Yüzünüze tükürtmeyin!

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Suriye ve Irak'ta var olma mücadelesi veren Türkmenlerin "sesi" olmak üzere oluşturulmuş KURT-AR adlı sosyal medya hesabı aracılığıyla haberdar olduk Elif'in hikayesinden...

Kanlı-canlı tanık olanların kaleminden çıktığı gibi aktarıyorum:

"Abisi şehit oldu, ardından babası şehit oldu. Çok ama çok sevdiği dayısı, canımız, gardaşımız MURAT PAŞA şehit oldu. Cephede su taşıdığı abileri birer birer şehit oldular.

Her yardım dağıtımında Elif destek oldu bizlere.

Çok ölüm gördü... Dimdik durdu. 

Halep'ten hiç ayrılmadı, savaşın içinde büyüdü.

Evi bombalanınca artık Türkiye'ye gelmesi gerektiğine karar verildi. İki aydır yollarda, perişan durumda. Annesi ile birlikte gece karanlığında insan kaçakçıları ile sınırı geçmeye çalışırken üç kez yakalandı. Üçüncü yakalanışı 30 Ağustos gecesi.

Şu an annesi ile birlikte tutuklu; tekrar Suriye'ye sınır dışı edilmek üzere bekletiliyor.

Lanet olsun bu devrana. Türkiye'de milyonlarca Suriyeli Arap keyif çatıyor, Türkmen balası Elif alınmıyor bu ülkeye.

O bize şehitlerimizin emaneti...

Bu vatan bizden çok onun hakkı!"

***

Ankara'da tanıyan bilenlere doğrulattım;

- Güvenilir bir hesap mı?

- Altından başka işler, bağlantılar, maksatlar çıkar mı?

"Güvenilir" dediler;

Elif'e reva görülene de, KURT-AR'ın duyurduğu daha nice benzeri trajediye de şehadet ettiklerini söylediler.

Hal buyken bize de seslerine ses olmak düşer:

Ailesinin "savaşabilecek" durumdaki bütün erkekleri savaşmış Elif'in; "başkaları"yla bir olup kuyruklarını kıstırıp da Türkiye'ye kaçmamışlar üstlerine bombalar yağmaya başladığında.

Onlarınki emperyalist bir paylaşım tezgâhına su taşımak da değil üstelik öteki sözde "muhalifler" gibi; "vatan" dedikleri/yaptıkları topraktan koparılmamak, "evlerinde" yaşayabilmek tek gayeleri...

Varlıklarını korumaya çalışıyorlar; evlerini savunuyorlar, canlarını, kadınlarını, kızlarını, çocuklarını savunuyorlar...

Hiç kimseye avuç açmıyorlar. Daha önce başka Türk illerinde -yazık ki gördüğümüz türden- pazarlıklar yapmıyorlar, soydaşlarının kanı üzerinden pazarlık masasına oturmuyorlar düşmanlarıyla.

Eyvallahsızlar.

 En büyük beklentileri "su" oldu bugüne kadar; çünkü bir yudumuna bile muhtaç hale gelmişlerdi ve bu çağda, bu "büyük ve zengin ve kudretli ve mazlumların hamisi" devletin uzansa dokunabileceği mesafede açlık-susuzluktan ölüyordu el kadar yavrular!

***

Ben bu yazıyı yazdığım sırada Elif ve annesi sınır dışı edilmiş İdlib'te bekletiliyordu. Aynı dakikalarda Devlet Bahçeli'nin Özel Kalem Müdürü Murat Çeliker, MHP Genel Başkanı'nın konuya müdahil olduğunu duyurdu.

Her şey ortada; üzerine yazacak çok da bir şey yok aslında;

Arap ve Kürtler için mülteci cumhuriyetine dönüştürdüğünüz Türkiye'de bir Türkmen balası Elif'e mi yer bulamadınız?

Yüzbinlerce Ermeni vatandaşının "kaçak" çalışmasına izin verdiğinizi "en üst düzey"den itiraf ederken 6 yaşındaki Elif'i mi doyuramadınız?

Nasıl naif bir milletiz ki bütün aldatma ve aldatılmalarınıza RAĞMEN "Fırat Kalkanı" vesilesiyle "Türkmen varlığı"nın kıymetini nihayet anladığınızı varsaydık.

***

 "Aylan için vicdan"cılar, "Ümran için vicdan"cılar, "Rabia için vicdan"cılar, "Esma için vicdan"cılar eğer sahiden de vicdanlılarsa Elif'in, kimin elinin kimin cebinde olduğu meçhul, tekinsiz bir işgal/savaş/katliam coğrafyasında kaderine terk edilmesine göz yummazlar...

Eğer göz yumarlar da -Allah korusun- üç beş gün sonra -Türk Milleti'ne emaneti bir şehit kızı olan- Elif'in cansız bedeninin fotoğraflarını geçerse ajanslar dünyaya, işte o zaman Türk Milleti'ne hepsinin yüzünün tam ortasına tükürme hakkı doğar!

***

NOT: Dün bu yazının yazıldığı saatlerde Elif ve annesi hâlâ sınırımızın dışında bekletilmekteydi. Yazının basımından bir kaç saat sonra Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin girişimiyle şehit emaneti Elif ile annesi Türkiye'ye girdi. Sınırda MHP Hatay Milletvekili Mehmet Ahrazoğlu ve Hatay İl Başkanı Lütfi Kaşıkçı tarafından karşılanan Türkmen anne-kıza geçici kimlik verildi. Dolayısıyla bu olayda kimsenin yüzüne tükürmemize gerek kalmadı belki ama yazının geri kalan kısmı, sesini duyamadığımız yüzlerce, binlerce Elif var oldukça geçerliliğini koruyacak galiba...

***

GULYABANİ

***

Doğru söze ne denir; tam da Abdullah Ağar'ın dediği gibi "Cerablus'ta bir kez daha gördük; PKK-YPG IŞİD yalanının rahminde yeniden doğmuş bir gulyabanidir".

******

En uzun "1 dakika"

------

1 dakika sürdü ama Efkan Ala'nın istifa görünümlü görevden alınmasının ilanı zannederim Binali Yıldırım'ın siyasi ömrünün en uzun konuşmasıydı; 15 Temmuz gecesi bile bu kadar zorlanmamıştı!

******

Verdikçe veriyor...

---

Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün Avrupa ayağı yakınındaki Büyükliman mevkiinde orman yangını çıktı. Anlaşılan o ki "Rabbim ne istedilerse vermeye, verdikçe vermeye" devam ediyor iktidar rantının paydaşlarına!

*****

Adli Yıl açılış töreninde sizce de fazla uzun konuşmadı mı Yargıtay Başkanı; kısaca "Biz bir gün hep birlikte çay toplamaya gittik ve bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmadı" dese anlardık.

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları