Zaten kirli savaşın içinde değil miyiz?

İsrafil K.KUMBASAR

Bazı saftiriklere bakılırsa Suriye tarafından atılan bir top mermisinin Akçakale’ye düşmesi ve 5 vatandaşımızın hayatını kaybetmesiyle savaşa girdik.
Bunun affedilir bir yanı yoktu ve Türkiye ‘misilleme hakkını’ kullanıp Suriye’deki bazı askeri hedefleri topa tuttu. Peşinden de hükümet bir ‘tezkere’ hazırlayıp muhtemel gelişmelere karşı harekete geçti.
Aslında ‘beklenmedik’ gibi görülen/gösterilen bu gelişme bal gibi de ‘kurgulanan oyunun’ adımlarından biridir.
Ayan beyan ortada olan bir şey var ki o da Suriye işinin AKP’ye, pardon Türkiye’ye havale edilmiş olmasıdır.
ABD ve AB, Irak’a müdahalede yalnız bırakılmalarının ve ‘1 Mart tezkeresinin’ reddinin faturasını Ankara’ya kesti.
Sonra da kenara çekilip, “Hadi koçum bakalım, horona giren poposunu sallar öyle hariçten gazel okumak yok” demeye getirdi işi.
Çok debelendik, çok ayak sürüdük.
NATO’yu ve BM’yi işin içine katmaya, muhtemel bir savaşta onları da ‘yanımıza’ almaya çalıştık lakin olmadı.
Bu, hükümeti zorda bırakan en önemli noktalardan biriydi. Diğeri de ‘kamuoyunun bir türlü kirli savaş için ikna edilmemiş’ olmasıydı.
Yoğun propagandaya rağmen, halk işin içinde bir ‘bit yeniği’ olduğunu sezmişti.
Buna rağmen Türkiye, ‘adı konulmasa’ da savaşa girdi.

 

***

 

Yanlış anlaşılmasın, “Türkiye savaşa girdi” derken, geçtiğimiz günlerde Akçakale’ye gönderilen top mermisinden söz etmiyoruz.
Savaşa giriş ‘daha önceye’ dayanıyor.
Herkesin bildiği, fakat iktidarın ‘gözlerden kaçırdığını’ sandığı bir savaş, günlerdir zaten yaşanıyor sınırımızda.
Hatay’daki ‘şaibeli’ kamplar bunun en bariz delilidir. ‘Uçağımızın’ düşürülmesi ve bir yığın soruya bugün bile cevap verilememesi bunun bir delilidir. Muhalifleri İstanbul’da Ankara’da toplayıp ‘taktik’ vermeler, ‘destek’ vaatleri bunun bir delilidir.
Akçakale saldırısı bir başka delili daha ortaya çıkardı. İlçe sakinlerinin anlatımına göre ‘Akçakale yakınındaki gümrük’ artık muhaliflerin elinde.
Tüm bu saydıklarımıza ‘kamuoyuna yansımamış’ bazı delilleri de ekleyin ve sonra adını koyun. Türkiye savaşa ‘Çarşamba günü’ itibariyle mi girmiştir?
Zaten ‘savaşın içinde’ değil midir?
En vahimi de iktidarın Suriye politikasına ‘sonsuz destek’ veren bazı acuze kalem erbabının yersiz, anlamsız yaygaralarıdır.
Bakın yine ne yumurtluyor hazretler:
- “Efendim Esad kendini kurtarabilmek için tahrik bombası attı. Aman oyuna gelip de savaşa girmeyelim.”
İyi de Türkiye AKP iktidarı tarafından zaten ‘gırtlağına kadar’ savaşın içine sokulmamış mıdır?
Kim kimi kandırıyor bir anlatsanız da biz de bilsek.

 

***

 

‘Tahrik bombası’ attığı söylenen Şam yönetiminin olanlardan dolayı ‘özür’ dilemesi ve ölenler için taziyede bulunması komplocuların tüm ezberlerini bozacak niteliktedir.
Bir kere daha ‘köşeye’ sıkıştılar lakin yapacak bir şey yok. ‘Zeytinyağı’ misali su yüzüne çıkmaya devam ediyorlar.
Bugün itibariyle Türkiye, AKP iktidarı vasıtası ile ‘elin bitli yorganını’ üzerine çekmek gibi tehlikeli bir durumla karşı karşıyadır.
Kimsenin söylemeye dili varmasa da bu saatten sonra Suriye’de durum nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın tablo, ‘Türkiye’nin aleyhine’ olacaktır.
Biz Esad’ın yaptığı zulme ahlanıp vahlanırken, ‘kendi çocuklarımızı’ neyin beklediğini kestiremiyoruz.
Irak’tan sonra Suriye’de de bir ‘Kürt özerk bölgesi’ oluştuğunu itiraf edemiyoruz.
Daha bir yığın soruyu sıralayabiliriz.
Sorular bitmez, gelin teke indirelim:
- “Sahi, Esad’ın gitmesi yahut Suriye’de rejimin değişmesi Türkiye’ye nasıl bir kazanç sağlayacaktır.”
‘Terör’ mü bitecek, ‘milli gelir’ mi patlayacak, ‘insan haklarında’ çıta mı yükselecek?
Vahim, çok vahim bir eşiğin üzerinde şaşkınlık içerisinde bekliyoruz.

 

***

 

 ‘Ramazan topu’ ile beş yıldızlı otellerde oruç açanlar, öyle anlaşılıyor ki Suriye’den fırlatılan mermiyle ‘abdest bozma’ sürecine girdi.
Korkumuz, camilere bir anda “Türkiye için bedel vakti” mahyalarının asılmasıdır.
Zira emperyalist Batı, ‘babasının oğlu’ bile olsa sırtını sıvazladığı, önünü açtığı hiç kimseyi ‘faturayı ödemeden’ masadan kaldırtmaz.
KARŞI NOT: Birileri yine ‘dört ayak üzerine’ düştü, ‘ülke gündemi’ yine birden bire değişti ve ‘yağmur gibi başlayan zamlar’ bir anda unutuluverdi.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş