Zana zani-zani Zana...

A+A-
Altemur KILIÇ

Başlıktaki cümle, Yassıada’da koğuş arkadaşım, Şeyh Sait’in torunu Abdülmelik Fırat’tan öğrendiğim kadarıyla Kürtçe “Zana’yı bilir misin” demek galiba! Hiç bilmez, tanımaz oluyor muyum; Kürtçülük hareketinin öncülerinden Mehdi Zana’nın karısı. 1991’de ilk defa milletvekilliğine seçildiğinde Türkiye Cumhuriyeti yasasına bağlılık yemini etmek üzere -herhalde tek ayak üstünde söylemek için- PKK renklerine bürünmüş olarak Meclis kürsüsüne çıkmış ve yemini Kürtçe okumuştu! Ne dediği sütüne havale! O zamandan beri Kütçülük hareketinin eli maşalı sözcüsü ve simgesi!

***


İşte şimdi bu kadın karşımıza başka renklerle, barış meleği olarak çıkıyor. Ama renkler değişse de gerçek, hiç değişir mi?
Hürriyet gazetesine verdiği röportajda, Kürtçü PKK’yı mazur-haklı göstermekle beraber demiş ki; “Bu işi kuvvetli bir siyasi irade çözebilir. Tarihimizin en kuvvetli siyasi iktidarlarından birisinin başında olan Tayyip Erdoğan isterse bu işi çözer, çözebilir.”
Bayram değil, seyran değil acaba yengemiz bizi neden öpüyor? Bazılarına göre; son zamanlarda Washington-Erbil-Kandil-İmralı-Ankara (bayağı uzunca) hattındaki yoğun faaliyeti esnasında Washington’dan sufle edilen replik üzerine mi? Her şey mümkün!

***


Zana bu son açılımıyla BDP ile arasına mesafe koymuş oluyor. Demirtaş da rahatsız ama Zana’yı henüz harcamıyor. İğnelemesi veya hatırlatması da manidar, “Hiç Mecnun’suz Leyla olur mu?” Tabii “Mecnun” PKK ve kendileri. Acaba yeni bir “iyi polis-kötü polis” oyunu mu?..

***


Rahmetli Melik bana Yassıada’daki koğuşta Kürtçe bir küfür daha öğretmişti. Anlamını sorunca, “seni severiz ama bir gün Türklerin analarını belleyeceğiz” demişti daha da açık kelimelerle... Kendi içimizdeki bazıları, Kürtlerin haklarını, dillerini inkar ettik diye hayıflanırlar... Melik’in dediklerini sonra çok yazdım. Rahmetli inkar etmedi. Zana ve Kürtçüler, güncel taktik ve politikaları gereği ne kadar değişik şeyler söyleseler, başka renklere bürünseler de asla amaçlarını inkar etmeyecekler ve Büyük Kürdistan’dan da vaz geçmeyeceklerdir. Ha bunu anlamamak gafletten de öte, ihanettir...
Ama bizimkiler, Leyla Hanım’a ve tatlı sözlerine sarıldılar. Onu koyacak yer bulamıyorlar. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hemen sazı aldı ve “Sayın” Zana’ya teşekkür ediyor, eşkıyabaşı Apo’ya “ev hapsi”nden söz ediyor. Boğaza nazır ve müzakereler kolay olsun diye Dolmabahçe’ye yakın lüks bir daire.
Başbakan da acaba bu mayına basarak ketenpereye gelecek mi?
Göreceğiz!...

***


Yeri gelmişken söylemeliyim, MHP Genel Başkanı şu sıra milliyetçilik adına bu konularla mücadele veriyor ve Kılıçdaroğlu gibi Erdoğan’ın “çözüm” oyununa -açılımına- katılmadı.
Fakat Erdoğan’ın kendisine karşı kullandığı bir hususta açıklama yapması vacip oldu. Apo, 1990’da binlerce insanımızın katili olduğu, delilleriyle sabit olduğu için idama mahkum edilmiş fakat MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin ortağı olduğu koalisyon hükümeti tarafından bu hüküm infaz edilemedi. Rahmetli Ecevit bana “Apo’yu çelik bir konserveye sokacağız” demişti. Adam konserveden taptaze çıkıyor ve sözde barış masasında Devletin muhatabı olacak!.
O, MHP-ANAP koalisyon hükümetinin hükmü “kadük” etmesi, “derin” bir devlet hikmetinden miydi? Ama neticede hükümden hemen sonra o gün İmralı’da TV’lere söylediğim gibi başımıza bela oldu. Şimdi affedilmesi bile söz konusu! Bahçeli bu durumda artık “devlet sırrı” da söz konusu olmayacağına göre Apo’nun idam edilmemesinin gerekçelerini açıklamalıdır. Hem kendisini şaibe altından kurtarmak için hem de asıl yabancıların özellikle de ABD’nin Kürt konusundaki oyunlarını deşifre etmek için.

***


Zana olayının en anlamlı gerçeklerini gösteren tarafı; Zana kadının Hürriyet yazarlarına söylediği şu sözler, “Hürriyet gazetesi kendine yakışan bir şekilde logosunu artık değiştirmeli ve ‘TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR’yerine ‘TÜRKİYE TÜRKİYELİLERİNDİR’deme büyüklüğünü göstermelidir.”
Gördünüz mü çözümü? Alan da kaçan mı?
Erdoğan da iktidara gelmeden önce “Türkler alt kimliklerden biridir. Türkiye, Türklerindir demek yanlıştır” demişti.
Zana ile anlaşıyorlar!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları