Yürüyüşler

A+A-
Afet ILGAZ

Gençlerin yürüyüşü, doktorların yürüyüşü, araya bir miktar ego karışsa da, gazetecilerin yürüyüşü... Bizim sokağa inmemiz de böyle oluyor. Çoğunlukla şarkı türkülerle, bando mızıkayla...
Doktorların kliplerini çok başarılı bulmuştum. Haklıymışım.  “Hayde”  ile yaptıkları klip  “tıklanma”  rekoru kırıyormuş. Ben öbür kliplerini de çok sevdim:  “Bir daha geri dönemem” . Hareketlerle zenginleştiriyorlardı. Yürüyüşleri de çok başarılı oldu. Sağlığın piyasalaştırılmasına esaslı bir itiraz ortaya koydular. Doktorluk gibi ince bir mesleğin de kalitesizleştirilmesine! Para kazanmak için o  “performans”  dedikleri garip yöntemle kolay ameliyatlar yapacaklar ama büyük ve zor ameliyatlardan uzak duracaklar! Bir doktor şöyle söylüyor:
 “Yoğun iş yükü altında ezilen uzman hekim, eğitime ve bilimsel çalışmalara zaman bulamayan klinik şefi, emeğinin karşılığını alamamakta, nitelikli sağlık hizmeti sunamamaktadır. Eğitim araştırma hastanelerinde tüm faaliyetler hizmet sunumu üzerinden kurulmakta, bir doktor günde 100 den fazla hastaya bakmakta bütün bu çalışmaların karşılığı olarak ise emekliliğine yansımayan güvencesiz ücretler ödenmektedir.”
“Bugün sağlıkta dönüşüm politikası çökmüştür. Aslında sekiz yıldır uygulanmaya çalışılan bu programda çöken, yandaşlara pazar yaratma çabasıdır. Sağlık alanını piyasaya peşkeş çekme, doktor emeğini ucuz işgücü haline getirme planlarıdır.”
Gerçekten de, hükümetin başından beri yarattığı algı doktorların aç gözlü, paragöz oldukları esasına dayanmakta idi. Bugün bunların sonucu hastane skandalları ve doktorlara yapılan saldırılarla somutlaştı.
Aslında iktidarın bütün Türkiye için uygulamaya çalıştığı politika bu. Bu sadece tıp alanında değil, işçi, emekçi, bürokrasi, eğitim alanlarında kendini gösteriyor. TEKEL işçilerine yapılan muameleyle maden kazalarında ya da tersane kazalarında ölenler için söylenilen “kader”  yorumu aynı kapıya çıkıyor. Birkaç ay önce bir kasabada yapılan toplu katarakt ameliyatlarını hatırlıyorum. Birkaç kişi kör edilmişti. Hastanelerdeki doktorlar üç dakikada doktorluk yapmaya mecbur ediliyor. Tam Gün Yasası gerekli düzenlemeler yapılmaksızın dayatılıyor. İşte bu, kalitesizleştirilen ’Tıp’tır, yapılmak istenen, YÖK’ün genel tavrında olduğu gibi, Tıp Fakülteleri’ni yüksek okullar haline getirmektir.


Atatürkçü gençlerin büyük yürüyüşü
TGB’li gençlerin cuma günkü yürüyüşleri de, televizyonda onları tanıtırken ve bu yürüyüşten bahsedilirken söylendiği gibi, bir  “ilaçtı”  adeta. Bir ilaç gibi ferahlatıcıydı.
Sokaklarda kendilerine sorulan,  “İstiklal marşının şairi kimdir” gibi sorulara cevap veremeyen gençlerin yanında böyle gençler de var. Politik bilinçleri gelişmiş, derslerinde çok başarılı, konuşmaları düzgün. En çok vurgulanması gereken şey de, ülkelerinde olan haksızlıklara içi yanan vicdanlı gençler... Türküleri, bandoları, yürürken önlerinde yürüttükleri büyük  “YÖK”  toplarıyla harika buluşlar yapmışlar.
Türkiye’nin dört bir yanından gelmişlerdi. Oturup kalkmalarıyla, neşeli halleriyle, mükemmel düzenlemeleriyle halkın da dikkatini çektiler, kalplerini kazandılar. Yol boyunca onlara katılan halkla beraber Beyoğlu caddeleri doldu taştı. Bizde de sokağa çıkmak böyle oluyor işte. Kavgasız gürültüsüz, şarkı ve türkülerle, sirayet eden bir neşeyle...

Yazarın Diğer Yazıları