Zamanlama yanlışı

Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Mustafa Mutlu, tavrını “Genelkurmay Başkanı da oynar...
Ama zamansız oynarsa eleştirilir!” başlıklı yazısıyla koydu

Genelkurmay Başkanı da oynar... Ama zamansız oynarsa eleştirilir!  Biliyorum bu yazım çok tartışılacak, belki de iktidar partisinden sonra Genelkurmay’ın “andıç” ında da “sıfır alan gazeteciler” arasına gireceğim.
Olsun... Meslek onurum, “Yaz” diyor!

***

RTÜK’ün ilk Başkanı Ali Baransel’in oğlu nişanlandı, yüzükleri de Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt taktı.
Büyükanıt’ın bu nişan töreninde çekilen görüntüleri iki gün boyunca tüm televizyonları ve gazeteleri
süsledi.
Başlıklar, anonslar üç aşağı beş yukarı aynıydı:
 “Fener yendi, Büyükanıt Paşa galibiyeti nişan töreninde oynayarak kutladı.”
O görüntülerde Sayın Büyükanıt bağıra bağıra Fenerbahçe Marşı’nı söylüyor, sonra da kollarını açarak, büyük bir olasılıkla “Misket Havası” eşliğinde
oynuyordu.
Hemen belirteyim:
İnsanların bulundukları ortama uygun davranması, düğün evinde de cenaze evinde de havaya uyması gerektiğini bilirim.
Ama...
Kendi evinde “cenaze” olan bir insan “düğün evine” giderse, onu da yadırgarım!

***

Ülkemiz Meclis kararıyla “ilan edilmiş” sıcak bir savaşın içinde...
O fotoğrafların çekildiği dakikalarda, Sayın Büyükanıt’ın komutanlık ettiği Mehmetçik kar-soğuk demeden vatan için çarpışıyor...
Bu uğurda yaralanıyor, şehit düşüyor...
Hayatta kalmayı becerenler ise bırakın Fenerbahçe-Galatasaray maçının sonucunu, bir dakika sonra yaşayıp yaşamayacağını bile
bilmiyor...
Vatandaşlarımızın büyük bir bölümünü ise “gelecek” kaygısı basmış: Çünkü laik, sosyal, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm değerleri, dini ticarete ve siyasete alet eden güçler tarafından yok sayılıyor.
Milyonlarca insan bu yüzden diken üstünde...
İşte böyle bir dönemde Genelkurmay Başkanı, “hiçbir şey yokmuş” gibi neşe içinde oynuyor!

***

Sayın Genelkurmay Başkanı:
Biliyorum; siz de insansınız. Eğlenmek, coşmak, oynamak sizin de hakkınız.
Belki de özellikle böyle davranarak, “Her şey kontrolümüzde... Endişe edecek bir şey yok” mesajı vermek istiyorsunuz!
İyi de; “her şeyin yolunda gitmediğini” görenler ne diyor bu fotoğraflara?
Sınırda eli tetikte olan Mehmetçik...
Onların korku içinde bekleşen, çalan her kapı zilinde “Kötü haber geldi” diye ağlama krizine giren anaları, eşleri, kardeşleri...
Bu genç insanlara, “Ölene kadar yılmak yok” diye emir veren birlik komutanları...
Onlar nasıl karşılıyor sizin oynarken çekilen fotoğraflarınızı?

***

Bana bu yazı için kızacaksanız, kızın...
Ama bir an önce kendinizi sorgulamaya
başlayın...
Çünkü hızla güven kaybediyorsunuz!
*Mustafa Mutlu / Vatan

+++++

Koruma istemiyor
Ankara Emniyet Müdürlüğü, Hürriyet gazetesi yazarı Bekir Coşkun’a koruma tahsis etti. Hürriyet gazetesi de Coşkun’a camları açılmayan zırhı bir araç verdi. Bekir Coşkun, Ankara Emniyet Müdürü ve Ankara Valisi’nin kendisini aradığını, dilekçe vererek, koruma istemesini söylediklerini belirtti. Kendisinin, böyle bir dilekçe veremeyeceğini anlatan Coşkun, “Ben bir yazı yazdım. Ama ’korktum gelin beni koruyun’demeyi yakıştıramadım kendi kendime” diye konuştu. Coşkun, daha sonra Emniyet Müdürlüğü’nün kendisinin talebi olmadığı halde bir koruma polisi görevlendirdiğini dile getirdi.
’Bu can feda olsun’
Ünlü yazar şunları söyledi: “Polisin bir bildiği vardır. Bana nedenini söylemediler. Ben her gün tehdit alıyorum. Başbakan’a ’Çek git’ dedikten sonra tehditler çok yoğunlaştı. Bazı gazeteler benim ve ailemin fotoğraflarını yayınlayarak hedef gösteriyor. Kendimi, yüksek topuklu ayakkabı giymiş gibi hissediyorum. Bu durumdan son derecede mutsuzum. Kendi kendime karar almış bulunuyorum, Emniyet teşkilatına teşekkür edip korumayı iade edeceğim. Gazetenin verdiği zırhlı aracı da iade edeceğim. Kendi arabamı kullanacağım. Allahın verdiği bir candır. Allah’a bir can borcumuz var. Ben bu ülkenin daha güzel olması için saldırıya uğrayacaksam feda olsun.”

+++++

Memlekete El Fatiha
CUMA gecesi...
Isparta’da uçak düştü.
7 gün sonra...
Cuma gecesi.
**
İslam’da yoktur aslında...
Hurafedir.
Ama geleneklerimize göre, ölenin 7’si çıktığında, tanıyan herkes cenaze evinde biraraya gelir, topluca dua okunur. Hurafe bile olsa, kimseye zararı yoktur bu ritüelin... Kaybedilen sevgiyle anılır, geride kalanların yürek yarasına pansuman olur.
Dayanma gücü verir.
**
Ne oldu 7’sinde?
Şu oldu...
**
Günler torbaya girmiş gibi, faciadan sadece 7 gün sonra, İstanbul’da, 5 yıldızlı bir otelde, kokteyl verildi, “Yılın Başarılı Havacılık Ödülleri” dağıtıldı.
**
“Yılın Başarılı Havacılık Yöneticisi Ödülü” kime verildi?
Isparta kazasından sonra hakkında inceleme başlatılan Sivil Havacılık Genel Müdürü’ne verildi.
**
Isparta kazasından sonra hakkında inceleme başlatılan Sivil Havacılık Genel Müdürü’ne, “Yılın Başarılı Havacılık Yöneticisi Ödülü” nü kim takdim etti?
Ulaştırma Bakanı.
**
Ulaştırma Bakanı tarafından “Yılın Başarılı Havacılık Yöneticisi Ödülü” takdim edilen Sivil Havacılık Genel Müdürü hakkında, Isparta kazasından sonra kim inceleme başlatmıştı?
Ulaştırma Bakanı.
**
Memleketime el Fatiha kardeşim...
El Fatiha.  
* Yılmaz Özdil-Hürriyet

+++++

Milliyet
Melih Aşık

Türk-İş’ten Ak-İş’e

Türk İş kongresini Tes - İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu’nun başını çektiği ekibin kazanması... Eski Başkan Salih Kılıç’ın listesinden bir kişinin bile yönetime girememesi nasıl yorumlanmalı? Bu sonuç Türk - İş’te ne gibi gelişmelere yol açabilir? Sendikal yaşamı yakından tanıyan dostumuzun bu sorulara yanıtı:
- Mustafa Kumlu, Tayyip Erdoğan’ın yakın arkadaşıdır. Bunun en somut kanıtlarından biri Erdoğan’ın Tes - İş’in 2006 yılında yapılan kongresinde, “AKP’yi biz Tes - İş salonlarında kurduk” şeklindeki sözleridir. Artık rahatlıkla Türk - İş de tıpkı Hak - İş gibi iktidarın güdümüne, AK - İş olma sürecine girmiştir, diyebiliriz.
- Siz böyle bir sonucu bekliyor muydunuz?
- Bekliyordum ama yine de bazı umutlarım vardı. Önce sosyal demokrat Belediye - İş, ardından MHP eğilimli Türk Metal - İş Kumlu’nun tarafına geçince bu iş bitti, dedim.
- Bu iki sendika neden saf değiştirdiler?
- Belediye - İş, adından da anlaşılacağı üzere belediyelerde örgütlü. Belediyelerin çoğu da AKP’nin elinde. Bu sendikayı, bizim ekibi desteklemezseniz Orman - İş gibi sizi de bitiririz, diye tehdit ettiler. Bu operasyonda yıllarca Belediye - İş’in danışmanlığını yapmış eski sosyal demokrat, yeni AKP’li Zafer Üskül’ün de büyük rolü olduğu söyleniyor.
- Ya Türk Metal?
- Bilindiği gibi Türk Metal’in başkanı Mustafa Özbek aynı zamanda iktidara muhalif yayınlarıyla tanınan Avrasya Televizyonu’nun sahibi. Bu kanalın frekans haklarıyla ilgili bazı sorunları var. Özbek sanırım televizyonunu kurtarmak için kendini feda etti!
Bu sonuç Türk - İş’te ne gibi gelişmelere yol açabilir?
Petrol - İş, Yol - İş, Harb - İş, Deri - İş, Hava - İş ve TGS gibi sosyal demokrat sendikalar herhalde biraraya gelip durum değerlendirmesi yapacaklardır. Artık bu yapıdaki Türk - İş’ten bir şey olmaz sonucuna varırlarsa, yeni bir konfederasyon gündeme gelebilir.

+++++

Vatan
Mustafa Mutlu

Haksızlık bu!

Cumhurbaşkanı Gül, beş gazeteci ve eşleriyle birlikte akşam yemeği yemiş... Bu gazeteciler Emre Aköz, Salih Memecan, Ergun Babahan, Mehmet Altan ve Hasan Cemal’miş...
Bu yemekler diğer gazetecilerle sürecekmiş...
Herkes diyor ki, “İlk beşlide neden Fehmi Koru, Nazlı Ilıcak, Ali Bayramoğlu, Ekrem Dumanlı, Mustafa Karaalioğlu yok? Bu onlara haksızlık değil mi?”
Bunu soranlar, Cumhurbaşkanı’nın ilk beşliyi belirlerken hangi kriterden hareket ettiğini sorgulamıyor. İsimlere bakın: Hepsi “sonradan iktidar yanlısı” olan yazarlar, çizerler...
Yani, bir anlamda hepsi “devşirme...”
İlk beşe alınmaları da onlara yapılan bir tür “Aramıza hoşgeldiniz” jesti! Bu yüzden “kadrolu eskiler” bu tercihe saygı gösterecektir!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş