Yüzyılımızın davaları

Altemur KILIÇ

“Yüzyılın Davası” denilen, “Balyoz-Darbe Davası”nın görülmesine, Silivri’de Ergenekon kapsamında 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Dünya tarihinde, çok “yüz yılların davaları” var. “Engizisyon Mahkemeleri”, “Jan Dark Davası”, “Galileo’nun yargılanması” ve bizde de “Yassıada Mahkemesi”!
Ve şimdi de çoğunluğunu general, amiral ve albayların oluşturduğu,  196 sanıklı  “Balyoz-Darbe Davası”! Bu dava, herhalde “Guinness Rekorlar Kitabına” geçecek bir olay! Bu dava sürecinde yorum yapmak davayı etkilemek, suçtur. Fakat “fahri savcıların”, medyadaki  “gönüllü savcıların”  delil, icat edilmesine yardımcı olanların, dava hakkında ahkâm kesmekte dokunulmazlıkları var.
Ben de bu bağlamda onlara karşılık, düşüncelerimi belirtmek istedim; Bu kadar çok sanıklı, çok dosyalı dava, diğer Ergenekon davaları, ne kadar -kaç yıl- sürecek? Ve sonunda -eğer adalet kalmışsa- cezaevlerinde “yan gelip” yatan, sanık ve tutuklular aklanırlarsa, onlara hayatlarından, mesleklerinden kaybettiklerini kim, nasıl verecek? Hangi hükümet olursa olsun, “pardon” dese, ne yazacak? Jan Dark, Galileo, Menderes, Zorlu Polatkan için “ne yazdı”? İleride tarihçiler haksızlıkları yazsalar, ne yazacak? Çok daha acısı, sonunda Türk milleti, devleti ne kazanacak, ne kaybedecek? Bunun muhasebesi yapılıyor mu?
Davanın başlamasından hemen önce 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, “mahzurlu”  görülen iki sayın yargıcı, HSYK tarafından görevden alındı. Belki şeklen caiz, haklı nedenleri var ama “kokuları” ne olacak! İnsan -kamuoyu- ister istemez, “başka sebepler mi var” diye düşünmekten kendisini alamıyor. Böylesine şüphe ve endişeler, kaçınılmaz olarak “mülkümüzün-devletimizin” temeli olması gereken adalete ve özellikle şu sırada, “Balyoz Davasının” sonucuna, eni konu bir gölge düşürüyor.
Yüzyılımızın ikinci davası
Ve tam bu bağlamda tarihimizin asıl büyük davası, “mahşerimizin” süvarileri tarafından dört nala sürdürülmekte. Dava, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü; saldıran “süvariler” de PKK/BDP/Barzani ve iç ve dış destekçileri, yanaşmalar ve yalakalar.
Bölücü Kürtçüler, TSK’nın zafiyetinden yararlanarak seçim ortamında azdıkça azıyorlar. Cemaatle PKK ittifak kuruyor. TC’yi korumaya ant içmiş BDP/PKK vekilleri, TBMM kürsüsünden pervasızca, meydan okurcasına Kürtçe konuşuyorlar. BDP’li Demirtaş ve Baydemir, “Demokratik Özerklik ilan ettiler” ve Kürtçenin ikinci dil olmasını fiilen gerçekleştirdiler. Dışarıdan Barzani de “Büyük Kürdistan, halkımızın yazgısıdır”  dedi. Bu adamlarla “savaşılmayacak” da ne “konuşulacak”, hangi barışın hangi şartları hususunda hangi pazarlık yapılacak!
Cumhurbaşkanı Gül ve TBMM Başkanı Şahin, “Milletvekillerinin, başka dilde konuşmaları yeminlerine ihanettir, suçtur. Cezası, o Partiyi kapatmaktır” diyorlar. Suç ayan beyan ortada. Neden işlemi başlatmazlar? Sadece BDP’li Kaplan ve diğerleri TBMM’de Kürtçe konuşmadılar; AKPe Genel Başkan Yardımcısı ve hükümette de Başbakan Yardımcısı konumundaki Bülent Arınç da TBMM’de Kürtçe konuştu. Bu sebeple AKP’nin de kapatılması gerekiyor.
Bu durumların öncelikle Başbakanı rahatsız etmesi gerekir. BDP’li Hasip Kaplan, bütçe konuşmaları esnasında Erdoğan’a, MHP ve CHP’nin eleştirilerinden çok daha fazla saldırdı.
En ufak vesileyle etrafa öfke saçan Başbakan, aynı hiddetle bu adama cevap vermedi. Acaba neden?
Kısacası; Yüzyılımızın, asıl büyük davasında Türkiye’yi bölmeye aht etmiş ve bu yolda gittikçe azan bölücülerin yargılanmaları, susturulmaları gerekirken, Silivri’de onurlu askerler yargılanmakta... “Yüzyılımızın”, büyük çelişkisi!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş