Zafere doğru mu?

Altemur KILIÇ

Bugün 28 Ağustos 2010... 26 Ağustos 1922’de, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa sabah saat 5.30’da Kocatepe’den topçu ateşiyle  “Büyük Taarruz” u başlattı. 30 Ağustos’ta, Dumlupınar’da Mustafa Kemal Paşa’nın idare ettiği Başkomutanlık Meydan Savaşı kazanılarak zafer ilan edildi. Zaferin ardından 1 Eylül’de Mustafa Kemal Paşa o meşhur emrini verdi: “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”
Bu zaferin öyküsünü, Dumlupınar’da Başkomutan’ın yanı başında bulunan emir subayı, amcam Muzaffer Kılıç’tan dinlemiştim... Fotoğrafı duvarımda. 9 Eylül günü İzmir’de Vali Konağının gönderine, Yunan bayrağını indirerek, yerine bayrağımızı çeken, General Fahrettin Altay’ın Süvari Tümeni’nin öncüsü Yüzbaşı Şerafettin de bana o anı ve duyduklarını anlatmıştı... Şimdi... 88. yıldönümünde, “Büyük Zaferin” heyecanını, belgesel seyreder gibi değil, aynen yaşıyorum!

Zaferden sonra 
Otuz Ağustos Zaferi’nin arkasında, acıları ve şerefleriyle koca bir tarih vardı... Önünde de -geleceğinde- ilelebet yaşayacağına inandığımız yeni Türkiye Cumhuriyeti! Özünde de, bu vatanı ve devleti güçlü kılacak  “Türk Ordusu” !
Fakat acıdır, bugün 30 Ağustos 2010’da, Cumhuriyetin geleceği ve Ordumuzun gücü hususunda, endişeliyiz... 1922’den 2010’a nasıl, nereden geldik, getirildik? Bu, Mustafa Kemal’in sözünü ettiği “gaflet, dalalet ve ihanetlerin, hile ve desiselerin” emellerini yabancıların amaçlarıyla birleştirenlerin acı, ibretlik öyküsü... Ve ülkede “ahval ve şerait” 1919’daki gibi... Ama Mustafa Kemal nerede? 
Biliyorum; Türk Ordusu, muharebeleri kaybetse de, sonunda derlenir toparlanır, son “savaşı” kaybetmez...
Fakat açık söylemeli, TSK şu sırada, YAŞ muharebesinde yenik düştü... İç düzeni allak bullak edildi. Amaçları ve mahiyeti “mâlum” bir iktidar tarafından dize -hizaya- getirildi.  “Siyasete karışmasın” derken, içine siyaset sokuldu!
Ve en vahimi, geleceğin komuta kademesi konusunda endişeler var! Malum tarafların şimdi övdükleri ve umut besledikleri komutanlar bulunduğunun akla gelmesi bile dehşet verici. Çünkü onlar birilerini övüyor ve umutlanıyorlarsa, hayra alamet değil! Ama ben hâlâ, TSK’nın, “ruhunun” geleneksel iç hizmet ilkelerinin, kolay kolay değiştirilemeyeceğine inanıyorum. Bütün nifaklara, hile ve desiselere rağmen! Devir-teslim törenlerindeki konuşmalar bana umut veriyor!

İç tehditler 
Dış tehditlere karşı, savaşta ordumuzun gücünden ve başarısından şüphe yok... Ama iç tehditlere karşı, psikolojik savaşta, ordu aynı silahlara ve yöntemlere sahip değil... Hele şu sırada, eli kolu bağlandığı için durum, en azından meşkûk(şüpheli)! Ordu, bu konuda seminer bile yapamayacak halde ise, varın gerisini siz düşünün!

Maskaralar 
Ve “maskaralar” şimdi meydanı boş bulunca ve son YAŞ kararları üzerine zafer çığlıkları atanlar, TV programlarında, ordu ve komutanlarla açıkça, karşılıklı kıkır kıkır gülerek, alay ediyorlar... Yakın zamanlara kadar, ordu ile alay etmek mukaddesatımızla alay etmekle eş anlamda idi...
Ve bir zamanlar 30 Ağustoslarda, gazetelerin baş sayfaları zaferle ilgili tablolarla donatılırdı. Bakalım, bu 30 Ağustos’ta manşetler ne, ve nasıl olacak?
 Ve bakalım, 30 Ağustos Zafer Bayramı geçit resimlerinde, o eski ruh ve coşku olacak mı? Mâlum televizyonda, provaların bile halkı rahatsız ettiğinden yakınılıyor. Ordu düşmanı liboşlar bu askeri  “şovların” toptan kaldırılmasını istiyorlar. AB standartlarına uygun değilmiş!

Mustafa Muğlalı Kışlası 
Bundan sonra olacakların bir işareti önceki gün, Radikal gazetesinde id.: Van’ın Özalp ilçesindeki, “Mustafa Muğlalı Kışlası”nın adı herkesin istemesine rağmen, değiştirilemiyormuş ve bu da bölge halkını rahatsız ediyormuş! Hatırlatalım; Rahmetli Muğlalı Paşa bölücü eşkıyayı, ders olsun diye tenkil etmişti. Sonra da Menemen’deki irtica ayaklanması sonrasında, yobazları idama mahkûm eden Divanı Harp Mahkemesi’nin Başkanı idi... Bölücüler-gericiler onu hiç affederler mi? Sonra Demokrat Parti döneminde, bölge halkını hoşnut etmek, oylarını kazanmak için yargılandı, idama mahkûm edildi. Hüküm infaz edilmedi ama Paşa kahrından öldü! Kışlaya onun adının verilmesi, TSK’nın, kararlı duruşudur... Eğer bu kale de şimdi gene aynı oy hesaplarıyla teslim edilirse, ordu kalesinden bir taş daha kopar!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş