'Zalim kötülük...'

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Çağlayan Adalet Sarayı’nın idari işlerinden sorumlu savcılığına getirilen Zekeriya Öz’ün talimatı ile Odatv davası, her zamanki salon yerine en küçüğüne alınarak kamuoyundan kaçırılmak istendi. Savaş suçları mahkemelerinde bile uygulanmayan avukat sınırlaması karşısındaki  yorumlar, hukuksuzluğa isyan çığlığından başka bir şey değildi. Meslek onuruna sahip çıkmak için adliyeye gelen gazeteciler salona alınmadı. Üç ajans muhabiri ile sınırlandırmak bu dava için sansür konduğunun da resmiydi elbet. Bırakınız gazeteciyi Silivri’de 16 ayını yalnız başına geçiren davanın sanığı Müyesser Yıldız ve tutuksuz sanıklar da giremedi salona...
Yalçın Küçük’ün göndermelerine diyecek yok. Duruşma devam ederken Soner Yalçın’ın savunma metni geçti elime... Hürriyet’teki yazılarını özlemişim Soner’in... İki hafta önce Silivri’de açık görüşteki durumundan kaybettiği tek şey kiloları... Savunma değil manifesto... Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun özet metni...
 “Ülkemizde zalim bir kötülük var” diye başlıyor konuşmasına... “Deniz Baykal’a komplo kuranlarla, MHP’nin on yöneticisine seks kaseti komplosu kuranlar aynı tertipçilerdir” diyor. Oysa ne CHP, ne de MHP bu tertipçilerin peşine düşebildi. CHP’ye de, MHP’ye de mesafeli olan Soner Yalçın soruyor  “zalim kötülüğün”  hesabını...
“Biz bu tertipçileri Ergenekon Davasındaki 51 no’lu DVD’den, Balyoz’daki 11 no’lu CD’den tanıyoruz” diyerek adres gösteriyor. Yetmiyor “Tertipçilerin yeni hedefi Başbakan’dır”  sözleri ile  “böcek”  polemiğinin merkezini işaret ediyor.
Türkiye’deki birçok edebiyat eleştirmeninden daha fazla okuduğuna inandığım Soner’in Shakespeare’in “Böyle bir hava fırtına kopmadan açılmaz” satırlarını hatırlatması; dünkü yazımdaki Serdar Akinan’ın tespitleriyle nasıl da örtüştü. Beton duvarların arkasından Türkiye’deki gelişmeleri sözde aydınlardan çok daha iyi takip eden Soner Yalçın da kılıçların kında durmayacağından emin. Söz konusu tertiplerin açığa çıkması için devletin etkili-yetkili isimleri sesini çıkaramazken o, MİT ve Türk polisine sesleniyor.
“Kaşif Kozinoğlu’nun meslektaşları, komplo sonucu hapse atılıp, hücresinde yaşamını kaybeden arkadaşlarının hesabını sormazsa yazıklar olsun...”  diye haykırıyor. Savunmalarında kendisi ile ilgili konulara girmediği gibi sadece Odatv’yi değil, Ergenekon ve Balyoz’daki sahtekarlıkları dile getiren Yalçın, ısrarla Hanifi Avcı’ya dikkat çekiyor. Ömrü boyunca kovaladığı, operasyon, hatta işkence yaptığı iddia edilen örgüte yardım ve yataklıktan yargılanan Hanefi Avcı’nın dışında  “Devrimci Karargâhta” tutuklu kalmadığını unuttu herkes...
“Türk polisi, bir kitap yazdı diye felaketlerle didik didik edilen Emniyet Müdürleri Hanifi Avcı’ya, kendi içlerinde yapılan bu tertibi ortaya çıkaramazlarsa yuh olsun. Tarih onları da suç ortağı olarak yargılayacaktır” diye seslenişine seda gelecek mi bilmem.
Sadece yine Soner’in “Kötülük sırtını mutlaka ihanete dayar” sözünü hatırlatıyorum. Ve  “MİT’e, Emniyet’e sesleniyorum... Bu iftiralar, komplolar, tertipler atölyesini ortaya çıkarmak boynunuzun borcudur” yakarışını  “Atölye” nin halen işletmede olduğunu vurguluyorum.
“Erdemi bir zırh gibi kuşandık”  sözleriyle adeta insanlıktan utanmayı çağrıştıran Soner’e söylenecek tek söz, O’nun deyimi ile  “Süpersin...” dir...
Son olarak mahkeme heyetine  “Türkiye’de hakimler varmış dedirtiniz” çağrısı, Çağlayan’dan Türkiye’ye yankılanıyor...
Diğer tarafta yani Silivri’de avukatlar çıkarması var. Hukukun olmadığı yerde hukuk aramak gündüz fener ile dolaşan Sinoplu Diyojen haline çevirdi bizi. Masamın üzerinde yüzlerce mektup, e-postada cevaplanacak binlerce mesaj, okunmak için sıraya girmiş onlarca kitap... Kar-kıyamet, kış şartlarında hafta sonu panel ve konferanslar... Uzun, bitmek bilmeyen yollarda benim olmaktan çıkmış ayaklar... Cuma akşamları Anadolu topraklarının sindirilemeyen, susturulamayan güçlü sesi Nihat Genç ile saat 21:00’da televizyon programı... Hasdal’ı, Hadımköy’ü, Maltepe’yi, Silivri, İzmir, Mamak ve Sincan’ı ihmal etsem de unutmuş değilim. Hele Alican Türk’ün  “Benim de bir davam var”  şiiri yürekten vurdu beni... Yılbaşında piyango vurursa önce klonlayacağım kendimi... Para-pul derdi de olmaz hem... Bir günde beş ayrı yere varabilirsek ne mutlu bize...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş