Zekeriya Öz kimden korktu?

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Dünyanın bütün istihbarat örgütleri kullanacağı elemanların önce zaaflarını tespit eder. Kadın, kumar, para, şöhret budalalığı gibi zaaflarını tespit ettikleri elemanın her türlü arşivini elinde bulunduran örgüt, intihar bombacılığı dahil olmak üzere hukuksuz, insanlık dışı her eyleme yönlendirir. Tıpkı firar gibi. Firarın “hicret” olduğuna da hem inandırırlar hem de sonraki operasyonda “şehadet” adına kendisini de patlattırabilirler.

Kendisini “kahraman(!)” zanneden Zekeriya Öz, günün birinde intihar eylemine girişirse hiç şaşırmam. Zekeriya Öz ve benzeri militanlar, bir başka deyimle  “Alamut Fedaileri” hipnoz altında bulundukları için gerçekçi düşünemezler.  “Obsesif”tir. Yani “takıntılı”... Obsesifliğin ötesi, paranoya. Paranoyanın diğer aşaması “şizofreni”dir. Zekidir şizofrenler. Pervasız oldukları kadar da korkaktırlar. Zekeriya Öz bu korku takıntısı yüzünden suikasta uğrayacağını zannediyordu. Tipik şizofrenler gibi kendisi inandığı gibi devrin başbakanını bile suikasta uğrayacağına inandırmıştı. Zannediyorum merhum Enver Paşa’ya ait olan “hainler korkak olur” diye bir teşhis var. Zekeriya Öz, kendisine verilen  “özel yetki”nin sınırlarını ve haddini aşıp bu memleketin Genelkurmay Başkanı’nı, kuvvet komutanlarını bile tutuklamayı başarınca tabiri caizse azmıştı. Haddini aşanlar bazen duvara toslar. Allah şaşırtır... Şeytanın vesvesesine kapılır.

Nitekim Zekeriya Öz, medyadaki kuryelerinin sayesinde güç sarhoşluğuna kapıldığı anda şirazeden çıktı. Devletin televizyonu ile tetikçi kanallarda “son dakika gelişmesi” alt yazıları ile gerçek anlamda bir devlet adamının evini bastırıp, peşinen “gözaltına alındığını” ilan etti. Dedik ya haddini aşmıştı. Dışarıda malum kanalların canlı yayın araçları ile sahte dijital delilleri oluşturmakta mahir(!) olan malum polisler, bu defa sert kayaya çarptılar. Sağ elindeki silahı polislere doğrultan “adam” sol elindeki diğer silahı kafasına dayayıp  “Hadi ulan alın beni!” diye bağırınca paniklediler... Kumpasçıların müdürü  “aman efendim” deyip konutun dışına çıkıp yazılı talimat aldığı Zekeriya Öz’ü aradı. Vaziyeti anlayınca “derhal orayı terk edin, basını da bu konuda susturun” talimatı alınca olay yerini terk etti. Zanlıyı adliyeye bile davet edemedi.

Diğer bir husus var ki evlere şenlik. Yüksek rütbeli bir generali tutuklamak maksadıyla çağrı çıkardı. O general merkez komutanlığına sivil elbise giyerek teslim olma yerine bağlı bulunduğu üst komutanlığına “Beni sorgulayamazlar. Eğer, kripto odasını aradıkları gibi komutanı olduğum karargahın nizamiyesine gelirlerse, askerime vur emri vereceğim. Eğer askerim emrime itaatsizlik yapıp vurmazsa ben vururum” restini çekti. Telefonları hukuksuzca dinleyen Zekeriya Öz, karizmasının çizileceğini anlayınca gözaltına alma ve sorgulama talimatını geri almak zorunda kaldı.

Aynı Zekeriya Öz, devrin gazetecilerinin çoğuna hükmederken dik duran ve hukuksuzluğa karşı duruş sergileyen birkaç gazeteciyi de tutuklamak istedi. O konuyu da yarın yazalım...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları