Ziya Gökalp ve İngiliz siyaseti

Ahmet B. ERCİLASUN

1924 yılında kaybettiğimiz Ziya Gökalp’tan hâlâ öğreneceğimiz çok şey var. Onun 1922 yılında Küçük Mecmua’da İngilizler hakkında yazdığı yazılar sanki bugün için yazılmış gibi. Aşağıda bu yazılardan bazı parçaları alıntıladım. İngiliz yerine Amerikan kelimesini koyarsanız Gökalp’ın sanki bugünün Türklerine hitap ettiğini siz de fark edeceksiniz.
 “Milletlerin müşterek mantığındaki esas, her kelimenin müsbet bir manaya malik olmasıdır. İngiliz mantığının umdesi ise, daima her kelimeden menfi bir mana kastetmektir. Meselâ İngilizlerin eski şark siyaseti ’Türkiye’nin tamâmiyet-i mülkiyesi mahfuzdur ve Avrupa’nın kefaleti altındadır.’cümlesiyle icmal edilirdi. Herkes ve bilhassa Türkler bundan Türklerin lehinde bir siyaset manasını çıkarırlardı. İngilizlerin bundan çıkardığı mana ise büsbütün başka idi. Lord Salisbury bir nutkunda bu cümlenin manasını teşrih etti (açıkladı)... ’Efendiler! Türkiye’nin tamâmiyet-i mülkiyesi mahfuzdur ve Avrupa’nın kefaleti altındadır. Bugün, bizim takip ettiğimiz şark siyaseti tamamiyle bu cümlede mündemiçtir. Fakat bu cümlenin hakiki manası nedir? Bunu da bilmeniz lazımdır. Türkiye’nin tamâmiyet-i mülkiyesi mahfuzdur demek, Türkiye ülkesi ilânihaye (sonuna kadar) Türklere bırakılacak demek değildir... Türkiye büyük devletler tarafından taksim edilmeyecek manasınadır. Bu, ... sair (başka)... gayelere mani değildir. Türkiye’de mahkûm olmak üzer birçok milletler var. Bunlardan hangisi sinn-i rüşde (olgunluk yaşına) vasıl olduğunu uzun isyanlar ve ihtilallerle ispat ederse Avrupa onu Türkiye’nin vesayetinden kurtarmaya çalışmıştır: Evvelce Romanya, Sırbistan, Yunanistan, Bulgaristan hep bu suretle istiklale nail oldular. Şimdi de Girit böyle bir istiklale ehliyetini ispat etmektedir. Yarın da Makedonya ve Ermenistan siyasi rüştlerini ispat edince müstakil olacaklardır.”
Şimdi sıra kimlere geldi dersiniz aziz
okuyucular?
“İngilizlerin, her ne zaman dost, nâsih ve mürşit sıfatıyla bir Türk’le görüştükleri sırada Türkler için en iyi idare sisteminin teokrasi olduğunu, demokrasinin İslamiyet’le itilaf edemiyeceğini (uyuşamıyacağını) ileri sürerler. İngiliz’in propaganda aletleri olan Fiç Moris ile Frew’nun ulemaya ne gibi telkinatta (telkinlerde) bulunduğunu bilmeyen yok gibidir. 31 Mart... hadiseleri hep sûret-i haktan görünmüş bu İngiliz nâsihlerinin (nasihatçılarının) vücuda getirdikleri irticai hareketlerdir. İngilizler, Türkiye’de Meşrutiyet doğduğu günden beri daima irticai ihtilaller doğurmaya çalıştılar... İngilizler müstakil, hür, mütekâmil bir Türkiye’nin vücudunu kendileri için tehlikeli görmeye başladı. O halde, Türkiye’yi yaşatmamak için ne yapmalıydı? Terakkiden uzaklaştırmak. Bunun için de hangi usulleri bize tavsiye etmeliydi? Teokrasi ve irtica.”
Bugün ABD bize hangi usulleri tavsiye ediyor? Ilımlı İslam.
“Umum Müslümanların nazarında İngilizlerle münasebettar (ilişkili) olmak din hainliğine ve vatan hainliğine en celî bir bürhandır (en açık bir delildir). İslam âlemi, İngilizlerin beğendiği din hainlerini mel’un, beğenmediği Müslümanları mukaddes tanır.”
Bugün ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği Türkiye’de kimleri beğeniyor acaba?
1980’lerde Kültür Bakanlığı, Ziya Gökalp’ın bütün eser ve makalelerini bir dizi halinde yayımladı. Gökalp’ın Küçük Mecmua’daki yazıları da Abdülhalûk Çay tarafından yeni yazıya çevrildi ve “Makaleler VII” adıyla 1982’de basıldı. Yukarıdaki alıntılar bu eserin 135-157. sayfaları arasından seçilmiştir. Gökalp’ın düşüncelerini ve ileri görüşlülüğünü öğrenmek isteyenler bütün kitabı okumalıdırlar.  

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş