Zayıf muhalefet güçlü iktidar!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Sistemlerin ve yapıların devamı kendi kendilerini aşmakla değil rakipleri geçmekle mümkündür.

Kendi kendisini tekrarlayanlar, kendilerini gölgelerine mahkûm edenlerdir.

Siyasette mükemmel diye bir şey yoktur, rekabet diye bir gerçek vardır.

Akıllı siyaset rakibe, muhalife, farklı düşünene hakkını teslimle başlar.

Rakipsiz kalmak çürütür.

Mücadele ederek, rekabet ederek var olmak ise büyütür.

Düşmansız kalmak!

Rivayet o ki, SSCB'nin dağılma aşamasında Sovyetlerin son Dışişleri Bakanı'nı ABD'li meslektaşına "Sovyetler Birliği olarak size son büyük bir kötülük daha yapacağız" der.

Bunun üzerine de ABD'nin Dışişleri Bakanı merakla "Nasıl bir kötülük yapacaksınız" demiş.

SSCB Dışişleri Bakanı, "SSCB olarak sahneden ve rekabetten çekiliyoruz.

ABD'yi düşmansız bırakıyoruz. Bu ABD'ye yapılabileceğimiz en büyük kötülük olacaktır" der.

Düşmanları olanların gaflet ve dalalet gösterme özgürlükleri olmaz.

Düşmanı olanlar uyanık olmak, ellerini tetikte tutmak, gözlerini ufka çivilemek zorundadır.

Toplumlar düşmanlarından ve emellerinden korunmak için daha tedbirli, daha ileri ve daha çok çalışkan olmak durumundadırlar.

Düşmanı yenmek onu tanımakla başlar!

Düşmanın ortaya koyduğu sahte görüntüye ve tatlı sözlerine aldanmamak lazımdır.

Mercimek Ahmet, bu durumu Kâbusname'de şöyle anlatır;

 "Düşmanının güler yüz göstermesine ya da tatlı sözüne aldanıp gönül bağlama ve inanma.

Eğer düşman sana şeker gösterse, sen onu acı nesne san.

Ve düşmanın ne denli küçük olsa da onu hor görme ve zayıf olan düşmanına, güçlü bir düşmana eder gibi düşmanlık et.

O da kim ki deyip önemsemezlik yapma... Gizli ya da açıkça, düşmanın işinden habersiz olma.

Çünkü o daima kötü tasarılarla seni aldatmak hesapları peşindedir.

Sen de bir an bile onun kötü oyunlarından kendini güvende sanmayasın.

Düşmanının halini ve tasarladığı oyunları her an soradur, ta ki düşmanın belasına ve afetlerine uğramayasın.

Sonra, fırsat elvermedikçe düşmanlığını belli etme ve düşmanına karşı ne denli büyüklük taslarsan tasla, kendini düşmana büyük göster.

Ne denli düşmüş olsan da ona durumunu alçak gösterme."

Sonuçta düşman ya da rakibin tanımı çok muğlak, hedefleri, sınırları, boyutu çok yönlü olan bir olgudur.

Var olmak ve varlığı sürdürebilmek rakibin niyetlerini açık kılmak, sezmek, ondan daha akıllı davranmak ve daha iyi önlemler almakla mümkündür.

Mücadele ya da rekabet, toplumları dinamik, üretken, diri ve güçlü olmaya zorlar.

Rakibi tanımak başka bir şey, onu niyetlerini yapmaktan caydırmak başka bir şeydir.

Düşmanlık yapmak ise daha başka bir şeydir.

Necip Fazıl, "Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın; Gündüz geceye muhtaç sen de bana lazımsın!.." der.

 "Düşmanlar, el üstünde tutulmalı, yetiştirilmeli ve muhafaza edilmelidir.

Çünkü onları yitirmek, öz tanımlamaları tehlikeye sokar" türünden görüş ileri sürünler de vardır.

Sonuçta düşman, psikolojik bir ihtiyaç ve kimlik yaratıcı bir süreçtir.

Ancak çeşitli derecelerde düşmanlık da kin dolu, kendini aşırı üstün tutan ve başkalarından korkan gruplarla dolu bir dünya yaratır.

Bu konuda gerçeklerden kopmamak, ancak tuzaklara da düşmemek gerekir.

Rakibi tanımak, onu sizin üzerinizdeki niyetlerini uygulamaya koymaktan caydırmak başka bir şeydir; düşmanlık yapmak ise daha başka bir şeydir.

Uyanık, hazır, diri ve güçlü olmak gerekir.

Bunu da toplumlar çoğu kez rakipleri sayesinde başarırlar.

Dost ve düşman, muhalif ile muvafık, iktidar ile muhalefet birbirini tamamlayan unsurlardır.

Unsurlardan birinin eksik olması sistemi tehdit altına sokar.

Siyasi sistemin temel sorunu bu kültürün yeterince anlaşılamamış olmasıdır.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları