Yüce Divan

A+A-
Afet ILGAZ

Ne günlere kaldık!
Eskiden  “Yüce Divan”  korkutucu, istenmeyen bir şeydi.
Eskiden değil, daha düne kadar.
AKP’den yaka silkenler, bıçağı kemiğe dayananlar, biraz da cesurlar, onun için söylerlerdi bunu. Onun ve kadroları için.
Şimdi bakıyorum da Yüce Divan paylaşılamıyor.
Yüce Divan gözde oldu. Ulaşılamayacak kadar istenen bir şey oldu.
İlker Başbuğ Yüce Divan’a gitsin diye uğraşıyor onu sevenler, haksızlığa engel olmak isteyenler.
Yüce Divan  “vatana ihanet” ten de yargılamaların mercii imiş. İlker Başbuğ da öyle yargılanmalıymış. Tabii bu, Başbuğ’un  garip Beşiktaş mahkemelerinden kurtulması için öneriliyor ama insanın içi sızlıyor. Benim içim sızladı, sizi bilmem. Hatta sadece şimdi değil. Bu hükümet tarafından, ondan bir öncekilerin Yüce Divan’da yargılanmaları da üzüntü vericiydi. Koray Aydın’ı, Mesut Yılmaz’ı hatırlıyorum mesela. Daha öncekilerden de adlarını hatırlayamadığım birkaç bakan vardı. Ne bileyim, devletin en hassas yerlerinde çalışmış insanların durumu, vaktiyle gördükleri saygıyla kıyaslarsanız, üzüntü vericiydi.

***


Yeniçağ’ın bir Atatürk sayfası vardır. Ben öyle söylüyorum. Atatürk’e ait güzel resimlerin de yayımlandığı bu sayfada birkaç gün önce şöyle bir başlık vardı:  “Olaylar Osmanlı devletinin aleyhinde hızla gelişiyordu.” Mondros mütarekesini takip eden günler...
Ne kadar bugünlere benziyor. Bir gün İlker Paşa tutuklanıyor. Ertesi gün Hurşit Tolon Paşa!
Öbür gün, yahut bir önceki gün, Kılıçdaroğlu’na fezleke düzenleniyor.
Bazen ertesi güne kalmıyor. Bir günde iki üç hamle yapılıyor. Mesela BDP’nin açıkgöz milletvekilleri,  “Biz Türkiye’den ayrılmak istemiyoruz” lardan,  “Bu bizi kesmez, özerklik istiyoruz” a yükseliyorlar.
Günde, iki üç, dört gündem başlığı oluşuyor.
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek mahkemedeki savunması sebebiyle 16 yıl hapis cezası alıyor.
Genelkurmay Başkanı’nın, onbaşıdan farkı olmadığına dair, gene aynı parti tarafından tespit yapılıyor.
Daha önceki günlerden birinde Mecliste bir üst dereceli subaya bakılarak  “ne bakıyorsun”  anlamında bir şeyler söyleniyor.
Bu arada İstanbul sokakları yeniden ve binlerce kez ateşe veriliyor, mobese kameraları devrilmek isteniyor. Hem de rahat rahat. Dizilerdeki meydanlar gibi ortalık bomboş!

***


Yeniçağ’ın  “Atatürk Diyor ki” köşesinden bahsetmiştim ya, onun üstünde Atatürk’ün şu sözleri yer alıyor:
 “Efendiler, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki asli cevheri, çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin...”

Yazarın Diğer Yazıları