Yumurta ve tekme

A+A-
Altemur KILIÇ

Gençlere ne oluyor? İngiltere’de, İtalya’da eğitim şartlarından, üniversite harçlarının artırılmasından şikâyetçiler. Sokaklara döküldüler. 
Yunanistan’da ve başka ülkelerde de gençler, ayakta ve her yerde polisle çatışıyorlar... Türkiye’de gençlerimiz sokaklarda eylem yapıyor, siyasilere yumurta atıyor, karşılığında tekme ve biber gazı yiyorlar... Bu  “dünya çapında”  ayaklanmaların zemini “küreselleşme”  olabilir, sâri olabilir ama hiç kuşkusuz her ülkede eş zamanda, aynı olayların cereyan etmesinde,  “anında”   iletişimin, internetin ve televizyonun büyük rolü var... Yani, tarzı ve boyutları, tasvip edilmese de kaçınılmaz evrensel bir durum. 
Başka ülkelerde, gençlerin eylem yapmalarının sebepleri sloganlarından, pankartlarından mâlum. 1968 Mayısında Paris’te başlayan gençlik hareketlerinin gerekçesi de başta aynıydı. Sonra, tahriklerle, dallandı budaklandı, bütün dünyaya sirayet etti... Amerika’da 1969’da, “Woodstock” festivalinde de “cinsel özgürlük” taleplerini tetikledi; o sıraları ünlü müzikalinin, tema şarkısında, “Bırakın, güneş ışığı içeriye girsin” diye seks konusunda sözde özgürlüğü, fakat aslında aşırı müsamahakârlığa yol açtı. Bizde, son günlerde gençlerin protesto eylemeleri yapmalarını gerektiren, birçok faktör var... En başta ülkenin huzursuz ortamı. Toplumun bütün kesimleri hallerinden şikâyetçi; her kesimin, İktidarın duyarsız kaldığı, yerine getirmediği talepleri var...  Ergenekon kapsamında, telefon dinlemelerinin, bitip tükenmeyen iddiaların, aramaların, fesat ve iftiraların, tutuklamaların, yarattığı karanlık bir iklim! Ve AKP iktidarına karşı, gittikçe artan sivil direnç! Başbakanın, her konuşmasındaki  “hiddet ve öfke” ,  topluma sirayet ediyor, genel zıtlaşmaya yol açıyor... Siz, Başbakan konuşurken, bindirilmiş kıtaların “konserve”  alkışlarına bakmayın; toplum rahatsız, bütün Türkiye gergin... Gençler de. Bu iklim ve ortamda, seslerini duyurmak istiyorlar. Genel ortam böyle olunca, ülkeyi, kendi amaçları için karıştırmak isteyen  “mutat”  provokatörlere,  fırsat çıktı... PKK hiç bu ortamdan yararlanmak, istemez mi? Bu durumun siyaset bilimciler, sosyologlar ve asıl politikacılar tarafından, doğru-objektif olarak tahlil ve teşhis edilmesi, meşru talep ve huzursuzlukları olan gençleri, “provokatörlerden”  ayırmak gerekiyor. Asıl ayıraç noktası, belki de Dolmabahçe’de Başbakan Erdoğan rektörlerle konuşurken, kendilerini de duyurmak isteyen gençlere polislerin, Başbakanın talimatıyla olmasa da, bilgisi tahtında, gösterdikleri  “orantısız” tepki... Oradaki polis çizmesi altındaki genç kız imajı, hafızalardan kolay silinmeyecek,-iktidarı sarsacak ve bundan sonraki eylemlere de odak olacak.
Erdoğan ne derse desin, bu sahneler AKP’nin olumsuz hanesine kazınmıştır. 1960’ta da aynı sahneler, zamanını iktidarının devrilmesine yol açtı...
Son tahlilde; gençlerin Bakanlara, Başbakanlara, siyasetçilere,  yumurta atmaları, polislerin tekme atmalarını mazur görülemeyeceği gibi, asla tasvip edilemez...Yumurta atmak yerine konuşmaları gerekirdi, ama konuşmalarına imkan, fırsat verilmedi. Başbakan, eğer toplantıya  gençlerin temsilcilerini davet etse ve dertlerini dinleseydi, tansiyon  düşerdi... Ama Erdoğan hâlâ öyle yapmıyor aksine, gene öfkeyle konuşuyor, gençleri suçluyor!


Bahçeli’nin teşhisi  
Olaylara en doğru, soğukkanlı teşhisi, MHP Genel Başkanı Bahçeli yapıyor;  “Üniversitelerde tırmanan öğrenci olayları, demokratik tepki mi başka bir organizasyon mu?”  diye sorduktan sonra, bir takım insanların, 68’deki olaylara benzer olaylar çıkarmaya çalıştıklarına işaret ediyor. Ve Ülkücü gençleri, bu olaylara karışmamaları için ikaz ediyor... Buna rağmen faturayı milliyetçilere çıkaracaklar çok olur!

Kişisel 
1968 Mayısında öğrenci olayları patladığında, Paris’te görevliydim. CRS denilen, “çevik kuvvetin” , gençlere attığı  “krimojen” bombalarının seslerini, Sorbon’dan uzak bir semtindeki evimizden   duyuyorduk... Lisede öğrenci kızımız da, bütün önlemlerimize rağmen, öğrenciler arasına karışıyordu ve biz, her akşam heyecanla, onun eve dönmesini bekliyorduk... CRS’in orantısız harekâtları, zamanın Fransız hükümetine pahalıya mal olmuştu... Kriz, sonunda De Gaulle’ün, iradesiyle ve basiretiyle yatıştı!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları