Yükselen Türk düşmanlığı

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Abant Platformundan TESEV’e, Kandil’deki terör örgütünden İmralı’daki eli kanlı ele başıya kadar bütün odakların hedefinde “Türk” ve “Türk Milleti” kavramı vardır. Geçmişteki İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin torunları, şimdiki Obama’nın müritleri, bir zamanların Marksist/Leninist devrim yapmak için Filistin kamplarında talim ve terbiye görenler, bugün rafine edilmiş söylemlerle Türk düşmanlığı yapmaktadır. 
Televizyoncusundan yorumcusuna, akademisyeninden köşe yazarına, siyasetçisinden STK’lara uzanan yelpazede  “Türk” e saldırmak yükselen değerdir. Abant Platformu sonuç bildirgesi şu cümlelerle başlamaktadır: “Hiçbir resmi belgede, Türk vatandaşlığının sosyolojik bir tanımı olmamalıdır. Bunun yerine, sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kavramı üzerine odaklanılmalıdır. Devlet, herhangi bir üst kimlik tasarlama girişiminde bulunmamalıdır”.
Celal Talabani,  “BM Genel Kurulu sırasında Tayyip Erdoğan’la buluştuk. Kendisine: ’PKK bana geldi. Silah bırakmaya hazır olduğunu söyledi. Bunun için iki koşulu vardı. Biri genel af, öteki anayasadaki vatandaşlık tarifinin yeniden yapılması ve Türk sözcüğünün çıkarılması...’olduğunu söyledim.”
PKK böyle istiyor... Böyle buyuruyor Zerdüşt... Türk soylu olduğunu söyleyen bazı soylu (!) unsurlar “demokrasi” adına, Kürt olduğunu iddia eden eli kanlı militanlar “Kürtçülük” adına, İslam’a Fuller’in gözüyle bakan ayarı esnek İslamcılar (!) küreselleşme adına Türk’ten kurtulmak istiyorlar. İş adamından STK’lara, köşe yazarından sinema sanatçılarına oradan da televizyon programcılarına kadar -birkaç etkisiz eleman hariç- malum zevatın hedefinde Türk kavramı var.
Türklük karşıtı malum zevat, bir yandan Türk kavramını etnik, ayırıcı, ötekileştirici, asimile edici, inkâr edici bir anlamla donatırken, diğer yandan da  “Kürt”  kavramını demokratik hak ve özgürlüklerin zorunlu sonucu olarak görüyor. Bu zevata göre etnik bir kavram olan Türk, anayasadan, yasalardan ve uygulamadan çıkarılmalıdır. Anadolu’dan, hatta yer yüzünden silinmelidir. İnkâr ve asimilasyona son vermek adına Türk ve Türkçenin bıraktığı boşluk, etnik ve azınlık unsurlarla doldurulmalıdır.
Malum aydın (!) için  “Türk”  kavramı demokratik anayasanın, barışın ve kardeşliğin önündeki en büyük engeldir.
Fransız kavramı Fransa Anayasasını, Alman kavramı Alman Anayasasını, İspanyol kavramı İspanya Anayasasını etnik anayasa yapmıyor ama Türk kavramı, TC Anayasasını etnik anayasa yapıyor. Çıkar Türk’ü anayasadan, anayasa demokratik olsun!
Yapılmak istenilen; Türk vatandaşlığının olmadığı anayasa, Türkçenin konuşulmadığı Anadolu, Türküsü/ağıtı söylenmeyen mezarlıkların olduğu ruhu olmayan coğrafya ve nihayet Türk milletinin bulunmadığı Türkiye’dir.
İngiliz Muhipleri Cemiyeti üyesi Mustafa Sabri, en son 1 Temmuz 1927’de Türklükten şu sözlerle istifa etmişti: “Tövbe yarabbi tövbe Türklüğüme/ Beni Türk milletinden ad etme”. 2013 yılında bir başkası ’Kürtlüğümle gurur duyuyorum’derken Ertuğrul Özkök  “Türklükten İstifa ediyorum”  diyecektir.
Bu gelişmeleri yeterli bulmayanlar  “Türklükten istifayı”  da yeterli bulmayacak ve  “sıkıysa, beyaz Türklükten istifa et”  diyeceklerdir.
Tetikçi ve tahrikçi ise işi daha da ileri taşıyacak ve  “Türk Ocakları kapatılsın” diye ahkam kesecektir.Olan bitenler sınır aşmanın ötesinde, yükselen Türk düşmanlığının göstergeleridir. Türk aidiyetliler -şimdilik- dişlerini sıkarak olanı biteni izlemekle yetiniyor!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları