘sandalye’ hassasiyetini gündeme taşıyor.
Çıkan ilk fatura elbette ki YSK’ya.
Oysa aynı güruh, ‘ölülere’ bile ‘seçmen kağıdı’ gönderilirken sus pus olmuştu. ‘Seçmen sayısı’ tartışmaları yaşanırken gıkları çıkmamıştı. Kafalarındaki hesap alabora olunca yaygaraya başladılar:
- “YSK hata yaptı. 326’nın müsebbibi YSK.”
Evet, bize göre de YSK ’hata’yapmış olabilir. Son dokuz yılda hata yapmayan, daha doğrusu ‘sehven’ bir takım fırıldaklar çevirmeyen kurum mu kaldı?
Polisten tutun ÖSYM’ye kadar akla gelebilecek ne kadar kurum kuruluş varsa devr-i AKP’de ‘sehven’ üstüne ‘sehven’ patlattı.
‘Adaletten’, ‘kul hakkından’, ‘haktan’ ve dahi ‘hukuktan’ bahsedenler o arada treni seyretti.
Yurtdışı yükseköğretim diplomaları denkliği için seviye tespit sınavındaki 100 sorudan 75’in yerleri bile ‘geçen yılki sınavın aynısı’ imiş. Soru ve cevapların yerlerinde kıpırdama olmamış.
Yemin billah ederler şimdi, ‘sehven’ diye.

***

‘Hesabın bozulduğuna’ dair en esaslı işaretlerden biri de hükümet kanadından geldi.
Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Anayasa değişikliği için aynen şunu söylüyor:
- “İlk yıl yaptık, yaptık; sonra araya başka seçimler girer ve iş uzar.”
Kör olasıca ‘milli irade’ ne olurdu birkaç vekil daha bahşetseydi hazretlere. Şimdi çıkıp milli iradeye sövemeyeceklerine göre, YSK’ya yükleniyorlar.
Belli ki, yara büyük. ‘Beklenti’ karşılanmamış. Şarkılı, havai fişekli kutlamalar çok da yerine oturmamış. Değil mi ki millet, ‘devletin dibine dinamit koyacak gücü’bunlardan esirgedi, hırslarını bir yerden çıkaracaklar. Hesabını mutlaka soracaklar.
Oysa sandıklar açıldığında ve ertesi gün manşetlerde ‘ne büyük bir tarihi zafere imza attıklarından’ dem vuruyorlardı:
- “Demokrasi kazanmış, Türkiye’nin önü açılmış, milli irade tecelli etmiş, devlet ve millet barışmıştı.”
Aradan üç gün geçmeden gerçeği görüp, milletin aslında ‘ne demek isteğini’ anlamak yerine, ‘çirkin hesaplarının’ akim kalışının hesabını sormaya yelteniyorlar.

***


Allah’tan ÖSYM var da, bunların hesap hataları pek günyüzüne çıkmıyor. Boşuna hepsi birden ÖSYM’nin ‘sehvenleriyle’ tatmin olmuyor.
Kumpası kurup hesabı kapatıyorlar, fakat millet gelip üstlerini çiziyor:
- “Haddinizi bilin, daha da ileri gitmeyin.”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş