Zihinsel köleleşme

A+A-
Ahmet GÜRSOY

Dün Akıncı Üssü Davası başladı. Subay, astsubay ve general rütbesine kadar yükselmiş, iyi bir eğitim almış, koltuklarının altında yüksek dereceli diplomalar bulunan adamlardı bunlar. Bir cemaat tarafından yıllar süren bir alt eğitimden geçirilmişler ve hepsi birer biyolojik robota dönüşmüştü.

Büyük rütbeleri, etkin ve yetkin görevleri vardı ama onları bir imam idare ediyordu.

Koca koca filleri küçük kazıklara bağlamışlardı da filler, bırakın bağlandıkları kazıkları, ağaçları kökünden sökecek güçte oldukları halde, bağlandığı şu temelsiz kazığa meydan okuyamıyordu.

Tıpkı bunun gibiydiler.

Koca koca profesörler, bilim adamları, orduları yönetecek generaller, ortaokulu bile bitirememiş bir vaizin "öl" dese kendini öldürecek kadar bağlısı haline gelmişti.

Hâlbuki hepsinin önemli matematik problemleri çözecek yeterlikte hem bilgisi ve hem de aklı vardı.

Hepsi belirli düzeyde zekâ yeterliklerine sahipti. Lakin yıllar içinde paralel cemaat eğitimiyle zihinsel kölelere dönüştürülmüştü.

Televizyonda haberlerde onları izlerken içimden "insanlığa bak" dedim. "Yüzlerce akıl sahibi, kendilerinden nitelik ve yeterlik bakımından geride olan sözde bir adamın boyunduruğu altına girmiş, suç işlemiş ve şimdi askerlerin kolları arasında ilerliyor."

Bu durumu hangi psikoloji kuramı açıklar bilmiyorum.

Bir şey daha..

Böyle olaylar yaşayan bir ülke ve onu yönetenler, neden yaşadıklarından bir ders çıkarmak yerine değişik bir tekrarını deneme yoluna gidiyor?

FETÖ gerçeğini yaşayan Türkiye'deki muhatap siyasi kadrolar, FETÖ'ye düşman oluyorlar ama bundan ders almak yerine tıpkısının aynısı bir başka benzerine kapı açıyorlar.

İşte Millî Eğitim Bakanlığı'nın Ensar ilişkisi.

İşte AKP'nin toplumu cemaatleştirme eğilimi.

Ensar mantığı ile eğitim yaparsanız ancak cemaatleşirsiniz. Cemaatleşen bir toplum, kesinlikle özgürlüklerini kayıp eder.

Peki, nasıl dindarlaşacağız?

Bilimle!

İlahiyat bilimiyle.

Bunun Türkiye'de örnekleri var.

Din (elbette İslam'ı kast ediyorum) bilimsel yollarla öğrenilmelidir. Dini alt düzey öğrenme mekanizmalarından öğrenmek, hem eğitimim seviyesini düşürmekte ve hem de eğitimin niteliğini azaltmaktadır. Cemaatin öğreteceği din her zaman alt düzey, bilimden uzak, teolojik eksikliklerle, hatalarla dolu olmak eğilimini içinde barındırır. Çünkü her cemaat, aynı zamanda kendini diğerlerinden farklılaştırmış dini bir yorumdur. Ve her cemaat, kendi dini öğretisini gerçek din olarak kabul etmektedir. Dolayısı ile dini eğitim, bilimsel temelli olmak zorundadır.

Olmazsa ne olur?

FETÖ'cüler gibi olur..

İnsanlar general olabilirler, Profesör seviyesine kadar kariyer yapabilirler ama asla zihinsel kölelikten kurtulamazlar. İsterse bir meczup, bir çılgın veya bir düşman, koca Türk ordusunun subaylarını bir tek kişi üzerinden kendi menfaatlerine çalışan kimselere dönüştürebilir.

Cemaatleşen Türkiye'yi parçalamak kolaydır. Lakin özgür aklın hüküm sürdüğü, dinin bilimsel yollarla öğrenildiği bir Türkiye'yi parçalamak asla kolay değildir.

Gerekçe isteyenler için 1991'den bu tarafa Irak ve Suriye'de yaşananlar iyi birer örnektir. Bu ülkeler paramparça olmazdan evvel hepsi, tek adam yönetimiyle yönetilmekte, toplumlar da sosyolojik olarak cemaat ya da aşiretler şeklinde örgütlenmişlerdi. Türkiye, hatalı bir dindarlaşma sürecine sokulmaktadır.

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları