Zaman tünelinde dış politika

Savaş SÜZAL

Uzun gazetecilik yıllarımda, görüp yaşadığım şeyler, öylesine inanılmazdı ki, anlatamam. Bunları, bizim dönemlerimizi ve o dünyayı hâlâ ‘facebook’tan gören gençliğe açıklamaya çalışmanın da, anlamı yok. Mesela, bugün siyaset sahnesinde, mangalda kül bırakmayan politikacıların, birer birer, Washington ziyaretleri ve icazet alışları hep film şeridi gibi, gözümün önünden geçiyor. İnanmazlar, inanamazlar, çünkü yaşamadılar.
Mesela, Barzani’nin bir Washington ziyaretini hatırlarım. Bu ziyaret sırasında, kaldıkları otelde tuvalete girişinin ardından, koşturarak Barzani’ye peşkir (havlu) tutan kişi, bugün Irak Dışişleri Bakanı. Belki bilmiyorsunuz, Ankara’yı ziyaret eden Zebari, aynı zamanda Barzani’nin annesinin kardeşi, yani dayısı. Adam, peşkirden, bizimkilerle pazarlığa kadar ilerledi. O mu ilerledi, yoksa biz mi geriledik. İşte sorun bu.
Hoş, bizde de farklısı mı oluyor diye aklınızdan geçebilir. Daha dün, Başbakan Erdoğan’ın, 1986 yılında terörden aranan, Afganlı lider Gülbettin Hikmetyar’ın dizlerinin dibinde oturuş videosunu izledim. Daha önce de seyretmiştim ama acaba yanıldım mı diye tekrar seyrettim. Yanlarında tercümanları bile yokmuş. Demek ki lider olabilmek için, kendinizden büyük birilerinin dizi dibine çökmek gerekiyor. Bu da, aklıma şimdi kimin dizi dibine çöktüler sorusunu getiriyor.
Mesela bir Washington ziyareti sırasında, zamanın ABD Dışişleri Bakanı Colin Powel ile bakanlık önünde, gazetecilerin sorularını yanıtlamak için dışarı çıkan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül. Birkaç gün önce, basına sızdırdığı ABD bize şunları verecek veya şu yardımı yapacak yolundaki haberi, kapıda doğrulatmaya çalışmıştı Powel’a. Gül’ün sızdırdığı haberle ilgili soruyu ben sormuştum ama Amerikalı Bakanın cevabı, bizimkinin konuyu yanlış anladığını ortaya koymuştu. Gül’ün açıklayın ısrarına Powel’ın çocuklara ders veren bir öğretmen edası ile gülerek “bu da her şeyi yanlış anlıyor” diye açıklama yapmasını da unutamıyorum.
Mesela Ahmet Türk ve Leyla Zana’nın, o yıllar yeni kurulan PKK bürosu, AKIN yani Amerika Kürt Enformasyon şebekesinin davetlisi olarak Washington’a gelişleri. Bir süredir Paris’te beraber yaşadığı bir Kürt yüzünden, kendilerini kayıtsız şartsız destekleyen Madam Mitterrrand’ı tanımayışları ve onları Mitterrand ile benim tanıştırışım.
Bugün CHP içinde politika yapan, Diyarbakır Barosu eski Başkanının, PKK’lılara ödül veren Kennedy Vakfı’na onlarla gelip tercümanlık yapışı. Orada solcu bir öğretmenin ise ülkemi ben eleştiririm, ama sizlere laf söyletmem diye verilen ödülü almayışı. Daha neler, neler. Tüm bu anlattığım olayların, benim resim arşivimde, resim ve videoları hâlâ var. Neyse zaman hızlı geçiyor.
Bir arkadaşım, Washington’daki Partilerüstü Politika Merkezi (Bipartisan Policy Center) adlı düşünce üreten kurumun yayınladığı “ABD’nin Türkiye politikalarını yeni çerçeveye oturtma” raporunu hatırlatmış. Geçen hafta yayınlanan raporu okumuştum, ama raporu yazanları tanıdığım için, üzerinde fazla yorum yapmak istememiştim. Rapor, Türkiye’de görev yapmış iki eski Amerikan Büyükelçisi Abramowitz ve Edelman tarafından hazırlanmış. Her ikisini de tanırım. Abramowitz, Özal ile çalışmış, Erdoğan hükümetine danışmanlık yapmış bir diplomat. Edelman ise Erdoğan ile ve Wikileaks belgeleriyle Erdoğan’ın banka hesapları konusunu gündeme getiren kişi. Biri Demokrat öteki Neocon.
Tamamı 72 sayfa olan raporun başlangıç ve günümüzü anlatan kısımları günlük yaşadığımız olaylar. İlginç tarafı, bizim acısını hissettiğimiz konularda, bu iki eski diplomatın yaklaşımı, hâlâ durumun aciliyetini anlamamış veya anlamak istememeleri. Erdoğan’ı özgürlükler konusunda eleştirirken, Fener Rum Patrikhanesi’nin durumunu da özgürlükler kadar ağır eleştirmiş olmaları. Evet, basın özgürlüğünü, muhalefete tutumu eleştirmişler eleştirmesine ama hâlâ Türk halkının yaşadığı korkunç durumu kavrayabilmiş değiller. Ve Obama hükümetine de Erdoğan’ı uyarma ve kendi dış politikalarına yeni alternatifler aramayı öneriyorlar.
Dedim ya işin vahametini bir türlü kavrayabilmiş değiller. Aynı 11 Eylül saldırısı konusunda uyarılmış olmalarına karşı, felaket kapılarını çalana kadar sessiz kalmaları gibi. Cumhuriyet bayramı, tüm bu cumhuriyete inananların kutlu olsun.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş