Yukarıdaki 'paslaşma'da strateji değişikliği mi var?

İsrafil K.KUMBASAR
Kinaye, dokundurma, laf sokuşturma ve bel altına vurma şeklinde tezahür eden ‘devlet zirvesindeki’ gerginliğe bir çomak da eski DTP’li Hatip Dicle soktu.
Aslında Dicle’nin yaptığı bir şey yok.
‘Malumu ilam’ dedikleri türden bir ifade kullandı. Herkes Habur’daki ‘seyyar mahkemenin’ işleyişine ilişkin iddiaları gazetelerde çarşaf çarşaf okudu. Fakat bu sefer iddialar ‘bir başka mahkemede’ zabıtlara geçti.
Dicle ifadesinde, dağdan inen PKK’lıların salıverilmesi için ‘hakim ve savcıların ayarlandığını’ söyledi.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay bu ifadeyi yalanlarken, sonrasında da Dicle hakkında ‘adliyenin manevi şahsiyetine’ yönelik fiilden soruşturma başlatıldı.
İşin buraya kadar varacağı belliydi.
Derler ya, “İki cambaz bir ipte oynamaz” diye. Denildiği gibi oldu, PKK’nın siyasi uzantısına ‘kafa-kol’ çekip, adını koyduğu ‘Kürt’ sorununa ‘kestirmeden çözüm’ üreten AKP, ‘yaş tahtaya’ bastı.
Yani iddia edildiği gibi, meramın ‘bireysel ve demokratik’ hakların ötesinde olduğu, Dicle’nin ifşaatı ve ‘çözüm kardeşliğinin’ tarumar olmasıyla ortaya çıktı.
Buna ‘Varan-1’ diyelim.
Arkası gelecektir.

* * *

Eski DTP’linin bu hamlesine hükümetin de bir cevabı olacaktır elbette.
Ancak ondan önce, hükümet ve paralelindeki ‘sözde STK’ların’ askere yönelik çıkışlarına TSK’nın söyleyecekleri olduğu anlaşılıyor.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un “Biz de bildiklerimizi kamuoyu ile paylaşırız” sözleri, bunun işareti.
Aradan geçen bunca zamanda, Erdoğan’ın telefonu kaldırıp “Ne biliyorsun Sayın Genelkurmay Başkanım?” diye sormaması ‘bilinenler’ konusunda bazı şüpheleri beraberinde getiriyor.
Bir kısmı basına da sızan iddialara göre sanki asker Erdoğan’ı değil de onu ‘maşa’ gibi kullanmaya çalışanları sıkıştıracak gibi.
Yani ufukta TSK-STK polemiği görünüyor.
Belli ki Erdoğan, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’dan yeterli ‘pas’ alamamış. Bu da ‘normal’ elbette. ‘Hava’ yağmurlu,
 ‘saha’ çamurlu.
‘Centilmenlik’ ve ‘güven’ yerini zoraki bir ‘protokol seremonisine’ bırakmış. O saatten sonra kim kime pas verir de ‘kendi kalesine’ gol attırır.
Aksi olsaydı, ‘kozmik oda’ konusunda hükümet Genelkurmay’ı dikkate alırdı. Ve yine aksi olsaydı, Başbuğ söyleyeceği her ne ise onu Erdoğan ile paylaşırdı.
Şimdilik strateji ‘gol attırmama’ üzerine kurulu.

* * *

Bir adım geri çekilip baksalar, ‘manzaranın vahameti’ alenen ortada.
Bir yanda ‘askere kurşun sıkmak’ için dağa çıkmış PKK’lılara ‘hakim ayarlama’ iddiası, öte yanda ‘askere zerre kadar güvenmeyip’ kozmik odaya hakim yollama.
Koyun hele iki fotoğrafı yan yana.
Alın başınızı ellerinizin arasına.
Dağdan gelip ‘şehir turuna’ çıkan bir grup eşkıya. Başkentin göbeğinde, ‘en mahrem sırları’ ortaya saçılan asker.
Bu saatten sonra Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un ‘bildiklerini’ kamuoyu ile paylaşması çok da fazla şey ifade etmez.
Türkiye gözüne sokulan bu fotoğrafı ‘okuma basiretini’ bile kaybetmişse, kim ne derse desin anlamı olmaz.
Zaten denilenlere kulak asmak, fotoğrafı ‘yanlış yorumlamanın’ en önemli nedenlerinden biri.
Bakın ‘paslaşıyoruz’ deniliyordu, fos çıktı.
“Birilerinin paçalarından bir şeyler dökülüyor” denilmişti, demek ki asıl şimdi dökülüyor.
Ortalığa yayılan ‘koku’ onun işareti.
‘Futboldan’ anlayan birileri, maçın ‘nasıl tekrarlanacağını’ anlatsa da biz de aydınlansak...
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş